Seyahatnâme Penceresinden Kosova ve Civarı

Yazının tamamı için tıklayınız.

Yalnız çağının değil tüm dönemlerin en önemli şahsiyetleri içerisinde yer alan Evliyâ Çelebi, Türk dünyasının olduğu gibi tüm dünyanın araştırmalarına konu ettiği seyyahların başında gelmektedir. Evliya Çelebi’ye atfedilen bu önem Seyahatnâme’nin tarihi bir vesika olmasıyla birlikte kendisinin çok yönlü kişiliğe sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Osmanlı sahasının hemen hemen her bölgesiyle ilgili bilgilerin bulunduğu Seyahatnâme’de Kosova ve civarından da oldukça bahsedilmektedir. Kosova’nın gerek coğrafî konum gerekse Osmanlı yönetimi için önemli oluşu seyahatnameye konu ediliş miktarıyla da paralellik arz etmektedir. On ciltten meydana gelen Seyahatnâme’nin dokuzuncu ve onuncu cildi hariç her cildinde Kosova ve civarı ile ilgili bilgilere rastlamak mümkündür. Bu çalışmada Evliyâ Çelebi’nin Kosova ve civarıyla ilgili verdiği bilgiler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınmıştır.

HİRİK,Erkan (2015).“Seyahatnâme Penceresinden Kosova ve Civarı”, I. Uluslararası Türk Dünyası Kültür Başkentleri Bilgi Şöleni, Türkiye-Kosova-Makedonya-Özbekistan, 05-07 Kasım 2015, Nevşehir.

Dolaysız Söz Aktarımı Açısından Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde Bektaşî Şahsiyetlerin Söylemleri

Yazının tamamını indirmek için tıklayınız.

XVII. yüzyılda elli yılı aşkın süreyle Osmanlı topraklarını gezerek gördüklerini Seyahatnâme adlı eserinde yazan Evliyâ Çelebi, yalnızca gezdiği yerlerin coğrafi özelliklerini aktarmakla kalmamış bununla birlikte o bölgelerin tarihinden insanlarına, bitkilerine, yiyeceklerine, giyeceklerine, örf ve adetlerine, mahallî ağızlarına kadar birçok konuda bilgi vermiştir. Evliyâ Çelebi’nin bu tutumu eserin muhteva olarak oldukça önemli bir konuma gelmesini sağlamıştır. 

Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme’nin birçok yerinde Hacı Bektaş Veli’den, Bektaşîlikten, Bektaşî tekkelerinden ve Bektaşî şeyhleri ile dervişlerinden doğrudan ve dolaylı olarak bahsetmektedir. Evliyâ Çelebi anlatılarında Hacı Bektaş Veli, Sarı Saltık Sultan, Osman Baba, Akyazılı Sultan, Koyun Baba gibi Bektaşîlik açısından önemli şahsiyetlerin menkıbelerini de anlatmaktadır. Bu menkıbelerde bu şahsiyetlerin kendi cümlelerini de doğrudan yazan Evliyâ Çelebi, okuyucunun zihninde dönemi ve şahsiyetleri canlı kılabilmektedir. Bu çalışmada Seyahatnâme’de başta şeyh ve dervişler olmak üzere Bektaşîlik ile ilgisi olan kişilerin söylediği ve Evliyâ Çelebi tarafından doğrudan ifade edilen bölümler dolaysız söz aktarımı açısından ele alınmıştır. Hem söz dizimi açısından hem de Bektaşîlik tarihinin başka bir tarihî kaynak olan Seyahatnâme aracılığıyla somutlaştırılmış ifadesi açısından çeşitli veriler sağlayacak olan bu çalışma ile Evliyâ Çelebi’nin Bektaşîliğe bakışı incelenmiştir. Aktarıcının konuşan kişinin özgün söz dizimi ve kelime yapısını samimiyetle muhafaza eden dolaysız söz aktarımlarıyla Bektaşî şahsiyetlerin sözleri incelenmiştir.

HİRİK,Erkan (2015).“Dolaysız Söz Aktarımı Açısından Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde Bektaşî Şahsiyetlerin Söylemleri”, II. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Hoşgörü ve Barış Sempozyumu, 08-10 Ekim 2015, Nevşehir.

Dilbilimci Olarak Evliyâ Çelebi

Yazının tamamını indirmek için tıklayınız.

Bu çalışma Omeljan Pritsak’ın altmışıncı doğum günü nedeniyle çıkarılan makaleler arasında yer almaktadır. Bu makaleler Pritsak’ın meslektaşları ve öğrencileri tarafından yazılmıştır. Çevirisi yapılan bu çalışma ise Tibor Halasi-Kun tarafından yazılmış ve bu kitapta yayınlanmıştır. Halasi-Kun bu çalışmasında Türk tarihi, Türk dili, Osmanlı coğrafyası gibi birçok konuda önemli eserlerden olan Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi üzerine dikkatleri çekmek istemektedir.

Halasi-Kun bu çalışmada Evliyâ Çelebi’nin yazmalarından hareketle ona bir dilbilimci gibi bakmaktadır. Türkçenin ünlü ve ünsüzler ile ilgili özelliklerini belirlemek için Latin harfli metinlere araştırmacılar tarafından önem verildiğini belirten Halasi-Kun, Osmanlı defterlerinin ve Arap harfli bazı metinlerin ise bu anlamda göz ardı edildiğini belirtmektedir. Türkçenin sesleri ile ilgili özellikleri belirlemede defterlerin ve çeşitli Osmanlıca metinlerin önemli olduğunu düşünen Halasi-Kun, Evliyâ Çelebi’nin bu açıdan incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Kendisi Seyahatnâme’nin Topkapı Sarayı’nda bulunan yazmalarından hareketle altıncı ciltteki Evliyâ Çelebi’nin yazdığı Macarca kelimeleri incelemektedir. Macarca kelimelerde bazı seslerin Türkçeye aşina kulaklar tarafından duyulamayacağını ve yazılamayacağını belirten Halasi-Kun, Evliyâ Çelebi’nin adeta bir dilbilimci gibi Macarca kelimeleri seslerin aslına uygun bir biçimde yazdığını belirtmektedir. Yetmiş sekiz adet Macarca kelimenin sesletim karşılıklarını ve onların İngilizcelerini veren Halasi-Kun, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nin detaylı bir şekilde incelenip yayınlarının hazırlanması gerektiğini belirtmektedir. Yazara göre Evliyâ Çelebi Seyahatnamesi dönemin Türkçe ünlü ve ünsüzleri hakkında önemli bilgiler vermektedir.

HALASİ-KUN, Tibor; (Çeviren: HİRİK, Erkan), Dilbilimci Olarak Evliyâ Çelebi, Turkish Studies – International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 10/8 Spring 2015, p. 1355-1364.

Türkçe Fiillerde Kılınış Türlerinin Dil Öğretimindeki Yeri Üzerine

Prof. Dr. Ahmet Karadoğan ile birlikte…

Yazının tamamı için tıklayınız.

Kılınış (aktionsart) fiil kök ya da gövdesinde belirtilen hareketin gerçek dünyada gerçekleşme esnasında belli noktalara ya da sürece vurgu yapıp yapmamasıdır. Fiil tabanındaki belirtilen hareketin gerçekleşme tarzı fiillerin kılınış türlerini belirler. Özellikle batı dillerinde fiillerde iki farklı kılınış türü (sonlu-sonsuz “telic-atelic”) görülürken Türkçe fiillerde üç tür kılınış bulunmaktadır. Türkçede bunlar “sınır vurgulamayan fiiller”, “son sınırı vurgulayan fiiller” ve “ön sınırı vurgulayan fiiller” olmak üzere sınıflandırılabilir. Bu kılınış türlerinden “ön sınırı vurgulayanlar” diğer dillerde pek rastlanmayan niteliğe sahiptir. Örneğin otur– fiilinin içerisinde birisi hareketi başlatan ve dinamik, diğeri ise hareketin devamını gösteren (oturma hali) ve durağan olmak üzere iki farklı durum söz konusudur. Bu gibi ön sınırı vurgulayan ve aslında iki hareketi ifade eden fiiller Türkçede tek bir fiil ile karşılanmaktadır; ancak gerçek dünyadaki aynı hareket diğer dillerde birden fazla fiil ile ifade edilmektedir. Türkçe otur– fiilinin kılınışında yer alan hareketi başlatan ve dinamik olan fiil İngilizcede to sit down ile ikinci olarak hareketin devamını ve durağanlığını gösteren fiil ise to sit ile ifade edilmektedir. Kılınış türlerindeki bu farklılıklar gerçek hayattaki hareketlerin dildeki karşılıkları olan fiilleri de etkilemektedir. Bu durum başta çeviride ve yabancılara Türkçe öğretimi konusunda sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada kılınış türlerinden hareketle bunun diller arasındaki ilişkisine ve dil öğretimindeki yerine değinilecektir.

• KARADOĞAN, Ahmet; HİRİK, Erkan (2015). Türkçe Fiillerde Kılınış Türlerinin Dil Öğretimindeki Yeri Üzerine, International Journal of Languages Education and Teaching, UDES Özel Sayısı, s. 48-59.

Anlam Değiştirme Aracı Olarak Olumsuzluk Eki –mA

Yazının tamamı için tıklayınız.

Olumsuzluk farklı boyutlara sahip bir alandır. Bu nedenle felsefe, psikoloji ve dil bilim gibi disiplinler arası bir özelliğe sahiptir. Bununla birlikte olumsuzluk dil bilimi içerisinde de farklı boyutlara sahiptir. Biçim bilimi, anlam bilimi ve söz dizimi gibi alanları ilgilendiren olumsuzluk, araştırmacılar tarafından farklı şekillerde incelenmiştir. Her dil bir olumsuzluk işaretleyicisine sahiptir. Türkiye Türkçesinde standart olumsuzluk işaretleyicisi –mA ekidir. Bu ekin hangi ek kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği de araştırmacılar tarafından farklı şekilde ele alınmıştır. Bu çalışmada standart olumsuzluk işaretleyicisi olan –mA’nın eklendiği fiilleri başka fiillere nasıl dönüştürdüğü gösterilmeye çalışılmıştır. Böylece –mA’nın anlam değiştirme yöntemleri ortaya konmuştur. Tüm bunlar olumsuzluk eki –mA’nın yapım ekleri arasında değerlendirilmesi gerektiğinin göstergeleri olarak belirtilmiştir.

(…)

Bu çalışmada, –mA ekinin yapım ekleri kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği, ekin iki işlevi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bunlardan birincisi, ekin fiil tabanlarına kattığı gerçekleşmeyişin/olmayışın yeni bir anlama ve reel dünyadaki karşılığının başka bir harekete/hareketsizliğe denk gelmesidir. İkincisi ise olumsuzluk eki –mA almış fiillerin söz varlığında başka fiillerle karşılanabilecek, ifade edilebilecek şekilde kullanılabilmesidir. Yani, olumsuzluk eki almış fiil tabanı başka bir fiil ile karşılanabilen, dolayısıyla başka semantik alanları da kapsayabilen fiillere dönüşmektedir. Bu durum farklı boyutlara sahip olumsuzluğun dil bilgisel boyutunun da aslında çok yönlü olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Aynı zamanda olumsuzluk eki almış fiil tabanlarının başka fiillerle ifade edilebilmesi Türkçenin ifade gücünün çeşitliliğini de göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

• HİRİK, Erkan (2015). “Anlam Değiştirme Aracı Olarak Olumsuzluk Eki –mA”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Sayı 44, ss. 167-185.

Kılınış Özellikleri Bakımından ‘–(I)r…–mAz’ ve ‘–DI…–mAdI’ Yapıları

Yazının tamamı için tıklayınız.

Dil içerisinde farklı dil bilgisi kategorileri birbirlerinin kullanım alanlarına girerek birbirlerini biçim ve anlam bakımından etkilerler. Anlam biliminin alanına giren kılınış konusu da biçim bilgisiyle ilgili olan bazı zarf-fiil eklerinin kullanım alanına etki eder. Oğuz ve Kıpçak lehçelerine özgü biçimler olan ve Türkiye Türkçesinde yaygın olarak kullanılan “– (I)r… –mAz” ve “–DI… –mAdI” yapıları zarf-fiil olarak görev yaparlar. Anlam olarak birbirleriyle benzer işlevleri gören bu yapılar, eklendikleri fiiller konusunda birbirlerinden ayrılırlar. Bu ayırımın temel nedeni fiilin iç zamanı olan kılınıştır.

(…)

Türkçede ancak son zamanlarda incelenmeye başlanan kılınış konusu birçok dil bilgisi olayının sebebi olarak görünmektedir. Bu nedenle gerek biçimbilgisi gerek söz dizimi gerekse de anlam bilgisi konularında fiiller incelenirken o fiillerin kılınış türleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Keza fiillerin zaman ve hareket olarak içyapısı o fiile gelecek olan ekten, hareketin gerçek dünyadaki karşılığına kadar birçok konuyu etkilemektedir. 

• HİRİK, Erkan (2013). “Kılınış Özellikleri Bakımından ‘–(I)r…–mAz’ ve ‘–DI…–mAdI’ Yapıları”, Bengü Beläk – Ahmet Bican Ercilasun Armağanı, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, s. 233-242, Ankara.

Ortak Türkçe Üçgeninde Yansıma Sözlerin Durumu

Ahmet Turan Türk ile…

Yazının tamamını indirmek için tıklayınız.

Eski Türkçeden bugüne değin Türkçenin ifade gücünü arttıran unsurlardan birisi de yansıma sözlerdir. Bu sözlerin söz varlığı içerisinde özel bir yeri bulunmaktadır. Söz ile anlam ilişkisi sonucunda ortaya çıkan nedensizlik ilkesi, yansıma sözlerde nedenlilik ilkesi ile birbirine bağlanmaktadır; çünkü doğada istemsiz şekildeki insan ve insan dışı canlı-cansız varlıkların çıkardığı ses ve gürültüleri taklit yolu ile yansıtan söz, yansıma sözdür. Kısacası yansıma sözler, göstereni ile gösterileni aynılaşmış olan dil göstergeleridir.

Her ne kadar bu varlıklar aynı sesleri çıkarıyor olsa da insanlar aynı şekilde duyduğu bu sesleri kendi dilinin ses demetine göre farklı şekilde söylemekte ve yazmaktadır. Bu durum farklı toplumlarda olabildiği gibi aynı kökene ve dile sahip bir dilin konuşurları arasında da olabilmektedir.

Bu çalışmanın ana konusu olan yansıma sözler, Türk yazı dillerinde aynı anlama gelse de kimi zaman farklı biçimlerde sesletilmektedir. Bununla birlikte aynı sesletim ve aynı anlamla ifade edildiği de görülmektedir. Örneğin “şar şar” yansıma sözü pek çok Türk yazı dilinde aynı biçim ve anlamda kullanılmaktadır. Buna karşın Türkiye Türkçesinde “küt küt” ya da “güm güm” şeklinde ifade edilen kalp sesi Tatar Türkçesinde “döp döp” biçiminde karşılık bulmaktadır. Bu çalışmada Türk dünyasının kültür merkezlerinden olan İstanbul, Kazan ve Taşkent özelinde Türkiye Türkçesi, Tatar Türkçesi ve Özbek Türkçesinde kullanılan yansıma sözlerin ses, biçim ve anlam yönünden karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapılmıştır.

• HİRİK, Erkan; TÜRK, Ahmet Turan (2013). “Ortak Türkçe Üçgeninde Yansıma Sözlerin Durumu”, Bengü Bitig – Dursun Yıldırım Armağanı, Öncü Kitap, s.383-396, Ankara.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde Ölüm Örtmeceleri

Yazının tamamı için buraya tıklayınız.

Her toplum kendi sosyo-kültürel yapısından dolayı bir takım kurallar oluşturur. Bu kurallar sadece davranışa yönelik değildir. Dil de bu kurallardan etkilenir. Korkulan, iğrenilen, ayıp sayılan hareketleri yapmak kadar bu hareketleri söylemek de toplum tarafından uygun karşılanmaz. Toplumun bu tabuları sonucu dilde yasaklanan kelimeler daha yumuşak ifadelerle söylenir. Bu tip sözlere örtmece söz denir.

Birçok toplumda olduğu gibi ölüm olgusu Türk toplumunun da sıkça anmak istemediği konulardan birisidir. Bu anlamda Türkçede ölüm olgusunu ifade edecek oldukça zengin bir ifade çeşitliliği oluşmuştur. Bu ifadeler günlük hayatta kullanıldığı kadar edebî eserlerde de üslûp özelliği olarak kullanılmaktadır.

Evliyâ Çelebi de eserinde örtmece sözleri sık sık kullanmıştır. Bu çalışmada Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nin ilk üç cildinden seçilmiş ölüm ile ilgili bazı örtmece sözler değerlendirilmiştir.

(…)

Yazının devamı için aşağıdaki kaynak adına tıklayınız.

• HİRİK, Erkan (2013). Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde Ölüm Örtmeceleri, Yeni Türkiye Dergisi, Sayı 55, s. 441-451.

Türk Dili Derslerinin Algılanışı ve İşlenişi ile İlgili Sorunlar

Yazının tamamı için tıklayınız.

Kültür, bir milletin geçmişten geleceğe çeşitli vasıtalarla aktardığı birikimidir. Bu birikimi aktarmada en önemli araç hiç kuşkusuz dildir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde Türk Dili derslerinin önemi yadsınamaz. Çünkü en önemli kültür aktarım aracı dildir. Günümüzde uygulanan Türk Dili derslerinin içerikleri bu büyük kültür birikiminin aktarılmasında yetersiz kalmaktadır. İnsanlar kültürlerini anlamak için öncelikle dillerini iyi bilmek zorundadırlar. Lakin Türk Dili derslerinin üniversitelerin birinci sınıflarında yalnızca haftalık 2 saat ile sınırlandırılması bir takım dil bilgisi ve kültür konularının işlenmesini mümkün kılmamaktadır. Bu kısıtlama işlenilen konularda da derinleşmeye engel teşkil etmektedir. Bununla birlikte özellikle Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin alan derslerini ön plana alması ve Türk Dili derslerini “yalnızca kredi doldurmaya yarayan ders” olarak algılamaları da problemin bir diğer boyutudur.

(…)

Yazının devamı için aşağıdaki kaynak adına tıklayınız.

HİRİK, Erkan (2012). “Türk Dili Derslerinin Algılanışı ve İşlenişi ile İlgili Sorunlar,” Ulusal Meslek Yüksekokulları Çalıştayı ve Öğrenci Sempozyumu. s. 212-217, Nevşehir.

Marek Stachowski, Etimoloji

Yazının tamamı için tıklayınız.

Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsünün 50. yılını kutladığı şu günlerde bilimsel düzeyi yüksek olan bir eser daha enstitünün aracılığı sayesinde okuyucular ile buluştu.

Türklük Bilimine Polonya’da önemli hizmetler sunan Marek Stachowski bilindiği gibi “Dolganischer Wortschatz”, “Studien zum Wortschatz der Jakutischen Übersetzung des Neuen Testaments”, “Dolganische Wortbildung”, “Konsonantenadaptation Russischer Lehnwörter im Dolganischen” gibi eserleriyle okuyucu karşısına çıkmıştır. Stachowski son olarak da Türkçe kaleme aldığı “Etimoloji” adlı eseri ile araştırmalarına bir yenisini daha eklemiştir.

(…)

Marek Stachowski’nin eserinin yalnızca Türklük Bilimi ile ilgilenenlerin değil, dil ile ilgilenen özellikle de “etimoloji” ile ilgilenen herkesin faydalanabileceği bir eser olduğunu belirtmek gerekir. Zaten Stachowski eserinin ön sözünde “bu kitap Türkçenin ne de başka bir dilin etimolojisine aittir. Eserde hedeflenen amaç, bir etimoloğun fikir silsilesi ile deliller toplayıp bunları ortaya koyma yöntemlerini anlatmaktadır” diyerek bu durumu ortaya koymaktadır.Stachowski eserinde sadece etimolojinin ne olduğunu anlatmamış ve etimolojik tahlil esnasında izlenilmesi gereken yollardan, karşılaşılabilecek ilginç durumlara kadar birçok konuya değinmiştir. Eser etimoloji hakkında fazla bilinmeyen gerçekleri araştırmacılara sunduğu gibi verdiği örnekler ile bu gerçekleri tanıklamaktadır. Bununla birlikte çok sayıda dilden verdiği sözcük örnekleri ile bir sözcüğün farklı diller arasında nasıl anlam ve şekil değiştirdiği, hangi hikâyelere sahip olduğu verilmiştir. Bu da eserin ne denli titiz bir araştırmanın ürünü olduğunu göstermektedir.

• HİRİK, Erkan (2012). “Marek Stachowski, Etimoloji” Tanıtma, Karadeniz Araştırmaları, Sayı 34, s. 184-189.