Erkan Hirik » Blog Archive » Oyunların Oyunu Hamlet

Oyunların Oyunu Hamlet

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 31-01-2008

hamlet shakespeareHamlet, ilk oynandığa günden (1601) bu yana Shakespeare’in en sevilen ve en iyi tanınan oyunlarından biri olmuş. Öyle ki, daha yazılışından (1601?) iki yıl geçmeden bir “korsan” basımı piyasaya sürülmüş ve bu basım sonraki yıllarda Shakespeare araştırmacılarının başına dert açmış. Bu bozuk metinden (”Bad Quarto”) sonra, 1604 yılında, Shakespeare’in el yazmasına dayalı “bir sağlam” metin (”Good Qu-arto”) yayınlanmış ve bunu 1623 yılında yayınlanan ilk toplubasımda ki (”First Folio”), biraz sahne etkisi taşıyan, yine güvenilir, Hamlet izlemiş. Günümüzdeki Hamice metinleri genellikle bu üç metinin karışımından oluşur.
Shakespeare’in, Hamlet’in konusunu, 1590′dan önce yazılmış bir oyundan aldığı sanılıyor. Shakespeare araştırmacıları bu oyuna Ur-Hamlet (İlk Hamlet) adıyla değinirler.
Hamlet son derece uzun (oyunun kesintisiz oynanması altı saati aşkın bir süreyi gerektirir), oldukça ağır, dili çapraşık, “havası” sürekli değişen, incelikli bir oyun. Oyundaki kişilerden bir bölümü, özellikle Kral Claudius, Polonius, Mezarcılar ve Osrick kendilerine özgü bir üslupla konuşurlar.
Oyun, çok yönlü bir eğlence türü olarak tiyatronun iyi bir örneği. Bu anlamda hem çok doyurucu hem de oynanması özel beceriler, hünerler ve hazırlık gerektiren bir oyun sayılır: Bir hayalet, “oyun içinde oyun,” delilik sahneleri, bir düello ve ölümler, Hamlet’i ayrıcalıklı kılan öğeler arasında.
Shakespeare bu oyunda da tragedya ile komediyi bir arada, zaman zaman iç içe, yürütür. Ölüm bile hem bir acı hem de eğlence kaynağıdır. Yaşamın ve ölümün, varlığın ve yokluğun anlamı ve değeri sürekli olarak değişen bakış açılarıyla birlikte değişjr. Her bir kavram, her bir değer toplumsal ve evrensel ölçütlere göre başka görünümler kazanır. Prens Hamlet’in yüzyıllar boyu tiyatro seyircisi için çekiciliğini korumuş olması, belki de onun tutarlı, kolayca bir kalıba sokulabilecek bir kişi olmayışında yatar.Hamlet’in kişiliğini yeterince yansıtabilmek için onu, üç ya da dört aktörün birden oynaması gerektiğini söyleyenler olmuştur. Hamlet’in kendine sorduğu sorular arasında belki de her seyirci kendi sorularını tanımış, bulmuş çıkarmış, cevaplarını bulamasa bile, aynı soruların başka nasıl sorulabileceğini, soru sorma, düşünme sanatını görmüştür.
Hamlet’in nasıl bir insan olduğu üzerinde çok konuşulmuş, çok yazılmış olmasına rağmen kişiliği yine de avuçlardan kayar gider. “Sana düşündürdüklerimi kâğıda döküp kendini bağlama,” der gibidir Hamlet. Yine de, değişik bir iki yönü dile gelebilir belki.
Oyun içinde, davranış ve tepkileri (hem kendine, hem başkalarına karşı) çoğu kez ters ve beklenmedik tepkiler. Özellikle sahnede tek başına yaptığı konuşmalarda duyarlı noktalarının hangileri olduğu ortaya çıkar. Ne var ki, kullandığı üslup gibi, kişiliği de sürekli bir başkalık gösterir. Hamlet’in bu yanı onun için hem bir sorun hem de kolaylık: Bir yandan kişiliğini bulamamanın, bilememenin acısıyla kıvranırken, öte yandan esnekliği sayesinde herkese uyabilir, her kılığa girebilir.
Hem acı çeken, hem çektiren ve bunu bildiği halde önüne geçemeyen insanoğlu Hamlet.
Hamlet yalnızca, var olmanın mı yoksa olmamanın mı daha iyi olduğunu değil, var olup olmadığını ve var olmakla olmamanın bir anlam taşıyıp taşımadığını soran kişi. Hamlet, sorularını cevapsız bırakan bir evren karşısında düşünen, düşünmek zorunda olan kişi. Hamlet, yalan dolanla, dolap düzenle, küçük hesaplarla dolu bu dünya ile; beklenmedik kılıklarda anlaşılmaz buyruklar gönderen öteki dünya arasında gidip gelen kişi; insanı aynı anda hem yarı tanrı hem de bir toz parçası gibi görmenin acısıyla bunalan kişi. Oyun içinde ustaca oyun yönetecek ve sergileyecek; soytarıyla soytarı, saraylıyla saraylı, en akıllı kadar akıllı, kusursuz bir deli olabilecek kadar oyunculukla yoğrulmuş, ama bir oyuncunun nasıl olup da kılık, kimlik ve varlık değiştirdiğini kendi kendine soran kişi Hamlet. İnsanın insanlığını bilişinden bu yana belki hep var olmuş; her Hamlet oyununda bir başka Hamlet olarak var olan ve gerçekte var olmayan bir kişi, bir oyuncu, bir “gölge” Hamlet, her efsane gibi, sınırlarından taşmış, kaynağını silmiş bir simge.



Yorum Yap