Islık gibi bir ses duydum ondan sonra kafamı çevirdim…Ölümüm halinde…Öleceksin! Ben ölünce kalbim ölmüyor mu? İstanbullu öldün sen. Kırk beş saniyeliğine kahraman olursunuz, ölmeyi yasaklıyorum! Evladııım diye ağlıyor! Cenazeni de babana veririz. Bir oğlum daha olsa onu da gönderirim. Hayatta en çok sevdiğim adam böyle öldü. Oğlum uyursan ölürsün, sen de ölürsün, sen de ölürsün, uyursanız ölürsünüz !! Sen ölürsen herkes ölür.
Bu cümlelerin birbirine geçtiği bir fragmana denk geldim. İlgimi çekmeye yetmişti karlı dağlarda yankılanan bu sesler. Ve tabi dalgalanan bir Türk bayrağı.
Daha sonra Samet’in bana attığı diğer fragman ile filmi iyice merak etmeye başladım ve araştırmaya koyuldum. Filmin yönetmeni Levent Semerci. Genel olarak filmin konusundan bahsetmek gerekirse bir yüzbaşının komutanlık yaptığı 40 kişiden oluşan asker grubu hikaye edilmiş.
Kimileri yetenekli doğar, kimisi yeteneklerini sonradan kazanır. Sanırım bu doğanlardan. Köpek yerdeki topu nasıl da kaldırıp başının üstünde tutuyor görün. :]
Bazı şarkılar vardır hüzünlenince dinlenir, bazı şarkılar neşeliyken dinlenir. Müzik ruhun gıdasıdır derler ya hakikaten de öyle. O hüzünlü , o neşeli anlarımızda hep müzik dinleyerek besleriz ruhumuzun dehlizlerini. Bu da o dehlizlerimin ışığı olan bir şarkı benim için. Sen Benim Şarkılarımsın demek ile sen benim her şeyimsin demek arasıda o kadar ince bir nüans var ki bunu şarkıyı dinledikçe anlıyorsunuz. Hüzünlenince de şarkı , neşeliyken de şarkı ve sen benim şarkılarımsın dediğiniz zaman anlıyorsunuz ki şarkılarım demek aslında her şeyim demek. Müzik olmadan yaşarız belki ama emin olun aç gezeriz. Doymak istiyorsanız bu parçayı dinlemelisiniz. Söz müziği aslında İlhan Şeşen‘e ait bu parçaya bence ruh üfleyen Ajda Pekkan’ın sesi olmuş.