Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Tem 8th
Popüler olan şeylerle pek aram yoktur. Eğer bir şey herkesçe okunuyorsa, herkesçe izleniyorsa veya herkesçe giyiliyorsa ben o şeylere biraz mesafeli dururum. Nerede çokluk diye başlayan atasözümüzün etkisinde kalışımdan mı yoksa önyargılarımın esiri oluşumdan mı bilemiyorum. Yine bu duyguların yönlendirmesi ile birçok kitapevinde gördüğüm “Alacakaranlık” ve onun filmi olan “Twilight”tan uzak durmayı başarıyordum ta ki düne kadar.
Sıcakların etkisi ile dün gece tezim üzerine çalışmak istemedim. Bir çay demledik, nargile ile birlikte “hadi bir de film izleyelim” dedik.
Hafif esen rüzgar ile başladık izlemeye. Filmin ilk 3-4 dakikası bir ceylanın ya da geyiğin –emin değilim- ormanda kaçmasıyla başlayan ve içsesin duygularını açıklayan sahne ile başlıyor. Belki de filmin en güzel yeri orasıydı. Ya da içses…
“Nasıl öleceğimi hiç düşünmemiştim… Ama sevdiğin birisi için can vermek, ölmek için güzel bir yol gibi görünüyor.”
Filmin tamamını bu cümle özetliyor aslında. Bu cümleyi düşündükçe de filmin 15.dakikasında tamamını anlıyorsun ama acaba yanlış tahmin ediyor olabilir miyim diye izliyorsun gerisini. Ailevi sebeplerden ötürü şehir değiştirmek zorunda kalan kahramanımız geldiği şehirde ta filmin başında kendisinin vampir olduğunu belli eden diğer kahraman ile tanışır. Aslında korkulmasına alışılagelmiş olan Vampir’e aşık olur. Vampir de kıza karşı boş değildir. Falan filan.
Hiç izlenecek yanı yok. Boşa zaman kaybı. Eğer bu filmin kitabı da böyleyse bu ülkede insanların kitapları sadece kapağına bakarak aldığını rahatlıkla söyleyebileceğim. Ayrıca anladım ki cidden popüler şeylere karşı önyargılı değilim. Bildiğim bir şeyler varmış ki izlemiyormuşum.
Tem 6th
Türk Dünyası ve İslam Kültürü çalışmaları ile tanınan, Fransız Bilim Akademisi’nde bir dönem yöneticilik de yapan Jean-Paul Roux 84 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Türklerin Tarihi adlı eseri ile tanıdığımız Fransız oryantalist ve Türkolog Roux “l’Ecole du Louv” da öğretim görevlisi olarak da çalışmıştı. 1925 doğumlu tarihçinin Türk Dünyası ile ilgili bir çok araştırmasının yanı sıra kitabı da bulunmaktaydı.
Türk devletinin, yüksek devlet nişani ile ödüllendirdiği, kalabalıklaşan Türklerin, Sovyetleri ne büyük bir sorunla yüzyüze bıraktığı, bir atom soykırımıyla yok edilmezlerse, Sovyetlerin başına daha ne belaların geleceğini, dile getirerek, Türk soykırımına davetiye çıkaran Jean-Paul Roux Türklerin Tarihi adlı kitabında Azeriler için İran’da yaşayan Türkler, Kürtler için ise Türkiye’de yaşayan İranlılar tanımlamasını kullanmaktaydı.
Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar adlı eserinin önsözünü sizlere sunuyorum…Toprağı bol olsun.
“….inceledigim topluluklar kuskusuz, bugun cagdaslarimiz olan haleflerinden …bozkir hayvanbicimi sanatini inceledigimizde ikibin yil uzaktadirlar. o donemde yasayan turkler, en azindan iclerinden bazilari, fransizlardan daha uygardirlar, hatta fransizlar yokken turkler vardi. ama cogunlukla evrimlerinin ilkel donemlerindeydiler. ote yandan bu topluluklarda yasamin belli basli sorunlarina karsi buyuk bir duyarliliga, son derece bilincli ve derin bir varlik anlayisina rastladim. deneyimlerinden cikarttiklari derslerin, her ne kadar yuzyillarin ve kulturlerinin yok oldugu donemlerin yikici etkisiyle bozulsa ve ozlerinden uzaklassa da, kalplerinin en derinlerinde bir yerde hala varligini surdurdugune ve genetik miraslarinin bir parcasi olduguna inandim. bu derslerin en azindan dusuncelerini ve yasamlarini bicimlendirmede buyuk pay sahibi olduklarini soyleyebiliriz. belki de anadolu koylusunu dunyanin en saglam toprak insani yapan vatan topragina baglilik duygusu bu koklerden gelen bir duygudur. belki de sehirlilerin koy yasamina duyduklari buyuk sevgi buna baglidir; sayisiz bahcesi ve agaclarin arasindaki evleriyle eski turk sehirleri buna en iyi ornektir.
cikarilacak dersler cok fazladir ve birkaci yasamsal onemdedir. bu topluluklarin hayvan ve bitkilere yaklasimlari, yasam ilkeleri ve bir butun olarak gordukleri farkli yasam bicimlerine verdikleri onemi gostermektedir.
boyle bir yaklasim ve bu kadar acik bir bilinc elbette en gelismisinden en basitine tum yasam bicimlerine saygi duymayi getirecekti; ama bu saygi, yasamin sine qua non [olmazsa olmaz] kosulu olumu ve oldurmeyi yasaklamiyordu, cunku oldurulen sey besin kaynagiydi ve insan, hayvan ya da bitki fark etmiyordu, oldurmek hep ayniydi. acaba hangi uygarlik, altaylilar gibi, av cemberinde kalan hayvanlarin bir kacinin kacmasina goz yumup turlerin yok olmamasini saglamak istemis, ya da meyve agacinda mutlaka birkac meyve kalmasina dikkat etmistir? toroslu bir oduncunun birazdan kesecegi agactan ozur dilemesini saglayan nasil bir duygudur? ya da birazdan kurban edecegi horozun boynunu ozenle, neredeyse sefkatle oksayan koylunun heyecani nasil bir heyecandir?
bitki ve hayvanlarla ilgili bu calismayi tamamladigimda henuz ekoloji kavrami ortalarda yoktu. ama yillar sonra tekrar okudugumda bir ekoloji kitabi, daha dogrusu ekolojiye saygili ve tutkulu bir toplumun kitabi oldugunun farkina variyorum. eski insanlar dogaya saygi gosteriyor ve mirasini koruyorlardi. eger bu kitabin hic olmazsa tek bir yarari olacaksa o da bunu simdiki kusaklara hatirlatmasi olacaktir.”
Tem 2nd
Soyadımın yalnızca bizim sülalemize münhasır olmasından dolayı çocukluğumdan beri bir çok olay yaşadım. İlginç, dikkat çekici, akılda kalıcı olduğu kadar unutulabilen ve merak uyandırıcı bir soyadı. Üstelik dalga geçmeye de gayet müsait. Çocukken özellikle “erik erik” hahaha nidalarını az duymadım. Ama umursamamayı bildim. Nereye kadar ama değil mi?
Nevşehir-Ankara, Ankara-Nevşehir arası gide gele otobüsçülere bir çok kez soyadımı yazdırmak zorunda kaldım. Her seferinde farklı bir soyadını oraya yazmayı başardılar. Doğruyu tutturma oranları % 2 falan olmuştur. Tabi ki bu durum sadece otobüsçülere ait bir şey değil. Nereye gitsem soyadımı kodlamak zorunda kalıyorum. Çok varyantları çıktı bu soyadın…Firik, Girik, Hitik, Hitit vs…Bu işin “vs”kısmı daha enteresan emin olun…
Erkan “Irk” yazıyordu en son otobüs biletimde. Irk ne arkadaş, hiç mi duymuyor kulağın. Yeter artık ama kimlik çıkarmaktan ve kodlamaktan bıktım. Anlayın beni. Kendisini aşarak “Geyik” anlayan bile var. Vallahi.
Hiç iyi yanı yok mu bu soyadın. Var elbette. Uzun bir listede adımı ararken Yılmazlar, Özdemirler arasında kaybolmuyorum. Hemen buluyorum kendimi ya da bizden olanı. Bizden olan da unutulmuyor soyadımız dikkatini çekmişse kişinin. Hemen hemen her okuduğum okulda hocalarım bana sorardı “Ali Coşkun Hirik” senin neyin olur? “Hakan Hirik”i tanır mısın? İz bırakmak için de fena bir yol değil yani…
Velhasılı kelam çok bilimsel olmasa da biraz araştırdım soyadımın anlamını. Çünkü her sorana açıklamakta zorlanıyordum.
Bu konuda 5 rivayet var. Öğrenme zamanımın kronolojisine göre verecek olursam şu şekilde açıklamalar getirebilirim.
1-Rahmetli anneannem “Hirik” kelimesinin Kelkit ve yöresinde zayıf, çelimsiz olanlara hitaben kullanıldığını söylerdi. Halk etimolojisi gibi bir şey elbette bu.
2-Lisede bir Tarih hocam vardı. Bana Tarih dersini sevdiren, yorumlamayı öğreten hocalardan birisi. İsmail Bozkurt. Her ne kadar sert ve notu kıt bir hoca da olsa sevmiştim kendisini. Halen de özlerim derslerini. İşte bu hocanın yaptığı açıklamaya göre Şanlıurfa civarında iki tür koyunun çiftleşmesinden yeni melez bir tür koyun elde edilmiş. Buna da “Hırik” denirmiş. Hoca hangi kaynaklara dayanarak bu açıklamayı yaptı ben de bilmiyorum. Devamını Okumak için »
Haz 14th
Ben bu satırları yazarken biliyorum ki en az yarım milyon insan bu gece uyumakta zorlanıyor. Bundan tam 6 yıl önce ben de aynı sebepten uyuyamıyordum, oradan biliyorum. Bu sebep, ÖSS denilen, tamamen sektöre dönüşmüş bacasız endüstri idi. Şimdi ardıma dönüp bakıyorum da o zor gece geçeli çok olmuş, bir şekilde üniversiteyi de bitirmişim, masterimi yaparken işe de girmişim… Çok iyi anlıyorum yarım milyon insanı, çok…
“Sabah öğrenci seçme sınavına girecek olmak” aslında büyütülmemesi gereken bir şey gibi görünse de düşündüğünüzde o ana kadar çalıştıklarınızı sahnelemeniz gereken bir meydan. Bu meydanda oyununu ne kadar iyi oynarsan hayatının geri kalanı da ona paralel olarak şekillenebiliyor. Kimisi o an için önündeki bazı yılları kaybedişini o yuvarlak yerlere kodlarken, kimisi de kazanacağı geleceği oralara kodluyor. Bunca gencecik insanın psikolojisini sınavlarla bozarak ileride nasıl verimli iş gücü elde edilir orası da meçhul…Ben o yılları atlatalı çok oldu her ne kadar dün gibi gelse de…
Bu başlık altında ÖSYM yayınladığında 2009 ÖSS soru ve cevaplarını sizlerle paylaşacağım. Umarım hak eden kazanır, hak etmeyenler de hak etmeye çalışır…
Allah yardımcınız olsun.
Düzenleme:
Birinci Bölüm
İkinci Bölüm
May 31st
Çifte Kupa ve Şampiyon BEŞİKTAŞ…
Ölümle Yaşamı Ayıran Çizgi, Siyahla Beyazı Ayıramaz ki…

Şampiyonluk hasretiyle çok çile çektik
Geceleri uyumadan sabahlar ettik
Uçurumlara düşmeden tut elimizi
Şampiyon ol Beşiktaş’ım mesut et bizi
Ne demişler ?