Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Tem 2nd
Soyadımın yalnızca bizim sülalemize münhasır olmasından dolayı çocukluğumdan beri bir çok olay yaşadım. İlginç, dikkat çekici, akılda kalıcı olduğu kadar unutulabilen ve merak uyandırıcı bir soyadı. Üstelik dalga geçmeye de gayet müsait. Çocukken özellikle “erik erik” hahaha nidalarını az duymadım. Ama umursamamayı bildim. Nereye kadar ama değil mi?
Nevşehir-Ankara, Ankara-Nevşehir arası gide gele otobüsçülere bir çok kez soyadımı yazdırmak zorunda kaldım. Her seferinde farklı bir soyadını oraya yazmayı başardılar. Doğruyu tutturma oranları % 2 falan olmuştur. Tabi ki bu durum sadece otobüsçülere ait bir şey değil. Nereye gitsem soyadımı kodlamak zorunda kalıyorum. Çok varyantları çıktı bu soyadın…Firik, Girik, Hitik, Hitit vs…Bu işin “vs”kısmı daha enteresan emin olun…
Erkan “Irk” yazıyordu en son otobüs biletimde. Irk ne arkadaş, hiç mi duymuyor kulağın. Yeter artık ama kimlik çıkarmaktan ve kodlamaktan bıktım. Anlayın beni. Kendisini aşarak “Geyik” anlayan bile var. Vallahi.
Hiç iyi yanı yok mu bu soyadın. Var elbette. Uzun bir listede adımı ararken Yılmazlar, Özdemirler arasında kaybolmuyorum. Hemen buluyorum kendimi ya da bizden olanı. Bizden olan da unutulmuyor soyadımız dikkatini çekmişse kişinin. Hemen hemen her okuduğum okulda hocalarım bana sorardı “Ali Coşkun Hirik” senin neyin olur? “Hakan Hirik”i tanır mısın? İz bırakmak için de fena bir yol değil yani…
Velhasılı kelam çok bilimsel olmasa da biraz araştırdım soyadımın anlamını. Çünkü her sorana açıklamakta zorlanıyordum.
Bu konuda 5 rivayet var. Öğrenme zamanımın kronolojisine göre verecek olursam şu şekilde açıklamalar getirebilirim.
1-Rahmetli anneannem “Hirik” kelimesinin Kelkit ve yöresinde zayıf, çelimsiz olanlara hitaben kullanıldığını söylerdi. Halk etimolojisi gibi bir şey elbette bu.
2-Lisede bir Tarih hocam vardı. Bana Tarih dersini sevdiren, yorumlamayı öğreten hocalardan birisi. İsmail Bozkurt. Her ne kadar sert ve notu kıt bir hoca da olsa sevmiştim kendisini. Halen de özlerim derslerini. İşte bu hocanın yaptığı açıklamaya göre Şanlıurfa civarında iki tür koyunun çiftleşmesinden yeni melez bir tür koyun elde edilmiş. Buna da “Hırik” denirmiş. Hoca hangi kaynaklara dayanarak bu açıklamayı yaptı ben de bilmiyorum. Devamını Okumak için »
Oca 22nd
Yazarların yurt içi veya yurt dışı gezilerinde gördüklerini anlattığı yazılara denir. Gezmeyi iş edinen kişi seyyah veya gezgin adıyla anılır. Gezgin, gezip gördüğü yerlerin insanlarını, yaşayışlarını, tarihlerini, medeniyetlerini anlatır. Seyahatnameler, yazarların sadece gezip görmek ihtiyacından doğmamıştır. Çeşitli savaşlar, hac ziyareti, görevle başka ülkelere gönderilen memurların yolculukları sebebiyle seyahatnameler yazılmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi
Yabancı ülkelere gönderilen elçilerin meydana getirdiği seyahatnamelerde, politik konuların dışında gidilip görülen ülke insanlarının zevklerine, eğlencelerine, giyim-kuşamlarına, folkloruna, sosyal, ekonomik, durumlarına dair pek çok bilgi yer alır.
Osmanlı padişahlarının komutasında çıkılan seferlerde uğranılan yerleri, yapılan işleri günü gününe anlatan ruznameler, hac yolculuğunun anlatıldığı kitaplar da seyahatname özelliği taşırlar.
Oturulan şehrin her köşesinin insanları ve bütün özellikleri ile anlatıldığı eserler de yazıldıkları yüzyıldan uzaklaştıkça ve araya yüzyıllar girdikçe seyahatname olarak kabul edilirler. Evliya Çelebi‘nin Seyahatname’sinin konuk yerlerini ve bunların arasındaki uzaklıkları gösteren menazil kitaplarıyla, anlatan birinci cildiyle Ayvansarayî’nin Hadikatü’l-Cevamii bu türdendir.
Devamını Okumak için »
Oca 17th
Öğretmek maksadıyla kaleme alınan edebî eserler didaktik diye vasıflandırılır. Kelimenin aslı Yunanca didaktikos (öğretmek)den gelir. Eskiler bu tür eserlere tâlimi veya hikemî demişlerdir. Edebiyat terimi olarak daha çok dinî, ahlâkî, felsefî, sosyal, edebî, estetik gibi sahalarda bilgi ve öğüt vermek için yazılan manzum eserler didaktiktir.
Eski çağlarda şairlerin öğretici, eğitici, yol gösterici bir vazifesi olduğu kabul edildiğinden ilk edebî eserlerin çoğu didaktik mahiyettedir. Öğretici nitelikteki hayvan hikâyelerini (fabl) bu türün ilk örnekleri kabul edebiliriz. Edebiyatımızda önemli ilk didaktik manzume Yusuf Has Hâcib’in Kutudgu Bilig’idir. Edib Ahmed Yükneki‘nin Atabetü’l-Hakayık”ı, Ahmed-i Yesevî‘nin Hikmet‘i, Yunus Emre‘nin Divan-ı Risâletü’n Nushiye’si ile Divan’ındaki şiirleri, Mevlâna’nın Mesnevî’si, Âşık Paşa’nın Garibnâme’si, Nabi’nin Hayriye’si, ve Sünbülzâde Vehbi‘nin Lütfye’si edebiyatımızın önemli didaktik manzumeleri arasında sayılır. Ayrıca divan edebiyatında yer alan pek çok manzum siyer, hilye ve mevlidler başta olmak üzere pek çok dinî mahiyetteki eserlerle şiir sanatı ve lügat konularında yazılmış manzum eserler de didaktik şiir türüne girerler.
Son devir edebiyatında didaktik şiirin en güzel örneklerini Mehmed Akif vermiştir.
Ne demişler ?