Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 22-06-2008
Deli eniştemiz, üstünden daima tüten bir Arabistan havası içinde, o biraz bedevi, biraz kavruk haliyle, her zamanki taşkın keyfiyle, çok kere, seyahatlerinden getirdiği denkleri açar ve içindeki hediyeleri dağıtır gibi, bildiği Arabistan şehirlerini ve yollarını birer birer yâdederek, bize oraların hâtıralarını naklederdi. Bu sıralarda gûya gördükleri ve duydukları hem o kadar çok, hem o kadar karışık şeylermiş ki, bunların hepsini anlatamıyacağını bilerek, içlerinden ancak bizim kıvamımıza uyanları tarıyormuş gibi, sözlerinde bir uzaklık, bir oralılık hali sezerdim. Bana hâtıralarının hudutlarında sırlarla örtülü kısımlar var gibi gelirdi. Eski insanların kendilerine meçhul olan dünya hudutları karşısındaki korkuları gibi bir duygu bana bazan eniştemizin hikâyelerinin hikâye edilmez kısımlara vardığını düşündürürdü.
O zamanlarda daha hiç coğrafya bilmezdim. Hani içi doldurulunca alt kısmı bir kenarına doğru biraz fazla genişleyerek biçimsizce yayılan kömür çuvalları vardır. Haritaya baksam Arabistan’ı böyle bir ucu bir kenarına fazla kaynamış bir çuvala benzetirdim. Onun içi bana eniştemizin anlattığı şeylerle dolgun gibi gelirdi. Devamını Okumak İçin Tıkla »
Kategorisi (Diğer) Yazan Erkan Tarih 20-06-2008
Zorlu bir öğretim döneminden sonra sanırım tatili hak ettim. O kadar çok ders çalıştım ki bu yıl, çalışmadığım zamanları neredeyse hatırlamıyorum. Hatta öyle çalışmak için oturmak zorunda olduğumdan kilo falan aldım. Her gören şiştiğimi söylüyor. Gerçekten de öyle ama…5 saat sonra yola çıkıyorum TSI ile 06.30 da… Kısa da olsa yokum. Bir hafta falan İstanbul Yalıköy [Podima] ‘da olacağım. Dayımın denize nazır yazlığında Kanchaskis (Kançi deyince de anlıyor
) ve Zeyna ile oynayacağım, kafa dinleyeceğim. İşte size Kanchaskis (soldaki) ve Zeyna (sağdaki)..
.

Hoş ne kadar kafa dinleyeceğim desem de yine yanıma bir sürü kitap alıyorum, yazmam gereken bir makale var. Fırsat buldukça bir şeyler yapmaya çalışacağım. Uzun süredir yapmak istediğim sporuma da yarından tezi yok başlıyorum. Bahane yok artık. Yoksa o göbek öyle erimez değil mi dostlar
Neyse ben gideyim de yatayım…Sanal alem size emanet. Bol titreşimli ve spamsız günler diler ve giderim.
Hoşçakalın.
Kategorisi (Teknoloji) Yazan Erkan Tarih 18-06-2008

Ve sonunda beklenen gün geldi. Firefox 3 çıktı. İnternet Explorer kullanmak zorunda olduğumuz zamanlarda onun saçma sapan hareketlerinden, durmadan hata vermesinden, güvensiz ve ağır olmasından insanları kurtaran Firefox yeni sürümünü 17 Haziran 2008 itibariyle kullanıcılara Firefox 3.0 adıyla sunmuş bulunuyor. Bilindiği gibi Firefox bir açık kaynak kodlu web tarayıcısı, bu özelliği sayesinde kullanıcılar bir çok işlevi yerine getirebilen eklentiler yazabiliyorlar. İndirin ve eklentileri gezinin, bir çok işi sizin için yapabilecek eklentilerle karşılaşacaksınız, eminim.
Önemli bir not olarak da şunu söyleyeyim ki bugün Firefox 3 Download Day, yani onu indirmek için en önemli gün. Rekor denemesi yapılıyor. Eğer başarılı olursa Guinness Rekorları kitabına girmeyi başaracak ve “bir gün içinde en çok indirilen web tarayıcısı” ünvanını kazanacak.
Ben bu satırları yazarken ;
Total Downloads Region Downloads yani dünya çapında 1,649,208 olarak görünürken Türkiye’den indirilme sayısı ise 11,629 idi.
Son durumu buradan takip edebilirsiniz.
Firefox 3.0 indirmek için buraya tıklayınız.
Haydi sizler de destek verin ve bu kullanıcı dostu tarayıcı yukarılara taşıyın.
Kategorisi (Teknoloji) Yazan Erkan Tarih 17-06-2008

II. Ankara [?] Yazarları Buluşması ile ilgili notlarda yazdığım gibi orada alınan en önemli karar “blog” kelimesi yerine yeni bir kelime üretmekti. Amacımız dilimize her gün yeni yeni giren yabancı kelimelerin önüne bir nebze de olsa geçebilmektir ve bu amaca hizmet etmek adına kendi alanımızdan başlamak gerekirdi.Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu sebeple bir çalışma başlatıldı. “? Yazarları Destek Sitesi”’ne girerek sizler de görüşlerinizi belirtebilirisiniz ya da belirtilmiş görüşler arasından seçim yapabilirsiniz. Ben düşüncelerimi aşağıda yazdım, aynı şekilde orada da belirttim. Hayırlısı olur inşallah…
Öncelikle kelime üretirken göz önünde bulundurmamız gereken bazı ölçütlerin olduğunu düşünüyorum. Bunlar şunlardır;
1- Blog dediğimiz kavrama hepimiz “yazıyoruz” yani yaptığımı iş yazmak. Ortak özellik “yazılan bir şey” olması yani. Diyeceğim şu ki kullanılacak olan kelime yazmak ile ilgili olmalıdır.
2- Yine blog dediğimiz şey üzerine yazılan bir şey bu sebeple yeni kullanılacak kelime “yazılan şeyi” de çağrıştırmalıdır.
3- Yaptığımız iş internet ortamında. Bu sebeple yeni bulunacak olan kelime internet ortamını da çağrıştırmalıdır.
4-Herkesin kullanabileceği, sevebileceği, kısa ve akılda kalıcı olmalıdır.
Kendi önerimi belirtmeden evvel diğer öneriler hakkında ne düşündüğümü belirtmek isterim.
“gün” kelimesi ile üretilen öneriler bence uygun değil. Neden derseniz birçok kişi günlük olarak yazılar yazmıyor. Kimimiz 3 günde, kimimiz 2 haftada bir yazılar yazıyoruz. Günlük olarak sürekli yazan pek az. Ayrıca “günlük” kelimesi başka şeylere çağrı yapıyor. Bu yüzden insanlara günlük dediğimiz zaman klasik olarak insanın gün içinde ne yaptığını yazdığı defteri anlayacaklardır. “günce” kelimesi de bana bir şey çağrıştırmıyor. Zihnimde bir resim oluşturmuyor. “sayfa” kelimesi de çok başka şeyler çağrıştırmakla birlikte zaten tüm siteler için sayfa kelimesini kullanmaktayız.
Kendi önerime gelince, toplantıda Barış Ünver ile aynı doğrultuda düşündüğümü yazmak kelimesinden zaten var olan ve yazılmış ve yazılabilen şeyi çağrıştıran “yazıt” kelimesini baz almalıyız. Orhun Yazıtlarında olduğu gibi bir taşı çağrıştırmaması için de başına “e-“ eklemeliyiz diye düşünüyorum. Böylece yitirilmek üzere olan bir kelimeyi de kurtarmış oluruz.
Yani;
“Blog” = “e-yazıt”
Saygılar.
Kategorisi (İronik) Yazan Erkan Tarih 16-06-2008
Sürekli olarak takip ettiğim sitelerden birisidir “moleschino“…Sloganları da çok hoş, “düşünenler için akıl defteri”. Bir süre önce güzel bir yazı yayımlamışlardı. Adaşım “Erkan Tekman“ ın güzel dürtükleyici yazılarından birisi daha hoşuma gitti. Önce tereddüt ettim ancak bu yazıyı bir nebze daha birilerine okutabilirsek faydalı olur diye düşündüğümden sitemde yazmaya karar verdim. Umarım Erkan Tekman ve moleschino bu durumdan rahatsız olmaz.
Buyrun düşünenler için akıl defterinden bir sayfa;
Maçta birisi sahaya atlar, rakip oyunculara ya da hakeme saldırır; takım ceza alır, seyircisiz maç oynar…
… bir grup kendini bilmez yapmıştır.
Genel eğilimin aksine ve kimi zaman sert şeyler söyleyen ve yazan, bu nedenle de sürekli tehdit edilen gazeteci güpegündüz şehrin göbeğinde öldürülür; tüm dünya şaşırır, “orada ne oluyor?” diye sorar… Devamını Okumak İçin Tıkla »