Ve bu yıl ki son sahur soframızdan da az evvel kalkmış bulunuyorum. Ezan henüz okunmadı ama birkaç dakika var. Bir nevî ramazanı bitirdik diyebiliriz artık. Allah başka ramazanları da gösterir inşallah. Bu yazıya neden başladım ben de bilmiyorum. Aklıma gelenleri yazıyorum şu anda.

Yemekten sonra dişlerimi fırçaladım hep, ancak macun sürekli susamama sebep oluyor. Bu yüzden su içiyorum bol bol. Kaan’ın güzel bir benzetmesi var ramazan boyunca söylediği, özellikle de sahurdan sonra söylüyor bunu. Çünkü o da benim gibi çok su içiyormuş. “Varil gibi oldum, olum içim lık, lık”. Bunu ilk söylediğinde sen zaten öylesin demiştim. Bazen pat pat söylüyorum ağzıma geleni ama biliyorum ki ya da tahmin ediyorum ki karşımdaki insan benim arkadaşım alınmaz böyle şeylere. Enseye tokat meselesi. Mavi bardaktan su içince sanki deniz suyu içiyormuş hissi uyanıyor içimde ne alakaysa işte. Serbest çağrışım dedikleri bu olsa gerek.

Bir de bu odada ezan sesini zor duyuyorum ya da duymuyorum, Kaan bana alarmlık yapıyor. ( Ezan okunmaya başladı ). Vay be 30 gündür gecenin bir yarısı ev ahalisi ile yemek mi yiyor muşuz? Sahurda balkona çıkıp bakınca, evlerde ışıkların yandığını görünce bir sebepsiz, sebepli huzur kaplıyor içimi. Hele hele bir de benim gibi balkona çıkan birilerini görünce derin bir nefes alasım geliyor. Gecenin zaten gündüzden farklı somut bir kokusu var. Cidden bakın. Çıkın bir gece ve içinize çekin o kokuyu önce burnunuzda sonra kalbinizde hissedeceksiniz.

“Özür Dilerim” kötü bir laf. Hiç sevmediğim laflardandır. Seçil bilir. Derim ki özür dilenecek bir şey yapmazsan özür de dilemezsin. Et’me’ bul’ma’ dünyası. –mA- eki. Yağmur yağıyor dışarıda inceden inceden.

Son olarak damacanadan bir şişeye pompasına basarak su doldururken, doldurduğunuz şişeden taşmaması için ayarlayama çalışıyorsunuz ya, son basmalar daha bir hafif oluyor ya…

Saygılar.