Erkan Hirik » Sanat

edeb ya hu - edebiyat dergisi yenilendi

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 28-09-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , , , , , ,

Beni tanıyanlar bilir ki kurucusu ve yöneticisi olduğum yaklaşık da 4 yıldır faaliyette olan bir edebiyat, kültür ve sanat içerikli web sitemiz/dergimiz var. Biz ona “Bir Nevî Edebiyat Dergisi” diyoruz. Adını lisans döneminde Eski Türk Edebiyatı derslerine giren hocamızın [ Prof. Dr. Ahmet Kartal ] bizleri gürültü yaptığımızda “edeb yâ hû” diyerek uyardığı lafızdan alan www.edebyahu.com hayatına yeni elbisesi ile devam ediyor artık.

Dergimizin başından çok badireler geçti. Kimi zaman siyah oldu, kimi zaman kırmızı, kimi zaman kahverengi, kimi zaman beyaz…Her birisini yaparken hep aynı maksadı güdüyorduk aslında. “Daha iyi” nasıl olur diyorduk içimizden ve yalnız elbisesi ile değil yapısı ile de uğraşarak değişiklikler yapıyorduk. Ne yaparsak yapalım dediğim gibi gayemiz her zaman elimizden gelenin daha iyisini yapabilmekti. Her seferinde yapabileceklerimizin çapının genişlemesi ve yeni yeni ihtiyaçların doğması da bizi bu değişmelere itmiyor değildi.

Evet söylediğim gibi çok değiştik. Ancak hiç değişmediğimiz şeyler de yok değil. Ağırlığımızı hiç kaybetmedik. Hep ciddi olduk ve mesafeli olduk. Hani derler ya çizgisinden hiç sapmadı diye. Biz de aynı şekilde olduk. Neysek o olduk. Yaptığımız işi kaliteli yapmaya ve kalitesinden de hiç ödün vermeden yapmaya çalıştık. Bizi takip edenlerin bir kısmı halen yanımızda, kimisi yolda ayrıldı, kimisi yolda bindi. Devamını Oku »

You Don’t Mess with the Zohan - Zohan’a Bulaşma

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 21-09-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , ,

Fırsat buldukça film izlemeye devam ediyorum. Geçen gece sıkıldım elimde izlenmeyi bekleyen filmlerden birisini izleyeyim dedim. Gece gece komedi izlemeye pek alışkın değilimdir. Lakin bu kez bu tabumu kırayım dedim ve izlemek için “You Don’t Mess with the Zohan” adlı filmi seçtim. Daha sonra öğrendim ki filmi Türkçeye “Zohan’a Bulaşma” diye çevirmişler.
Film hakkında genel intibam pek olumlu değil ancak film vermek istediği mesajı komedi etrafında iletmesi bakımından fena değil. Peki filmin verdiği mesaj nedir ?
İsrail ve Filistin arasındaki savaşlar, çatışmalar ve bu iki ülkenin halkının sürekli birbiri ile düşman gibi yaşaması anlatılırken bu düşmanlığın gereksiz olduğu ve bu iki halkın aslında başka kuvvetler tarafından birbirine düşman edildiği konu ediliyor. Tabi bunu filmde İsrail ve Filistin topraklarında anlatmıyor. Amerika’da yaşayan İsrail ve Filistin vatandaşlarının mahallelerinden yola çıkarak böyle bir mesaj vermek isteniyor filmde. Böylesine bir konuyu komedi etrafında anlatması gerçekten ilginç.
Filmde edeb dışı bir çok sahne var ki zaten komedi dediğim şey de bu edepsizlik üzerine kurgulanmış. Böyle şeylere ben kahkahalarla gülmüyorum hatta bazen gülümsemiyorum bile. Bu yüzden komedi unsuru olarak cinsel öğrelerin kullanıldığı bu filmde de pek gülmedim. Tabi ki herkesin tepkisi farklı olur, siz nasıl bir tavra bürünürsünüz bilmiyorum.
Filmde Zohan ve Phantom adlı iki olağan üstü güçleri olan kahraman var. Film boyunca bu iki şahıs birbirini öldürmek için uğraşıyor. Lakin Zohan aslında bunu yapmak istemiyor. Çünkü onun tek hayali bir kuaför olmak. Fakat askeri kuvvetler Zohan’ın olağanüstü kuvvetlerini kullanarak Phantom’u ele geçirmek istiyorlar. Zohan Phantom’un peşine düşüyor ve gönülsüz olan Zohan bir süre sonra ölmüş gibi ortadan kayboluyor ve hayaline kavuşuyor…Hayalindeki mesleği icra ederken bahsettiğim cinsel objeyi daha da fazla kullanıyor.. Adam Sandler yani Zohan ve John Turturro yani Phantom…
Her zamanki gibi filmin ayrıntısına girmeyeceğim ancak ABD ile dalga geçilen filmleri seviyor ve üstüne cinsel objelere gülüyorsanız seversiniz. Maksadı güzel kendisi kötü bir film…

Issız Adam - Çağan Irmak

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 02-09-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , , , , , , , ,

Az evvel televizyon izlerken NTV’de Gece Gündüz programında denk geldim. Çağan Irmak yeni bir film çıkarıyormuş oradan öğrendim. Babam ve Oğlum gibi bir filmden sonra artık bu şahs-ı muhterem ne çıkarsa izlenir düşüncesiyle filmi araştırmaya koyuldum. Filmin adı Çağan Irmak’a yakışır derecede ilgi çekici. Issız Adam. Biraz araştırdım ve konusunu falan okudum. Konusunun şehirde geçmesi hasebiyle “Çağan Irmak Şehre Döndü” gibi yazılarla karşılaştım. Hayatın yalanlarını “Mustafa Hakkında Her Şey” de, “Babam ve Oğlum” da arada kalmışlığı, “Ulak”ta ise hayatımızdaki hikâyeleri anlatan Çağan Irmak bu kez filmin konusunu şehirden yazdığı için bu tip yorumlara sebep olmuş. Filmin tanıtımında şu cümleler ile yapım tasvir edilmiş; “Modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan, yemekler, anneler, eski şarkılar ve aşk üzerine bir film. Metropol kalabalığı içinde yaşarken farkında olmadığımız, kaybettikten sonra değerini anladığımız insanlara, günlere ve daha birçok şeye dair buruk ama yine de umut dolu bir hikâye.
Filmin başlıca iki kahramanı var. Birisi Alper, diğeri ise Ada…Alper bir aşçı. Hayatı deli dolu yaşayan, günlük ilişkiler geçiren birisi. Ada ise bunun aksine gayet mütevazı bir yaşama sahip genç bir kız. Bu iki şahsın bir şekilde karşılaşması ve hayatlarında olmayan şeyleri tecrübe etmeleri ve bu tecrübelerin getirdiği sıkıntılar… Mütevazi bir hayata sahip olan ve filmin merkez konumunda olan Ada ile filmin adına baktığımızda –Issız Adam- yukarıda da belirttiğim gibi ilgi çekici bir alakayı sezebilirsiniz. Seçilebilecek en zekice isim.

Film Kasım ayında gösterime girecekmiş…
Devamını Oku »

Avanak Kuzenler

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 31-08-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , , , ,

Malum bugünlerde filmlere meraklıyım. Bu yüzden güvendiğim kişilerin verdiği tavsiyeleri ihmal etmiyorum. Tavsiyeleri izleyerek hem de onların beğeni ölçütlerini görmüş oluyorum. Geçenlerde bir arkadaşım bana bir film çıkacağından ve filmin oyuncularının Recep İvedik’teki bir çok kişiyi kapsadığını söyledi. Elbette Şahan Gökbakar hariç. Zaten filmin yapımcısı Recep İvedik filminin yapımcısı ile aynı.. …Filmin adı Avanak Kuzenler. Konusu adında gizli aslında. Üç tane birbirinden hiç ayrılmayan ve hepsinin kendine has avanaklıkları olan kuzenin başlarından geçenin hikayesi olacakmış. Fragmanını izledim filmin, oyuncuların bir çoğu tanıdık yüzler. Yağmur Atacan, Hakan Bilgin, Alp Kırşan, Paşhan Yılmazel, Recep İvedik’te “Sibel” rolünü oynayan Fatma Topbaş, Tuluğ Çizgen, Erdal Tosun, Özlem Savaş…
Velhasılı kelam filmin tamamını 26 Eylül 2008’de izleyebileceğiz ve o zaman karar vereceğiz nasıl bir film olduğuna. Ve arkadaşımın tavsiyelerini de anlamış olacağız
Filmin konusu aşağıdaki sitede bulabilirsiniz.
Film için yapılmış site için buraya tıklayınız.

Forrest Gump ve Hayat

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 28-08-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , ,

Geçen akşam bir film izleme isteği hissettim. İzleyeceğim aslında o kadar çok film vardı ki hangisini seçsem karar veremedim. Sonra elimin altına en yakın olanı izlemeye karar verdim. O da Forrest Gump oldu. Filmi Kaan’dan edinmiştim. Film zevklerimizin onunla aynı olması da [Melih’e not ->“çatla, biz Edebiyatçıyız” :) ] filmi izlememe katkıda bulundu elbette.

Neyse biz filmimize geçelim. Forrest Gump 1994 yılında yapılmış bir film. Wiki’den aldığım bilgiye göre “ABD’de 329,694,499 $, uluslararası olarak 347,692,187 $ hasılat ile toplam kazancı 677,386,686 $’a” ulaşmış filmin. Gerçekten de devasa bir rakam. Filmin konusuna geçmeden önce elbette Tom Hanks’den bahsedeyim. Filmde oynadığı rolü başka kim oynarsa oynasın onun kadar iyi oynayamazdı sanırım. Bakışlarında saflık, hareketlerindeki samimiyet filmin başarısına başarı katmış.

Yönetmen Zemeckis ise benim başarılı dememe gerek bırakmayacak derecede bir yönetim sergilemiş. Filmin konusunun olduğu kadar kameraların açıları da film boyunca bana ilginç gelen bir diğer yanıydı filmin. Özellikle filmin başında ve sonundaki tüyün uçuşması ile Forrest Gump’un ve birçoğumuzun hayatının arasındaki tesadüfîliklere yapılan vurgu müthiş…

Forrest Gump’ı canlandıran Hanks kadar diğer oyuncuların tamamı da hatasız, kusursuz bir oyunculuk sergilemişler. Özellikle Teğmen rolündeki Gary Sinise ve “dünyanın en güzel adı”nı taşıyan Jenny yani Robin Wright Penn

75 gibi sınırdaki bir IQ seviyesine sahip bir insanın bir çok meslekteki durumu ve arka planında Amerika’nın kısa bir tarihçesi ve saflığın, temiz yürekliliğin insanı nerelerden nerelere getirebileceğini görebileceğiniz filmde bir çok yerde hüzünlendiğiniz anda gülmeye başlayacağınıza eminim.

Filmdeki diyaloglar ve monologlar o kadar güzel ki hayran kalmamak elde değil. İşte onlardan size birkaç örnek;

Annesi ölüm döşeğinde olan Gump ve Annesi;

-neden ölüyorsun anne..?
-bak sıram geldi.
-…
- ah hayır, sakın korkma bir tanem..ölümde hayatın bir parçası…


Askeriyeye giren Gump ve komutanı;

drill sergeant: gump! what’s your sole purpose in this army?

forrest: to do whatever you tell me, drill sergeant!

drill sergeant: goddamnit, gump! you’re a goddamned genius! that’s the most outstanding answer i’ve ever heard. you must have a goddamned i.q. of a hundred and sixty! you are goddamned gifted, private gump!

Film boyunca bir çok kez duyacağınız cümle;
stupid is as stupid does

Annesinden bir intial;
mama always said :” put the past behind you before you can move on”

Jenny’e evlenme teklif ederken;
forrest: “will you marry me? i’d make a good husband, jenny.”
jenny: “you would, forrest.”
forrest: “but you won’t marry me.”
jenny: “you don’t want to marry me.”
forrest: “why don’t you love me, jenny? i’m not a smart man, but i know what love is.”

Bu diyalog ve monologları ekşi’den aldım. Oradaki yorumlara baktığınızda bile insanları nasıl etkilediğini, beğenmeyenin olmadığını görebileceksiniz.

Bankta anlatılan bu hikayeyi unutmayacaksınız.
İzlemeden ölmeyin…