Manifesto

Kendi çöplüğünün içinde kokuşmuş gerçeklerin üzerine örtüdür.
Yarım kalmış mutlulukların hüzünlerine inat bunları tamamlamaya çalışmaktır.
Kahkahalarla bezenmiş sırça sarayında mutluluk oyunu oynamak, bu oyunda ebe olmaktır.
Yakan top oynarken can tutuyum derken vurulup yanmaktır.
Belediyenin sinek öldürme aracının çıkardığı dumanın içinde nereye gittiğini bilmeden zehirlenerek koşmaktır.
Kendisi olmayıp da başkası gibi olmaya çalışan onu da eline yüzüne bulaştıranlara bir el bezi, havludur.
Kimsenin anlamadığı bir Cemil Meriç herkesin anladığını sandığı Tarık Buğra , Necip’ken Nazım , Nazım’ken Necip olmaktır.
Üzerinde futbolcu resmi olan tüm oyun kağıtlarının “ütülmesi” kimseye çıkmayan futbolcu kartının sana çıkmasıdır.
Ne realist ne romantik dümdüz “orman”tik olmaktır.
Nereden geldiğini bilmeyene, ne olduğunu anlamayana , ne yaptığını kestiremeyene, nereye gideceğini gösterme kaygısı gütmemektir.
Yukarıdan aşşa soldan sağa kare bulmacada kara kutucuk olmak , çengel bulmacadaki çengellerle alakadar olmamaktır.
Gülerken gülmeye devam etmek , kızarken köpürmek , mübalağa etmek , dalga geçmek , ironi yapmak , hicvetmektir.
Cami avlusuna bırakılmış bebeğin ağlamasıdır.
Çöplüğün ta kendisidir karıştırılmayı bekleyen…
Dip Not : Bunlar Miroğlu yasaları gibi ciddi olmayıp en az anayasamız kadar ciddi görünen maddelerdir.İster ciddiye alın ister kopyalayıp worde alın bana ne.



