Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Eki 23rd
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim…
Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğime Toroslar’dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim…
Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim…
Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim…
Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı icin kül eyledim Kerem’i.
İbrahim’in atıldığı kor benim…
Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di.
Hatrım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…
İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla’danım, hayır benim, şer benim…
Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim
Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Embiyanın yüzündeki nur benim
kimsesizim hısmımda yok hasmımda,
görünmezim cismimde yok resmimde,
dil üzmezim tek hece var ismimde,
barınağım gönül denen yer benim.
Benim adım, AŞK.
Cemal Safi
Eki 3rd



“insan değil de ağaç olsam
dallarımın arasından rüzgarlar esse yapraklarım, çiçeklerim, meyvelerim olsa!
mevsimleri yaşasam…köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam.
kuşlar konsa dallarıma, yuva bile yapsalar…böcekler, karıncalar yollansalar içime…
çürütseler oralarımı, ballarım, sakızlarım olsa…
gövdeme bir insan yaslanıp uyusa…
ben bunları hiç bilmesem, sadece ağaç olsam…”
Erkan Oğur
Ağu 24th
İnsan ömrünün tamamını doğduğu şehirde geçirince daha bir farklı oluyormuş Ramazan ayları…Yaşadığım tüm Ramazanlar Ankara’daydı. Belki yaşayacaklarım da öyle olacaktı. Şükrümüz hep sonuna kadar olsa da ufak bir eksikliğini hissettim Ankara’mın. İçindeyken değerini pek anlamadık ama uzaktayken kıymetini kavradık.
İftar saati yaklaştıkça bilirsiniz tv programlarının bir köşesinde şehirlerin ne zaman iftar yapacağını gösteren saat belirir. İşte oraya bakınca geçen Ankara’yı aramışım. Sonradan dank etti Ankara’da olmadığım.
Başka şehirdeyim artık, iftarım da başka, sahurum da…
Tem 22nd
Deniz kıyıya çarptığı kadar dalgalıdır
Sonbahar alabildiğine sarardığı kadar sonbahar…
Güneş içini ısıttığı kadar mutlusundur
Yağmurun sağanaklığı kadar hüzünlü…
Seni düşündüğüm kadar özlerim,
Ne kadar çok özlersem bil ki, o kadar çok sevmişimdir…
Kas 28th
Ölmek âsân âşıka bir dem firâk-ı yâr güç
Böyle müşkil derd esîri hastaya tîmâr güç
Aşık için ölmek en kolayı…Zor olan, bir anda olsa sevgiliden ayrı kalmak. Nitekim böylesi dermansız derde tutulan hastanın tedavisi de güç.
Aşk mühlik yâr gafil mübtelâlar n’eylesin
Birbirine derdini inkâr güç ikrar güç
Aşk helak edici, sevgili ise ilgisiz…Tutkunlar ne yapsınlar; aşklarını inkar etmeleri de, söylemeleri de imkansız (inkar etseler, her hallerinden aşık oldukları belli; aşığız deseler, sevgili oralı değil!)
Gerçi aşk izhârı bîtâb olmayınca cürm olur
Dilber ammâ müdde’â-fehm olıcak inkâr güç
Gerçi, (aşk kitabından, aşığın) tükenip son nefesini vermesen aşkın ortaya dökülmesi suç olur amma, sevgili zeki olup da (sevenin hallerinden onun âşık olduğunu) anlarsa bu sefer aşkı inkar etmek de güçtür.
Yâr eğer âşık ne eylerse muhabbet iktizâ
Etmemek olur mahallinde ânı izhâr güç
Aşkın gerektirdiği her şeyi yaptığı halde, sevgilinin kendisine karşılık vermemesi kadar aşığın gücüne giden ne olabilir?
Olsa Nef’î n’ola ger endîşesiyle hem-zeban
Neylesin yâ sohbet-i yârân-ı nâ-hemvâr güç
Nef’î içindeki düşüncelerle aynı dili konuşmasın da ne yapsın? Uygunsuz dostlarla (rakiplerle) sohbet edilemiyor ki! ( Bu beytin anlamı şu şekilde de verilebilir: “Nef’î sevgiliden dolayı düştüğü endişelerle uğraşıp dursa ne çıkar; uygunsuz dostlar (rakipler) ile bir arada olmaktan iyidir.”)
-İskender Pala-
Ne demişler ?