Ramazan Davulcusu ve Türk Geleneği

Ramazan ayındayız ve bu ayla ilgili birkaç yazı yazdım. Bu yazılardan sonra ramazan davulcularını ele almamak olmaz sanırım.
Kimdir bu ramazan davulcusu? Basit bir tanım yapmak gerekirse Türkiye’de yaşayan İslam dinine mensup ve oruç tutmaya niyetli olan kişileri uyandırmak maksadıyla sahur dediğimiz vakitlerde kendi mahallesine davul çalarak bir nevî çalar saat/alarm görevi gören kişidir. Yalnızca ramazan aylarında gerçekleşen bu uygulama Osmanlı döneminden itibaren gelenekleşmiştir. Mahya konusunda belirttiğim o ışıkların Türklere has bir özellik olması ile birlikte davulculuk geleneği de Türklere aittir.
Davulculuk geleneğini icra eden kişi genelde erkektir. Bunda önemli sebep davul çalma işinin genellikle erkekler tarafından yapılabilecek fiziki bir iş olması, işin gece yapılması gelmektedir diye düşünüyorum. Tabi bu gelenek yalnızca davul çalarak insanları gürültü! ile uyandırma maksadından ziyade icra esnasında maniler söylemeyi de gerektiren bir mahiyettedir. Günümüzde mani söyleme işi bırakılmıştır. Eski uygulamalarda görülen davulcuların yürüyerek mahalleyi dolaşma işi de bırakılmıştır. Görülen bu iki değişmenin sebebi mahallelerin yürüyerek gezilebilmekten öteye geçmiş, sınırlarının geniş olması ilk sebep olarak gösterilebilir. Tabi günümüzdeki ramazan davulcularının araba üzerinde dolaşması ve bir mahallede birden fazla davulcu olması da bunun bir diğer göstergesi. Aynı şekilde bu konuyu şöyle de düşünebiliriz; eskiden herkesin araba/at vs gibi taşıtının olmaması da eski dönemde insanların mecburen yürümesine sebep olmuş da olabilir.
Eskiden her evde çalar saatin olmayışı böyle bir geleneği bizim gibi pratik zekâlı Türkler tarafından bulunmuş olmasını kaçınılmaz kılmıştır diye düşünüyorum.
Bunlarla birlikte oruç tutmayan, gelenekleri pek önemsemeyen yahut sahura kalkmak yerine gece geç saatte yemek yiyip yatarak oruç tutan kişilerin nicelik olarak artması ramazan davulcularının “rahatsız ettiği” düşüncesinin ortaya çıkmasına da neden olmuştur. Bu düşüncenin paralelinde davulcuların para toplamak için apartmanların içinde davul çalması, “sahte davulcuların” türemesi de geleneğin önemsenmez bir hale gelmesine sebebiyet vermiştir. Hatta sahtelerinden ayırt edilmek için gerçek ramazan davulcuları çeşitli afişler bastırarak günümüzde dağıtmakta ve ilan etmektedir. Bazı yerel yönetimler de davulculara olan tepkilerin artmasından ötürü belirli kaygılarla bu geleneğe yasak getirmiştir. (İlgili haber için tıklayınız)
Tüm bunlardan sonra diyebiliriz ki, ramazan davulculuğu geleneği günümüzde devam etse de eski özgünlüğünü maalesef barındırmamaktadır. Aynı şekilde Türk milletinin İslam dininin gereklerine nasıl kendilerince katkıda bulunduğunu da görmüş oluyoruz. Mahya, ramazan davulcusu ve niceleri…

Geleneklerin unutulmaması / bozulmaması ümidiyle…

 

Bu yazıda 6 yorum var.

  1. Gerçekten çok hoş bir gelenek hele şu zamanda böyle şeyleri yaşatmak zor, kaldıki bu sadece bizim için değil tüm Dünya için böyle gelişen teknoloji ve yek ahenk olan Milletler pek te iç açıcı gelmiyor ne derseniz? Farklılıklar zenginlik değil midir? Bunları göz önünde bulundurursak bu değerleri daha iyi koruyacağımıza inanıyorum.

  2. Sırf bu güzellikleri yaşayabilmek için çoğu zaman eskide yaşayan bir insan olmayı istemişimdir hep.

  3. Hacivat karagöz’ün televizyona yenildiği gibi, ramazan davulcusuda hem teknolojiye hem de değişen yaşam tarzları karşısında yenilmiş anlamsızlaşmıştır artık.

    Davulcularında yenilgiyi en kısa zamanda anlayarak bu işe son vereceği günü bekliyorum.

  4. Sırf bu güzellikleri yaşayabilmek için çoğu zaman eskide yaşayan bir insan olmayı istemişimdir hep

  5. Ne güzelliğinden bahsediyorsunuz arkadaşlar, olaya hep kendi tarafınızdan bakmayın, birde kendinizi oruç tutmayan o saatte kalkması gerekmeyen diğer insanların yerine koyun, kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı varmı, kaldıki oruç tutanlar bile bundan rahatsızdır, bu eski dönemlerde uygulanabilirliği olan bir gelenektir ama günümüz şartlarında sahura kalkmamız için daha işlevsel aygıtlar vardır, ne yani sen ver belinde bira şişesiyle dolaşan bir adamın eline davulu o da güya sahura kalkacak müslümanları kaldırmak için davula patlatırcasına vursun, olurmu böyle bir şey arkadaşlar, biz kaçıncı asırda yaşıyoruz. Ayrıca benim bildiğim davul tek tokmakla ve maniler söylenerek çalınan simgesel olarak yapılan ve ramazana bir hoşluk katan bir uygulamadır. Saygılarımla

  6. “Hoşgörü” diye bir kavramı daha evvel duydunuz mu Sayın Sefa Deniz?

Yorum Yaz