Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni

Sustum
Sustum…
Bir daha konuÅŸmamak üzere…
Daha evvelden bakılmaya kıyılmayan gözlere…
Balıkçıların her seherde yakamozları gözlediÄŸi denizlere…
And içip sukûta ve ahd edip sözlere…
İncire, zeytine ve Tur-i Sîna’ya…
Bir ÅŸehidin ardından aÄŸlayan anaya…
Çaresizlik içinde kıvranılarak edilen duaya…
Bir muÅŸtu niyetine yarılan güneÅŸe ve aya…
Sukûtun kâr olduÄŸu Sıdret’ül Münteha’ya…
Kasem edip yaratılan zamana…
DaÄŸların yürütüldüÄŸü an’a…
Diyetimi ödeyip elif ve be’ye…
Kapanıp seccadeye ve dönüp yüzümü Kabe’ye…
Rahmetine sarıldım Elif diye…
AÄŸladıkça sustum, sustukça aÄŸladım…
AÄŸladım…
Kara gözümde yaÅŸları kurutmamak üzere…
Sühanı la’l olmuÅŸ dillere…
Adem’i Havva’dan ayıran daÄŸlara…
Meryem’in topuÄŸunu vurduÄŸu topraÄŸa…
Belkis’in altından tahtına…
Öksüz ve yetim çocukların bahtına…
Gazabı va’dettiÄŸin ahdine…
Affı yaratan ve affeden kadrine…
Yaralanmış aşıkların sadrına…
DüÅŸmüÅŸüm bir Zümrüd ü Ankâ’nın ardına…
Yemin edip damarımdaki kana…
Ve kutsal deyip başıma sürdüÄŸüm “nân”a…
Bütün umudumla sarılıp o esrarlı “kün fe yekûn”a…
Açıp ellerimi Rahman’a…
Bel baÄŸladım imana…
Ta ki beni atmasın yabana…
Yabana ne verirse versin, cemalin versin ya bana…
Yoksa bu acı onulmaz ana…
Ya bu ruhum cehennemde cayır cayır yana…
Ya benim gönlüm sade ve sadece ondan yana…
Sustukça aÄŸladım, aÄŸladıkça sustum…
Hasan KARA