Kısa bir tatilin ardından Ankara’ya dönmüş bulunmaktayım. Biliyorum beni çok özlediniz
Güzel bir tatil oldu. Allah herkese nasip eder inşallah. Size biraz yolcuğumdan bahsedeyim. Tatildeyim yazısını yazdım ve o sabah saat 06.30′da direksiyona geçtim. Yağmur yağıyordu buralara hafiften hafiften. Onun verdiği kaygı ile temkinli gidiyordum. CD’yi dinleyerek gidiyor, Ankara’dan çıkışımla artan yeşillik miktarını keyifle izliyordum. Bolu tüneline girerken Aşk Mıdır Ki çalıyordu sözleri Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman)‘a ait olan…
Acayip keyifliydim. Arada bir abimle, arada bir annemle muhabbet ederek, şakalaşarak yolumuza devam ediyordum. Karadeniz’e yaklaştıkça yeşillik artıyordu. Etraftaki çamların kokusu girsin diye arada bir camı açıyordum. Böyle mayhoş denilebilecek bir kokusu yok mu onların, gerçekten başdöndürücü. E yorulduk artık bir yerde duralım değil mi…Sapanca Gölü kıyısında güzel bir tesis var orada durdum. Kahvaltı yapmamıştık, orada yaptık göle karşı. Oradan sonra direksiyonu ağabeyime verdim. Geçtim arka koltuğa biraz uzandım. Uyandığımda İzmit‘e gelmiştik. Yol boyunca bizi takip eden amcam vardı arkada da. İzmit’te onun arabasına geçtim. Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü geçtikten sonra uykuya daldım tekrar. Ha unutmadan İzmit’ten ananaslı Fayrouz aldım. Güzeldi. Gece geç yatmış olmanın verdiği yorgunluk ve yattığımda da çamaşır makinasının sesinin verdiği huzursuzlukla gece iyi uyku çekememiştim. Acısını çıkarıyordum yolda. Gözlerimi açtığımda Büyük Çekmece Gölünün yanındaydık. Çatalca derken girdik mi bizim meşhur dağ yoluna. Yol o arada çok bozuk ve virajlı. Buna karşın sağ ve solunuz tamamen ormanlık alan. Medeniyetten iz yok. Gittikçe gidiyorduk ve sonunda en yüksek tepeye geldiğimizde denizi ve Yalıköyü görüyorduk. Yalıköy’e girdiğimizde pek bir şey değişmemişti bir yıldan bu yana. Kapıya yaklaştığımızda kim vardı bilin…Kanchaskis ve Zeyna.
Devamı gelecek…
Bazen değişiklik gerekir, ben de onu yaptım.