Başka Şehrin İftarı

İnsan ömrünün tamamını doğduğu şehirde geçirince daha bir farklı oluyormuş Ramazan ayları…Yaşadığım tüm Ramazanlar Ankara’daydı. Belki yaşayacaklarım da öyle olacaktı. Şükrümüz hep sonuna kadar olsa da ufak bir eksikliğini hissettim Ankara’mın. İçindeyken değerini pek anlamadık ama uzaktayken kıymetini kavradık.

İftar saati yaklaştıkça bilirsiniz tv programlarının bir köşesinde şehirlerin ne zaman iftar yapacağını gösteren saat belirir. İşte oraya bakınca geçen Ankara’yı aramışım. Sonradan dank etti Ankara’da olmadığım.

Başka şehirdeyim artık, iftarım da başka, sahurum da…

Her Zaman Hatırla

*Her Zaman Hatırla: Çok fazla “ego” yeteneğini öldürecektir…

Güzel Adam…

Deniz kıyıya çarptığı kadar dalgalıdır
Sonbahar alabildiğine sarardığı kadar sonbahar…
Güneş içini ısıttığı kadar mutlusundur
Yağmurun sağanaklığı kadar hüzünlü…
Seni düşündüğüm kadar özlerim,
Ne kadar çok özlersem bil ki, o kadar çok sevmişimdir…

Twilight – Alacakaranlık İzlemeyin

Popüler olan şeylerle pek aram yoktur. Eğer bir şey herkesçe okunuyorsa, herkesçe izleniyorsa veya herkesçe giyiliyorsa ben o şeylere biraz mesafeli dururum. Nerede çokluk diye başlayan atasözümüzün etkisinde kalışımdan mı yoksa önyargılarımın esiri oluşumdan mı bilemiyorum. Yine bu duyguların yönlendirmesi ile birçok kitapevinde gördüğüm “Alacakaranlık” ve onun filmi olan “Twilight”tan uzak durmayı başarıyordum ta ki düne kadar.
Sıcakların etkisi ile dün gece tezim üzerine çalışmak istemedim. Bir çay demledik, nargile ile birlikte “hadi bir de film izleyelim” dedik. Hafif esen rüzgar ile başladık izlemeye. Filmin ilk 3-4 dakikası bir ceylanın ya da geyiğin –emin değilim- ormanda kaçmasıyla başlayan ve içsesin duygularını açıklayan sahne ile başlıyor. Belki de filmin en güzel yeri orasıydı. Ya da içses…
Nasıl öleceğimi hiç düşünmemiştim… Ama sevdiğin birisi için can vermek, ölmek için güzel bir yol gibi görünüyor.
Filmin tamamını bu cümle özetliyor aslında. Bu cümleyi düşündükçe de filmin 15.dakikasında tamamını anlıyorsun ama acaba yanlış tahmin ediyor olabilir miyim diye izliyorsun gerisini. Ailevi sebeplerden ötürü şehir değiştirmek zorunda kalan kahramanımız geldiği şehirde ta filmin başında kendisinin vampir olduğunu belli eden diğer kahraman ile tanışır. Aslında korkulmasına alışılagelmiş olan Vampir’e aşık olur. Vampir de kıza karşı boş değildir. Falan filan.
Hiç izlenecek yanı yok. Boşa zaman kaybı. Eğer bu filmin kitabı da böyleyse bu ülkede insanların kitapları sadece kapağına bakarak aldığını rahatlıkla söyleyebileceğim. Ayrıca anladım ki cidden popüler şeylere karşı önyargılı değilim. Bildiğim bir şeyler varmış ki izlemiyormuşum.

Jean-Paul Roux Vefat Etti.

Türk Dünyası ve İslam Kültürü çalışmaları ile tanınan, Fransız Bilim Akademisi’nde bir dönem yöneticilik de yapan Jean-Paul Roux 84 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Türklerin Tarihi adlı eseri ile tanıdığımız Fransız oryantalist ve Türkolog Roux “l’Ecole du Louv” da öğretim görevlisi olarak da çalışmıştı. 1925 doğumlu tarihçinin Türk Dünyası ile ilgili bir çok araştırmasının yanı sıra kitabı da bulunmaktaydı.
Türk devletinin, yüksek devlet nişani ile ödüllendirdiği, kalabalıklaşan Türklerin,  Sovyetleri ne büyük bir sorunla yüzyüze bıraktığı, bir atom soykırımıyla yok edilmezlerse, Sovyetlerin başına daha ne belaların geleceğini, dile getirerek, Türk soykırımına davetiye çıkaran Jean-Paul Roux Türklerin Tarihi adlı kitabında Azeriler için İran’da yaşayan Türkler, Kürtler için ise Türkiye’de yaşayan İranlılar tanımlamasını kullanmaktaydı.
Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar adlı eserinin önsözünü sizlere sunuyorum…Toprağı bol olsun.

“….inceledigim topluluklar kuskusuz, bugun cagdaslarimiz olan haleflerinden …bozkir hayvanbicimi sanatini inceledigimizde ikibin yil uzaktadirlar. o donemde yasayan turkler, en azindan iclerinden bazilari, fransizlardan daha uygardirlar, hatta fransizlar yokken turkler vardi. ama cogunlukla evrimlerinin ilkel donemlerindeydiler. ote yandan bu topluluklarda yasamin belli basli sorunlarina karsi buyuk bir duyarliliga, son derece bilincli ve derin bir varlik anlayisina rastladim. deneyimlerinden cikarttiklari derslerin, her ne kadar yuzyillarin ve kulturlerinin yok oldugu donemlerin yikici etkisiyle bozulsa ve ozlerinden uzaklassa da, kalplerinin en derinlerinde bir yerde hala varligini surdurdugune ve genetik miraslarinin bir parcasi olduguna inandim. bu derslerin en azindan dusuncelerini ve yasamlarini bicimlendirmede buyuk pay sahibi olduklarini soyleyebiliriz. belki de anadolu koylusunu dunyanin en saglam toprak insani yapan vatan topragina baglilik duygusu bu koklerden gelen bir duygudur. belki de sehirlilerin koy yasamina duyduklari buyuk sevgi buna baglidir; sayisiz bahcesi ve agaclarin arasindaki evleriyle eski turk sehirleri buna en iyi ornektir.

cikarilacak dersler cok fazladir ve birkaci yasamsal onemdedir. bu topluluklarin hayvan ve bitkilere yaklasimlari, yasam ilkeleri ve bir butun olarak gordukleri farkli yasam bicimlerine verdikleri onemi gostermektedir.
boyle bir yaklasim ve bu kadar acik bir bilinc elbette en gelismisinden en basitine tum yasam bicimlerine saygi duymayi getirecekti; ama bu saygi, yasamin sine qua non [olmazsa olmaz] kosulu olumu ve oldurmeyi yasaklamiyordu, cunku oldurulen sey besin kaynagiydi ve insan, hayvan ya da bitki fark etmiyordu, oldurmek hep ayniydi. acaba hangi uygarlik, altaylilar gibi, av cemberinde kalan hayvanlarin bir kacinin kacmasina goz yumup turlerin yok olmamasini saglamak istemis, ya da meyve agacinda mutlaka birkac meyve kalmasina dikkat etmistir? toroslu bir oduncunun birazdan kesecegi agactan ozur dilemesini saglayan nasil bir duygudur? ya da birazdan kurban edecegi horozun boynunu ozenle, neredeyse sefkatle oksayan koylunun heyecani nasil bir heyecandir?

bitki ve hayvanlarla ilgili bu calismayi tamamladigimda henuz ekoloji kavrami ortalarda yoktu. ama yillar sonra tekrar okudugumda bir ekoloji kitabi, daha dogrusu ekolojiye saygili ve tutkulu bir toplumun kitabi oldugunun farkina variyorum. eski insanlar dogaya saygi gosteriyor ve mirasini koruyorlardi. eger bu kitabin hic olmazsa tek bir yarari olacaksa o da bunu simdiki kusaklara hatirlatmasi olacaktir.”