Ramazanın sonlarına geldiğimiz şu günlerde ruhanî ya da dinî konulara da son kez değineyim dedim ve açtım “word”den bir boş belge yazmaya başladım size şu anda. Bu konuya değinmeme sebep olan yine bir takvim yaprağı… Aslına bakarsanız değişik de bir konu. “Vahiy”
Sözlük anlamına baktığımız zaman TDK bize 1-“Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi: “Bir ilham istiyorum bir gün vahye erecek.”- B. K. Çağlar. 2 - Bu biçimde bildirilen buyruk” gibi iki anlam ve bir örnek vermektedir. Arap dili sözlüklerinde ise “gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, işaret etmek, seslenmek ve fısıldamak anlamlarına gelen vahiy, terim olarak, Allah’ın Peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denmektedir.
Peki Hz. Muhammed’e vahyin geliş şekilleri nasıldı ?
- -Uyanıkken Cebrail tarafından vahyin onun kalbine bırakılması
- -Cebrail’in insan suretinde getirdiği vahiy ki bu vahyin en kolay şeklidir.
- -Cebrail’in görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi
- -Cebrail’in kendi aslî şekliyle getirdiği vahiy
- -Doğru rüyalar; peygamberin gördüğü rüyalar aynı şekilde hayatta meydana gelirdi.
- -Vahyi peygamberin doğrudan Allah’tan alması veya perde arkasından Allah’la konuşması şeklinde olan vahiy.
Vahiy bir hal, bir yaşayıştır. Nasıllığını ve niteliğini ancak onu gönderen ve alan bilir. Mahiyetini insanların anlaması zordur. Vahiy geldiğinde peygamber titrer, rengi değişir, alnı titret ve nefesi sıkışırmış. Hz. Muhammed gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyamet Suresi 46-49) sonra vahiy katiplerine yazdırırmış. Her sene Ramazan ayında inen ayetleri ve sureleri Cebrail’e okuyup arz edermiş.
Vahiy gerçekten de insanoğlunun anlayamayacağı bir şey sanırım. En azından ben anlayamıyorum. Vahiy ile ilham arasında bir fark var mıdır? Varsa bunlar nelerdir araştırmak lazım sanırım.
Bazen değişiklik gerekir, ben de onu yaptım.