Erkan Hirik » Türkoloji

Aruz mu ? Serbest Şiir mi ?

Kategorisi (Türkoloji) Yazan Erkan Tarih 07-09-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Facebookta bulunduğum kısa süre içerisinde Kırıkkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı grubuna katıldım. Güzel bir tartışma yaşadık orada. Hep eskilerin yaptığı gibi eski-yeni çatışması. Belki de bir nevî doğu-batı çatışmasıydı. Bu çatışmayı bu coğrafya çocuklarının yapması, bu iki arada kalmış insanların yapması, Tanpınar‘ın deyimiyle “eşikte olan” bizlerin yapması bana göre çok anlamlıydı.

Kaliteli bir tartışma yaptık kanısındayım. Bu tartışmayı sizlerle paylaşmamdaki maksat “tartışma” dediğimiz şeyin “terbiye” hududu içinde nasıl yapılacağının göstermektir. Zira televizyonlar izlediğimiz tartışma programları yakında bir dövüş sporu olarak kabul görebilir.

Tartışma aşağıdaki gibidir. Söz konusu tartışma Fethi Kasap, Kaan Fakılı, İsa Karaaslan ve benim aramda geçmiştir. Konu “aruz“dan yola çıksada elbette başka şeylere de değinmiştir. Buyrun edebî zevke;

Fethi Kasap:
şiir aruzdur, aruzun da en iyi kullanıldığı şiir divan şiiridir. Baki bu hususta en nadide misalleri teşkil etmiştir ifadesi nitekim manidar olacaktır. akif de aruzu kullanmıştır ama 17. asır klasik edebiyat şairlerimiz kadar mütehassıs değildir. bununla birlikte kendi asrında akif, ikamesi mümkün olamayacak kadar müstesna eserlerin altına imzasını atmıştır. Devamını Oku »

TDK’ya İthafen

Kategorisi (Türkoloji) Yazan Erkan Tarih 04-06-2008

Anahtar Kelimeler : ,

Türk Dil Kurumu

Kanıksamak

İstanbul mu? Konstantinapol mü?

Kategorisi (Kültür, Türkoloji) Yazan Erkan Tarih 02-06-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , ,

Fatih Sultan Mehmed İstanbul\'a GirerkenBu yazıda İstanbul isminin nereden geldiğine ve Konstantinapol kelimesine değineceğim. Nereden çıktı İstanbul? Özledim de ondan galiba.
Geçenlerde gece yarısı yatmadan evvel televizyonu karıştırıyordum. İlber Ortaylının TRT2 de yapmış olduğu, şimdilerde ise NTVde yapmakta olduğu programı izledim. Gerçekten de çok güzel anlatıyor. Anlatırken bu denli
kendine güvenen, bu denli bilgi kokan bir insan daha görmedim desem yeridir. Programın hepsini izleyemedim ama izlediğim kısımda başlıkta da gördüğünüz “İstanbul ya da Konstantinapol” isimleri üzerine konuşuyordu. Bizler sürekli
Konstantinapol ya da Konstantinapolis demekten çekiniriz. Ortaylı da bu konu üzerinde görüşlerini anlattı. Bildiğiniz gibi Fatih Sultan Mehmet fethi gerçekleştirmeden önce yani 29 Mayıs 1453′te ( Jülyen ve Gregoryen Takvimine Göre 1 Haziran 1453 ) şehir Konstantinopolis olarak bilinmekteydi. Yani 330 yılında Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti oluşundan, 1453′ Osmanlı Devletinin başkenti olana kadar şehir Konstantinapolis olarak biliniyordu. Elbette bunun kısaltılmış hali olarak Konstantinapol olarak da kullanımı mevcuttu. Daha sonra Osmanlılar bu şehre Stambul, İslambol, Konstantiniyye, Dersaadet gibi isimler koyarak kullandı. Paşalar şehri olarak da bilinen şehrin şimdiki adı ile ilgili çeşitli görüşler mevcut bunlar;
1-Eski Yunanca’da “şehire” anlamına gelen “eis ten polin” sözcük öbeğinden geldiği görüşü vardır. Ayrıca günümüz Yunancasında “stin poli” şeklinde kullanılmaktadır. Zaten Türklerin genelde batı kentlerinin isimlerinin başına “i” sesi koyma temayülü vardır.

Smirni-İzmir
Nikea- İznik

gibi.

2-Ibn-i Batuta Seyahatnamesinde “astambul” olarak geçen şehrin adı zamanla şimdiki haline dönüşmüştür, denilmektedir.
3-Türk-İslam devleti olan Osmanlı şehre “islambol” demiş ve zamanla bu kullanım şekil değiştirmiştir.

Programda İlber Ortaylı bu isim konusunda bağnaz olunmaması gerektiğini, Konstantinapol denildiğinde de kızılmaması gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de öyledir. Zaten var olan bir şehir başka bir milletten alınmıştır. Elbette isminin değişmesi de normaldir. Ancak günümüzde bir kesim Konstantinapol denildiğinde rahatsız olmaktadır. Ben burada kesinlikle şehrin adı İstanbul değil Konstantinapolis olarak kullanılsın demiyorum. Sadece tarihi bir gerçeklikten yola çıkarak boş yere bağnaz olunmaması, kızılmaması gerektiğini söylemeye çalışıyorum. Yani İstanbul mu? Konstantinapol mü? sorusuna vereceğimiz yanıt “her ikisi de” olmalıdır. Niyetim yanlış anlaşılmasın kimseye şehre artık İstanbul demeyelim, Konstantinapol diyelim demiyorum. Her iki kullanım da doğrudur diyorum.

Kapatma İddianamesinin Analiz Çözümlemesi

Kategorisi (Türkoloji) Yazan Erkan Tarih 22-04-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , ,

analiz akp kapatma davasiBlogumda siyasi yazılar yazmaktan hoşlanmıyorum. Aslında ironi ve absürt yazılar için çok ideal bir alan ama işin içinde o kadar pislik var ki inanın midem bulanıyor artık. İnsanlarım kavramları karıştırması falan çok komiğime gidiyor. Neyin ne olduğunu bilmeden konuşuyorlar falan. Aynı şeye birisi koltuk diyor, diğeri yok efendim o koltuk değil kanepe. Diyorum ya kimse neden bahsettiğini bilmiyor aslında. Bakıyorum eğleniyorum onlara. Ne cahil adamlar falan bile diyorum içten içe.
Malumunuz iktidar partisi olarak AKP bir kapatma davası ile karşı karşıya. Açıkçası sonunun ne olacağını pek merak etmiyorum. Ancak alanımla da ilgili olması hesebiyle hocamlarımdan Prof.Dr.Mehmet Kara‘nın yaptığı bir çalışma Zaman Gazetesi’ne konu oldu. AKP ve Dilbilim alakasız gibi duruyor ama bilimsel bir çözümleme söz konusu olunca
işin siyasetten çok benim alanımla ilgili olduğunu düşündüm ve “yazıyım ben bu haberi blogumda” hissiyatını içimde duydum. Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan iddianamenin tam metni “içerik analizi” yöntemi ile Prof.Dr.Mehmet Kara ve ekibi (Yrd.Doç.Dr.Atakan Kurt ve Arş.Gör.Melek OKTAY) tarafından incelenmiş. “İçerik Analiz Yöntemi”nin ne olduğunu ve analizin sonuçlarının ne olduğunu görmek için Zaman Gazetesinin ilgili haberine bakabilirsiniz.
Enteresan.

Doğumunun 1000.Yılında Kaşgarlı Mahmud

Kategorisi (Türkoloji) Yazan Erkan Tarih 13-04-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , ,

kasgarli mahmudBaykara Dergisi doğumunun 1000.yılı nedeniyle Kaşgarlı Mahmud‘u daha iyi anlayabilmemiz için bir panel düzenlemeye karar vermiş. Bilindiği gibi bu 2008 yılı UNESCO tarafından Kaşgarlı Mahmud yılı olarak ilan edilmişti. Panelde konuşmacı olarak hocam Doç.Dr.Bilgehan Atsız Gökdağ, Prof.Dr.Gürer Gülsevin, Yrd.Doç.Dr.Osman Karatay, Yrd.Doç.Dr. Yavuz Bayram ve Şair Ayşegül Özarslan da bulunacakmış.

Hitit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde yapılacak olan Panel 25 Nisan 2008 Cuma Saat 16.00 da Turgut Özal Konferans Salonunda başlayacakmış. Herkes davetliymiş.

Yakın bir yerlerde olsaydı gitmek isterdim.