
Bu şiir “su”ya değil “sadr”a yazılmıştır. Muhterem insan Hacı Musa TOPBAŞ(ks) hocamızın aziz hatırasına ithaf olunmuştur…
Ne vakit aklıma seni düşürsem
Görmeden gönlümü yakar gözlerin
Edeb kazanında canı pişirsem
Sultan sofrasına döker gözlerin
Düşürdün gönlüme aşk denen nârı
Dermeyen ne bilsin; gülü, gülzârı
Çıkınca belimden küfrün zünnarı
İman kuşağını takar gözlerin
Bitmişken gönlümün sabır mecali
Bir çölü andırır; hâli, ahvali
İmdada yetişip yağmur misali
Hakk nazargâhına akar gözlerin
Hüzzam bir besteydim, vardın farkıma
Rahmetin makamı düştü şarkıma
Set set örülse de gönül arkıma
Nefsimin bendini yıkar gözlerin
Bu hasreti çekmek görüldü reva
Dertlere râm olup bekleriz deva
Sazın niyâzıyken bu nay-ı neva
Bir nefes ses gibi çıkar gözlerin
Sen; nazar eyleyip düşünce bakış
Çözülür gönlümde kibirli nakış
Kaybolup seninle ışıksız bu kış
Bir şimşek misali çakar gözlerin
Vuruldum nuruna gönlüm nâfile
Hasreti duyarım vuslatta bile
Ağlayıp, inleyip ah u vah ile
Merhamet tohumu eker gözlerin
Derde gark eylerse bunca gam, hüzün
Ferahlık getirir mübarek yüzün
Ne vakit bilmece olursa sözün
Hece hece çözüp, okur gözlerin
Serseri ruhuma aşk gemi vurdun
Kuzuyu çıkardın, özünde kurdun
Allah’a açıkken o gönül yurdun
Dostuna nazarla bakar gözlerin
Asayım; Musa’ya olayım bende
Islahıyla olsa nefsimiz künde
Bu ne devlettir ki var olan sende
Görmeyi bilene bir kâr gözlerin…
Sultan-ı Dîvane
Bazen değişiklik gerekir, ben de onu yaptım.