
24 Ekim 2008
Bildiğiniz gibi Türkiye’de internet sitelerine sansür uygulaması getirmek adetâ bir moda oldu. Bunlardan en çok nasibini alan site ise hepimizin hoşça vakit geçirmesine yarayan YouTube. Bir video paylaşım sitesi olan YouTube birçok kez mahkeme kararı ile kapatıldı ve halen de kapalı.
Peki kapalı olan bu siteye giremez miyiz? Elbette girmek için bir çok yöntem mevcut. Fakat bu yöntemler kalıcı çözümler üretmiyorlar. Ben ise size burada kalıcı bir yöntem anlatacağım. Benim anlatacağım yöntem YouTube’a ait 2859 tane IP adresini bilgisayarınızda bulunan C:\Windows\System32\drivers\etc\hosts dosyasına kaydederek siteye ulaşmanızı sağlıyor.
Şimdi başlayalım tek tek;
1- Buraya tıklayarak programı indiriniz ( Açılan siteden Free Butonuna basıp çıkan saniyenin geriye doğru sayıp bitmesini bekleyiniz. Ortada yazan Download butonuna basınca indirme başlayacaktır. 381 KB’dir.) – Bu programı yalnızca bir kez kullanacağız. İlk kullanımımızdan sonra internet tarayıcınıza (Internet Explorer, Firefox, Opera vs. ) www.youtube.com yazarak ulaşabileceksiniz.
2- İnen dosyanın üzerinde (YouTubeJackerKur.rar) sağ tuşa basarak “Buraya Çıkart” (Extract Here) seçeneğini seçiniz. Çıkarma işlemi sonrasında YouTubeJackerKur.exe adlı bir dosyanın oluşması gerekmektedir.
3- Bu basamakta YouTubeJackerKur.exe adlı dosyaya çift tıklayarak kurulum işlemini başlatınız. (Çıkan Lisans Sözleşmesini Onaylayarak, İleri ve Yükle…”Son” a tıkladığımızda kurulum bitmiştir.)
İşte bu kadar. Bu işlemlerden sonra Internet Explorer, Firefox, Opera gibi tarayıcılardan hangisini kullanıyorsanız www.youtube.com yazarak ulaşabilirsiniz. Youtube alternatifleri için ise buraya tıklayınız.
İyi eğlenceler.

22 Ekim 2008
Yıllardır dinleye dinleye bitiremediğim bir şarkı. Sizinle de paylaşmak istedim. Sözlerindeki benzetmeler müthiş. Zaten Doğan Canku‘nun bir gitar ustası olması ve sarkıdaki gitar tınılarını size hissettirmesi şarkının bir başka boyutu.
Yalnızlık ve aşk bir araya gelmiş şarkıda. Uzatmıyorum dinleyesiniz diye..
Sonsuza Dek
sokaklar geçiyorum sızım hüznüm gölgem benim
caddeler aşıyorum gözyaşlarım en sessiz dilim
asılsız çarelerle yürüyorum işte böyle
zamanı geriye çeviririm diye
acılar yaşıyorum kavuşmak bedeliyle
bekliyor biliyorum az ötemde sessizce
adımlarım yaklaştı görüyorum orda işte
kayboluverdi yine sokaklar arasında
elbet birgün yollar çaresizce tükenip son bulacak
zaman işte yeniden başlamış olacak
inanırım kalbim onunla sonsuza dek yaşayacak
kaybolup gidecek mazide birlikte
Dinlemek İçin Butona Tıklayınız.

21 Ekim 2008
Bir padişah korkunç bir hastalığa yakalanmıştı. Bir grup hekim, “Bu hastalığın ilacı, şöyle niteliklere sahip insanın ödüdür” dediler.
Padişahın emri ile görevliler bu nitelikleri bünyesinde taşıyan insanı aramaya çıktılar. Araştırma günlerce sürdü, sonunda bir köylü çocuğu bulundu. Padişah anne ve babasının çağırttı. Sayılmayacak kadar çok altın, mal ve mülk bağışladı ve onları razı etti. Sonra kadıdan çocuğun öldürülmesi için izin istedi. Kadı “Padişahın kurtulması için halktan birinin öldürülmesi caizdir” diye fetva verdi. Cellât geldi. Kılıcını çekti, hazırlandı, işareti beklemeye başladı.
Çocuk bu sırada bakışlarını göğe dikti, gülümsedi ve kendi kendine mırıldandı. Herkes şaşırdı. Padişah “Tuhaf!” dedi. “Gülünecek zaman mı?” Neden güldüğünü sordular. Annem babam” dedi çocuk, “Dünyanın geçici malı için beni ölüme teslim etti, kadı kanımın dökülmesi için fetva verdi, padişah kendi sağlığını ölümümde görüyor. Allah’tan başka sığınağım kalmadı, bu yüzden göğe baktım ve esirgeyiciliğine sığındım, acıyacağını ve adaletle davranacağını bildiğim için sevindim.”
-Senden kime kaçayım?
-Adaletini istiyor, esirgeyiciliğini gözlüyorum.
-Senden yine sana sığınıyorum.
Padişahın gözleri nemlendi, “Ölümüm, böylesi bir masumun kanının dökülmesinden iyidir” dedi. Kucakladı, gözlerinden öptü. Servet sayılabilecek lütufta bulundu ve çocuğu serbest bıraktı. Bu hikayeyi anlatanlar, birkaç gün sonra padişahın iyileştiğini söylerler.

18 Ekim 2008
Bir mail geldi bugün bana ve düşündürdü beni hayat güzel diye. Gerçekten de hayat her şeye rağmen güzel. Belki her gün onca sıkıntı altında boğuluyoruz falan ama. Vallahi de güzel. Güzel, güzel kefilim ben. Keskin sirke küpüne zarar derler ya, cidden bu doğru. Çok dert etmeyin kendinize yoksa küpünüz olan bedeninize zarar verirsiniz. Ben çok dert ettim ve küpüme zarar verdim/veriyorum. O mailden sonra olumlu birisi olmaya çalışmaya karar verdim. Kolay kolay sinirlenmemeye çalışacağım. Bence siz de deneyin bir kaybınız olmayacak eminim.
Kısa bir tavsiyeden sonra kısaca da bugünümü anlatayım. Bugün güzel bir gündü. İyi hissettim gün boyu kendimi. Onun verdiği güç ile bayağı bir çalışma yaptım. Nicel olarak belki azdı ama nitel olarak oldukça iyiydi. Böyle olunca içimde bir huzur hissediyorum zaten. Bu huzur git Erkan kendini ödüllendir dedi bana. Evet huzur ile konuşabiliyorum ben. Ödüllendirmek için ise markete gitmem yeterli oldu. Cips falan aldım. Zararlı bir şey biliyorum ama lezzetli azizim. Zarar ile ödül vermiş oldum kendime. İnsanoğlu böyle garip işte. Sonra geldim eve açtım TV’yi Komedi Dükkanı’nı izledim. Tolga Çevik bana taaa Vizontele’den beri komik bir adam gibi geliyordu ki öyleymiş de zaten. Güzel bir program denk gelirseniz izleyin. Özellikle saatini beklemeyin ama o denli iyi değil çünkü. Ondan sonra internete girdim, saçlarımı çok kısa kestirmeye karar verdim ve Pro Evolution Soccer 2009 oynadım. Birazdan da How I Met Your Mother adlı diziyi izleyeceğim. Memo da İstanbul’a gitmiş. İstanbul dedim de aklıma UEFA finali geldi. Sametle belki maça gideriz. Ama para lazım, para için ise iş. Yine işsizliğe getirebildim konuyu nihayet. Çalışkan biriyim ve işsizim. Duyrulur. Ha bu arada Beyaz Show’u izlerken bizimkilerle iddiaya girdik. Ben dedim ki Ayten Alpman en az 75 yaşındadır. Onlar da yok canım makyajdan yüzü öyle kırışmış, olsa olsa 55-65 arasıdır. Sonra geldim netten baktım ki ben kazandım. Ayten Alpman 1930 doğumluymuş. Allah uzun ömürler versin.
Unutmadan, bana gelen mail resimlerden ibaretti. Maildeki resimlerin birisi yukarıda bir kaçı aşağıda.
Devamını Oku »

16 Ekim 2008
Dünyadan Sigaraya…
İçmeyin Şunu.

*Sigara İçmek İntihar Gibidir. Bekleyiş içinde ölmektir. ( Ölümü Beklemektir )