<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erkan Hirik &#187; Düşünce</title>
	<atom:link href="http://www.erkanhirik.com.tr/kategori/dusunce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erkanhirik.com.tr</link>
	<description>Bir Tutam İroni</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Mar 2010 22:37:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Cemil Meriç ile Sohbetler&#8217;den</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/cemil-meric-ile-sohbetlerden/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/cemil-meric-ile-sohbetlerden/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 20:24:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[cemil meriç]]></category>
		<category><![CDATA[halil açıkgöz]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=663</guid>
		<description><![CDATA[Burjuvazi rasyonalizmle kiliseyi devirdi. Fakat, şimdi  burjuvazinin karşısına işçi sınıfı dikiliyor. Şimdi akıl işçi sınıfının rehberi. Nassların düşmanı dâima akıldır. Fakat burjuvazi müdâfaaya geçti hemen, mistisizme sarıldı. Tekrar orta çağın karanlıklarına döndü. İşçi sınıfı da sanayileşme sayesinde burjuvazinin prensiplerini yıkacaktır. Haliyle işçi sınıfı materyalist olacaktır. Devraldığı mîrâs da, dinsizlik ve müesses nizâma karşı olmak.
Bizde ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burjuvazi rasyonalizmle kiliseyi devirdi. Fakat, şimdi  burjuvazinin karşısına işçi sınıfı dikiliyor. Şimdi akıl işçi sınıfının rehberi. Nassların düşmanı dâima akıldır. Fakat burjuvazi müdâfaaya geçti hemen, mistisizme sarıldı. Tekrar orta çağın karanlıklarına döndü. İşçi sınıfı da sanayileşme sayesinde burjuvazinin prensiplerini yıkacaktır. Haliyle işçi sınıfı materyalist olacaktır. Devraldığı mîrâs da, dinsizlik ve müesses nizâma karşı olmak.<br />
Bizde ise durum daha değişik: Bizde (ise) dinsizlik içtimaî bir sınıfın bayrağı değildir. Dinsizlik, burjuvazinin bize soktuğu bir kazıktır. Osmanlı dîne dayanır, yükselmemiz de din sayesindedir. İslâmiyet akılla beraberdir, reddetmez aklı. Bizde devrilecek bir sınıf da yok. Batı&#8217;nın anladığı mânâda rasyonalizm, akılcılık bizi yıkar. Batı burjuvazisi, kendisi mistisizme sığınırken bizi rasyonalizmle baş başa bıraktı.</p>
<blockquote><p>Cemil Meriç ile Sohbetler- Halil Açıkgöz</p></blockquote>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fcemil-meric-ile-sohbetlerden%2F&B'+rc+'=Cemil+Meri%C3%A7+ile+Sohbetler%26%238217%3Bden&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/cemil-meric-ile-sohbetlerden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Platon ve İdeal Devlet</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/platon-ve-ideal-devlet/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/platon-ve-ideal-devlet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 15:53:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[özel mülkiyet]]></category>
		<category><![CDATA[devlet kademeleri]]></category>
		<category><![CDATA[eflatun]]></category>
		<category><![CDATA[ideal devlet]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[materyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[politeia]]></category>
		<category><![CDATA[yasalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=657</guid>
		<description><![CDATA[Platon devleti doğal bir düzen olarak; yani bir canlı organizma gibi düşünmektedir. Ona göre, devlet canlı bir organizmadır çünkü devletin her organı ancak bütün yapı içinde yaşamını sürdürebilir. Bütünden ayrı bir devlet veya sivil kurum yaşamım sürdüremez. Çünkü bir organ bedene bağlı olduğu sürece canlılığını korur. Bu nedenle Platon&#8217;a göre, birey toplum dışında var olamaz; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Platon devleti doğal bir düzen olarak; yani bir canlı organizma gibi düşünmektedir. Ona göre, devlet canlı bir organizmadır çünkü devletin her organı ancak bütün yapı içinde yaşamını sürdürebilir. Bütünden ayrı bir devlet veya sivil kurum yaşamım sürdüremez. Çünkü bir organ bedene bağlı olduğu sürece canlılığını korur. Bu nedenle Platon&#8217;a göre, birey toplum dışında var olamaz; toplum da bireylerle var olur. <img class="alignright" style="border: 0pt none; margin: 10px;" title="demokrasi" src="http://www.8sutun.com/files/demokrasi.gif" alt="" width="221" height="272" /><br />
<strong>Platon, Devlet (Politeia)</strong> adlı eserinde ideal devletini tanımlar. Devleti oluşturan sınıflar insan ruhunun  üç   parçasına   göre   düzenlenmiştir.   İnsan   ruhunda &#8220;<strong>madde</strong>&#8221; ve duyguya yatkın yeti, <strong>itaati ve üretimi</strong>; cesarete yatkın yeti, <strong>korumayı ve savaşmayı</strong> akla yatkın yeti ise <strong>yönetme ve bilgi edinmeyi</strong> içermektedir. İste, ruhun bu üç yetisine karşılık, devlette de üç sınıf bulunmaktadır. İtaat ve üretime karşılık <strong>işçi, köylü</strong> <strong>ve zanaatkarla</strong>r; korunma ve savaşmaya, karşılık <strong>bekçiler; yani askerler</strong>; yönetme ve bilgi edinmeye karşılık <strong>yöneticiler ve bilgeler sınıfı,</strong> gelir. Platon devletinde her sınıfın ne yapmaları, nasıl bir eğitim almaları, ne tür mal ve mülk edinmeleri, kimlerden oluşmaları gerektiği gibi konuları ideal bin tasarımla belirlemiştir. Birinci sınıfı oluşturan İşçi, köylü ve zanaatkarların temel erdemi itaat etmek ve çalışmak olduğu için, bunlar üreten sınıftır. Devleti besler, doyurur, giydirir. Bu grup devletteki en büyük çoğunluğu oluştururlar. Bunlar üretime yönelik el sanatları, beceri, tarım gibi bilgilerle eğitilmelidir. Bu grubun en önemli özelliklerinden biri, istedikleriyle evlenebilir, çocuk ve özel mülk sahibi olabilirler; Bu sınıf için, bir sınırlama söz konusu değildir.<span id="more-657"></span><br />
Platon&#8217;un ideal devletinde ikinci sınıf, cesaret erdemiyle donatılmış beden ye ruhça sağlam bekçiler veya askerler sınıfıdır. Devleti korumak ve varlığını sürdürmek görevini üstlenen bekçiler, önemli bir sınıftır. Bu sınıfın seçimi ve eğitimine Platon ayrı bir önem verir. Çünkü bazen bekçiler devleti korumak yerine, devleti ele geçirmek isteyebilir. Bu nedenle, onların eğitimi yalnızca bedenî eğitim olmamalıdır. <strong>Platon, bekçilerin hem erkek hem de kadınlardan olabileceğini ifade ederek, kadınlara da erkeklere uygulanan askerî eğitimin uygulanabileceğini öne  sürmüştür. Bekçiler maddeye değil de şan ve şerefe önem verdiklerinden, onların özel mülk edinmelerini yasaklar ve evlenmelerini özel izne bağlayarak sınırlar.</strong> Çünkü özel mülkiyete yönelen bekçiler aslî görevlerini unutup, devleti ele geçirmeye kalkışabilirler. Yine onların evlenmeleri, bir tür özel mülkiyet duygusunu geliştirdiği için, Platon onların devletin seçtiği uygun kişilerle soyu devam ettirmek için evlenmelerine izin verir. Platon çocukların doğar doğmaz anne ve babalarından uzakta, onları tanımadan toplumun veya devletin ortak rnalı olarak bü-yütülmeleri gerektiğini öne sürer. Böylece çocuklar herkesi kendi anne ve babası, herkes de her çocuğu kendi çocuğu sayacağı için, farklılık ve kıskançlık ortadan kalkacaktır.<br />
Yönetici sınıf, aklı, bilgiyi ve adaleti temele alarak devleti yönetmelidir. <strong>Bu nedenle onların da özel mülkiyet ve evlenme hakları elinden alınmıştır; çünkü yönetim işine özel mülkiyet gibi para hırsı karışırsa yönetici adaletli ve eşit yönetimde bulunamaz.</strong> Platon, bekçiler gibi, yöneticilerin eğitimine çok önem verir. Çocuklar küçük yaşlarda iyi huylu, yumuşak başlı ve erdemli olmalarını sağlayacak masal ve öykülerle, eğitilmelidir. Sonra müzik ve beden eğitimi gelir. On beş  yaşlan civarında, basit aritmetik ve geometri problemleri öğretilmelidir. Yetenekleri daha fazlasına izin verenler devam etmeli, vermeyenler ise üretici ve bekçiler sınıfı için eğitilmelidir. Yetenekli ve az sayıda olanlar için uzun bir eğitim yolu düşünülmüştür. Çünkü bunlar yönetici adaylarıdır. Yaklaşık elli yaşlarına, kadar hem eğitime devam edilmeli hem ele toplum ve devlette çeşitli iyilikler ve görevler için çalışmalıdırlar. Elli yaşından sonra felsefe eğitimi alan kişiler, ancak yönetici olabilirler. İşte, Platon&#8217;un &#8220;<strong>Yönetici filozof; filozof yönetici olmalıdır</strong>.&#8221; iddiası bu anlayışa dayanmaktadır.<br />
<strong>Platon&#8217;un devleti tek bir yöneticiye değil, felsefe eğitimi almış ve tüm bedensel arzu ve zevklerden uzaklaşmış birçok yaşlı aristokratın yönetmesini önerir.</strong> Platona göre eğer devlette her sınıf kendi erdemine uygun görevleri yerine getirirse, toplumun her kesimi; yani her birey ve aynı zamanda toplum mutlu olur.<strong> Platon, devletinde aristokrasiyi savunmasıyla demokrasiye karşı çıkar.</strong> Çünkü onun öğretmeni olan Sokrates, demokrasinin işlediği bir yönetim tarafından suçsuz olduğu halde ölüme mahkum edilmiştir. Bu nedenle, <strong>Platon demokrasiyi,&#8221; İyi hükümetlerin en kötüsü, kötü hükümetlerin en iyisidir.&#8221; olarak tanımlamıştır.</strong><br />
Platon yaşlılık döneminde yazdığı <strong>Yasalar (Nomoi)</strong> adlı eserinde ideal devlet anlayışında bazı değişikliklere gitmiştir. Yasalar&#8217;da bekçilere ve yöneticilere evlenme ve özel mülkiyet hakkı tanımıştır. İkinci olarak da yöneticilere Devlet eserinde verdiği sınırsız yetkiyi kaldırarak, yöneticilerinde yasalara bağlı olduklarını ifade etmiştir.</p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fplaton-ve-ideal-devlet%2F&B'+rc+'=Platon+ve+%C4%B0deal+Devlet&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/platon-ve-ideal-devlet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parklar, Bekçileri ve Masumiyet</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/parklar-bekcileri-ve-masumiyet/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/parklar-bekcileri-ve-masumiyet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 00:02:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[atlı karınca]]></category>
		<category><![CDATA[çakal]]></category>
		<category><![CDATA[bekçi]]></category>
		<category><![CDATA[kaydırak]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[parklar]]></category>
		<category><![CDATA[tahteravalli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=642</guid>
		<description><![CDATA[Parkların küçük çocuklara eğlence alanı olmaktan başka ne gibi bir faydası vardır bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Etrafımdaki parklara baktığımda çocuklar için olan oyuncakların yokluğunu fark eder oldum. Yoksa parklar artık çocuklar için değil mi? Nerede kaydıraklar, salıncaklar, atlı karıncalar…Hoş böyle diyorum ama çocuklar da değişti. Belki değiştirildi. Bir çocuğa “park” dediğin zaman oraya onu götürmeden rahat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parkların küçük çocuklara eğlence alanı olmaktan başka ne gibi bir faydası vardır bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Etrafımdaki parklara baktığımda çocuklar için olan oyuncakların yokluğunu fark eder oldum. Yoksa parklar artık çocuklar için değil mi? Nerede kaydıraklar, salıncaklar, atlı karıncalar…Hoş böyle diyorum ama çocuklar da değişti. Belki değiştirildi. Bir çocuğa “park” dediğin zaman oraya onu götürmeden rahat edemediğin günler yok artık. Parklar çünkü artık tehlikeli, parklar artık çakal yuvası.<br />
<img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 10px;" title="Bekçi" src="http://img301.imageshack.us/img301/2869/bekci0ok.jpg" alt="" width="230" height="353" /><br />
Küçükken oyun için de olsa parka gittiğimde korkardım. Hiçbir suçum olmasa da bekçi amca gelecek ve bizi elindeki süpürgesiyle azarlayarak kovalayacaktı. Nitekim öyle de olurdu. Sadece oyun için gidenler dahi orada bulundukları için suçluydular. “Bekçi geliyor kaçın” sesleri ve sağa sola koşuşturuşumuz hala aklımda. Peki ne oldu da bekçilerin korkuttuğu bu parklardan bekçilerin korktuğu parklara geldik. Evet evet bekçilerin korktuğu parklar…Bizim evin hemen yanındaki parkı gözlüyorum bazen ve görüyorum ki 18-25 yaşlarında “çakal” olarak tabir edebileceğimiz gençler parkı istila etmiş. Bazen bira, bazen ot içiyorlar. Sonra bekçiyi kovuyorlar. Duvarlara yazılar yazıp bağırıp çağırıyorlar. Korkutan bekçiler korkan bekçiler oluyor böylece. İşte o parklardan oyuncakları alırsanız, gelen çocukları da kaçırırsanız masumiyet gider, şiddet gelir, pislik gelir. Yine kızdım ama üzülerek !</p>
<p><em>Not: Bu yazıyı yazmama sebep olan olay bahsettiğim parktaki bankların kırılıp sağa sola atılmasıdır. Şeref mahrumları n’olacak.</em></p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fparklar-bekcileri-ve-masumiyet%2F&B'+rc+'=Parklar%2C+Bek%C3%A7ileri+ve+Masumiyet&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/parklar-bekcileri-ve-masumiyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unuttum, Unuttun, Unuttu&#8230;</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/unuttum-unuttun-unuttu/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/unuttum-unuttun-unuttu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 23:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[unutmak]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/unuttum-unuttun-unuttu/</guid>
		<description><![CDATA[Bir yıl bitti. Neleri götürdü neleri getirdi bilmiyoruz. Bildiğim şey şu anda tüm medya kuruluşlarının harıl harıl bir yılı çeşitli açılardan incelemeye çalışması. Her yıl olduğu gibi yapılan bu çalışmayı özellikle NTV iyi yapıyor diyebilirim.. Bu tür haberleri izlerken aslında çok farkında olmadığımız unuttuğumuz bir çok gerçeğin yaşanmışlığın en azından kendi adıma ne kadar çabuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yıl bitti. Neleri götürdü neleri getirdi bilmiyoruz. Bildiğim şey şu anda tüm medya kuruluşlarının harıl harıl bir yılı çeşitli açılardan incelemeye çalışması. Her yıl olduğu gibi yapılan bu çalışmayı özellikle NTV iyi yapıyor diyebilirim.. Bu tür haberleri izlerken aslında çok farkında olmadığımız unuttuğumuz bir çok gerçeğin yaşanmışlığın en azından kendi adıma ne kadar çabuk unutulduğunu fark ettim. Bir yıl gibi kısa ama insan ömrü için aslında uzun bir sürede dünyada neler neler yaşanmış halbuki… Bunları bence burada yazmayayım, lakin bana göre önemli olan bir şey size göre önemsiz olabilir. Hem siz bu tarz araştırmaları incelerseniz ne kadar unutkan olduğunuzun farkına varırsınız…</p>
<p><a href="http://www.edebyahu.com/koseyazisi/8/erkan-hirik/unutmak-uzerine" target="_blank"><strong>Unutuyoruz</strong></a> azizim unutuyoruz. Bırakın bir yılı sabah ne yediğimizi bile unutuyoruz. Geçen yıl bu zamanlar nerede olduğumuzu, en son kime gülümsediğimizi, kiminle ağladığımızı, neye ağladığımızı…Bir düşünün bakalım.</p>
<p>Hatırladınız mı?</p>
<p>-Belki…</p>
<p><strong>Mutlu, huzurlu ve sağlık dolu bir yıl dilerim hepinize&#8230;</strong></p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Funuttum-unuttun-unuttu%2F&B'+rc+'=Unuttum%2C+Unuttun%2C+Unuttu%26%238230%3B&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/unuttum-unuttun-unuttu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metafizik Nedir?</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/metafizik-nedir/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/metafizik-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 09:42:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[epistemoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık Felsefesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[Metafizik, felsefenin belirli bir bölümüdür. Bu bölümde, «Varlık nedir?», «Bir dış dünya var mıdır?», «Vücut ile ruh arasındaki ilişkiler nelerdir?», «Tanrı var mıdır?», «Ruh ölümlü müdür, ölümsüz müdür?» gibi sorulara cevap aranır. Ayrıca bilgimizin nereden geldiği; neleri bilmemiz mümkün olduğu gibi problemler de ele alınır. Filozoflar, tarih boyunca, metafizik kelimesini çeşitli biçimlerde kullanmışlardır; metafizikten yana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Metafizik</strong>, felsefenin belirli bir bölümüdür. Bu bölümde, «<strong>Varlık nedir?</strong>», «<strong>Bir dış dünya var mıdır?</strong>», «<strong>Vücut ile ruh arasındaki ilişkiler nelerdir?</strong>», «<strong>Tanrı var mıdır?</strong>», «<strong>Ruh ölümlü müdür, ölümsüz müdür?</strong>» gibi sorulara cevap aranır. Ayrıca bilgimizin nereden geldiği; neleri bilmemiz mümkün olduğu gibi problemler de ele alınır. Filozoflar, tarih boyunca, metafizik kelimesini çeşitli biçimlerde kullanmışlardır; metafizikten yana olmuşlar ya da metafiziği eleştirmişler ve yermişlerdir. «<strong>Metafizik</strong>» kelimesi ilk olarak İsa&#8217;dan önce birinci yüzyılda, Rodoslu Andronikos tarafından ortaya atılmıştır. Andronikos, büyük yunan filozofu <strong>Aristoteles</strong>&#8216;in (İ.Ö. 384-322) eserlerini bir araya getirdiği zaman, fizikle ilgili bölümden sonraya gelen esere «metafizik» yani «fizikten &#8211; sonra &#8211; gelen» ya da «fizik &#8211; ötesi» adını vermiştir. Daha sonraları Aristoteles&#8217;in bu eserinde incelediği konular, metafiziğin konulan olarak kabul edilmiştir. Metafizik konular deyince, duyularımızı ve algılarımızı (idraklerimizi) aşan konular kastedilmiştir. Aristoteles, bu kitabında incelenen konulara «<strong>ilk felsefe</strong>» diyordu. İlk felsefe yani metafizik, varlığı varlık olarak inceliyor; genel olarak varlığın şartlarını, kaç çeşit «neden» (illet) olduğunu, bütün varlıkların kaynağını yani tanrıyı açıklıyordu. Ortaçağın sonuna kadar, klasik felsefenin temel konusunu metafizik teşkil etmişti. Bilimlerin ilerlemesiyle, felsefe içinde, metafiziğe karşı eleştirici bir tavır ortaya çıktı. Duyularımızı ve algılarımızı aşan konuları inceleyen metafiziğin, sağlam bilgiler veremeyeceği ileri sürüldü. Bilgilerimizin kaynağının ve değerinin araştırılması gerektiği ileri sürüldü. Böylece modern çağlarda, felsefenin ağırlık noktası, metafizikten, bilginin kaynağını,  imkânlarını  ve  değerini  araştıran  «bilgi  teorisi» ne kaydı. Bundan ötürü, modern çağlar felsefesi, eleştirici bir tutumu benimseyerek, <strong>felsefe </strong>(philosophia) kelimesinin ilk anlamına yeniden döndü.</p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fmetafizik-nedir%2F&B'+rc+'=Metafizik+Nedir%3F&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/metafizik-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Platon-Devlet (Mağara Benzetmesi)</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/platon-devlet-magara-benzetmesi/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/platon-devlet-magara-benzetmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 21:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Mağara]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=527</guid>
		<description><![CDATA[- Şimdi, dedim, insan denen yaratığı eğitimle aydınlanmış ve aydınlanmamış olarak düşün. Bunu şöyle bir benzetmeyle anlatıyım: Yeraltında mağaramsı bir yer, içinde insanlar. Önce   boydan   boya   ışığa   açılan   bir   giriş&#8230;   İnsanlar çocukluklarından beri ayaklarından, boyunlarından zincire&#8217; vurulmuş, bu mağarada yaşıyorlar. Ne kımıldanabiliyorlar, ne de burunların ucundan başka bir yeri görebiliyorlar. Öyle sıkı sıkıya bağlanmışlar ki, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Şimdi, dedim, insan denen yaratığı eğitimle aydınlanmış ve aydınlanmamış olarak düşün. Bunu şöyle bir benzetmeyle anlatıyım: Yeraltında mağaramsı bir yer, içinde insanlar. Önce   boydan   boya   ışığa   açılan   bir   giriş&#8230;   İnsanlar çocukluklarından beri ayaklarından, boyunlarından zincire&#8217; vurulmuş, bu mağarada yaşıyorlar. Ne kımıldanabiliyorlar, ne de burunların ucundan başka bir yeri görebiliyorlar. Öyle sıkı sıkıya bağlanmışlar ki, kafalarım bile oynatamıyorlar. Yüksek bir yerde yakılmış bir ateş parıldiyor arkalarında. Mahpuslarla ateş arasında dimdik bir yol var. Bu yol boyunca alçak bir duvar, hani şu kukla oynatanların seyircilerle kendi arasına koydukları ve üstünde marifetlerini gösterdikleri bölme var ya, onun gibi bir duvar. Böyle bir yeri getiriyor musun gözünün önüne?<img class="alignright" style="border: 0pt none; margin: 10px;" src="http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/308/35/35958.jpg" alt="" width="308" height="196" /><br />
-    Getiriyorum.<br />
-    Bu alçak duvar arkasında insanlar düşün. Ellerinde türlü türlü araçlar, taşlar, tahtadan yapılmış, insana, hayvana ve daha başka şeylere benzer kuklalar taşıyorlar. Bu taşıdıkları şeyler, bölmenin üstünde görülüyor. Gelip geçen insanların kimi konuşuyor, kimi susuyor.<br />
-    Garip bir sahne doğrusu ve garip mahpuslar!<br />
-    Ama tıpkı bizler gibi. Bu durumdaki insanlar kendilerini ve yanındakileri nasıl görürler? Ancak arkalarındaki ateşin aydınlığıyla mağarada karşılarına vuran gölgeleri görürler, değil mi?<br />
-    Ömürleri boyunca başlarını oynatamadıklarma göre,<br />
başka türlü olamaz.<br />
-    Bölmenin üstünden gelip geçen bütün nesneleri de öyle görürler.<br />
-    Şüphesiz.<br />
-    Şimdi bu adamlar aralarında konuşacak olursa, gölgelere verdikleri adlarla gerçek nesneleri anlattıklarım sanırlar, değil mi?<br />
-    Öyle ya.<span id="more-527"></span><br />
-    Bu zindanın içinde bir de yankı düşün. Geçenlerden biri her konuştukça mahpuslar bu sesi karşılarındaki gölgenin sesi sanmazlar mı?<br />
-    Sanırlar tabiî.<br />
-    Bu adamların gözünde gerçek, yapma nesnelerin- gölgelerinden başka bir şey olamaz ister istemez, değil mi?<br />
-    İster istemez.<br />
-    Şimdi düşün: Bu adamların zincirlerini çözer, bilgisizliklerine son verirsen, her şeyi olduğu gibi görürlerse, ne yaparlar? Mahpuslardan birini kurtaralım; zorla ayağı kaldıralım; başım çevirelim, yürütelim onu; gözlerini ışığa kaldırsın. Bütün bu harekeder ona acı verecek. Gölgelerini gördüğü nesnelere gözü kamaşarak bakacak. Ona demin gördüğün şeyler sadece boş gölgelerdi, şimdiyse gerçeğe daha yakınsın, gerçek nesnelere daha çevriksin, daha doğru görüyorsun, dersek; önünden geçen her şeyi birer birer ona gösterir, bunların ne olduğunu sorarsak ne der? Şaşıra kalmaz mı? Demin gördüğü şeyler, ona şimdikilerinden daha gerçek gibi gelmez mi?<br />
-    Daha gerçek gelir.<br />
-    Ya onu aydınlığın ta kendisine bakmaya zorlarsak?<br />
Gözlerine ağrı girmez mi? Boyuna başım bakabildiği şeylere<br />
çevirmez mi? Kendi gördüğü şeyleri, sizin gösterdikleriniz<br />
den daha açık, daha seçik bulmaz mı?<br />
-    Öyle sanırım.<br />
-    Onu zorla alıp götürsek, dik ve sarp yokuştan çıkarıp, dışarıya, gün ışığına sürüklesek, cam yanmaz, karşı koymaz mı bize? Gün ışığında gözleri kamaşıp bizim şimdi gerçek dediğimiz nesnelerin hiç birini göremeyecek hale gelmez mi?<br />
-    İlkin bir şey göremez her hâlde.<br />
-    Yukarı dünyayı görmek isterse, buna alışması gerekir. Rahatça görebildiği ilk şeyler gölgeler olacak. Sonra, insanların ve nesnelerin sudaki yansıları, sonra da kendileri. Daha sonra da gözlerini yukarı kaldırıp, güneşten önce yıldızları, ayı, gökyüzünü seyredecek.<br />
-    Her hâlde.<br />
-    En sonunda da güneşi; ama arük sularda, ya da başka şeylerdeki yansılarıyla değil, olduğu yerde, olduğu gibi.<br />
-    Öyle olsa gerek.<br />
-    İşte ancak o zaman anlayabilir ki, mevsimleri, yılları yapan güneştir. Bütün görünen dünyayı güneş düzenler.<br />
Mağarada onun ve arkadaşlarının gördükleri her şeyin asıl kaynağı güneştir.</p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fplaton-devlet-magara-benzetmesi%2F&B'+rc+'=Platon-Devlet+%28Ma%C4%9Fara+Benzetmesi%29&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/platon-devlet-magara-benzetmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Araba Sevdası ve Biz</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/araba-sevdasi-ve-biz/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/araba-sevdasi-ve-biz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 22:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[altgeçit]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Araba]]></category>
		<category><![CDATA[Araba Sevdası]]></category>
		<category><![CDATA[At]]></category>
		<category><![CDATA[At Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Bihruz Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Black Cadillac]]></category>
		<category><![CDATA[Deve]]></category>
		<category><![CDATA[Eşek]]></category>
		<category><![CDATA[Fil]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik]]></category>
		<category><![CDATA[metro]]></category>
		<category><![CDATA[metrobüs]]></category>
		<category><![CDATA[No Blues]]></category>
		<category><![CDATA[Otomobile]]></category>
		<category><![CDATA[Recaizade Mahmud Ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[Taxim Beyoğlu 2]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[trafik sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tramvay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir niyetliydim bu konuya değinmeye. Şuradaki yazıyı okuyunca artık vaktidir dedim. Önce müziğimi ayarlayayım ki yazarken bana destek olsun (03. No Blues &#8211; Black Cadillac –Taxim Beyoğlu 2 ).Yazı bizim ( Türk milletinin) araba sevdamız üzerine. Böyle bir giriş yaptım ama ne kadar yazarım ne yazarım, vallahi ben de bilmiyorum şu anda.

Bir yere gitmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir niyetliydim bu konuya değinmeye. <a href="http://zuzu.pozitifpc.com/istanbullu-metrobusu-sevmis"><strong>Şuradaki</strong></a> yazıyı okuyunca artık vaktidir dedim. Önce müziğimi ayarlayayım ki yazarken bana destek olsun (03. <strong>No Blues &#8211; Black Cadillac –<a href="http://www.hepsiburada.com/productdetails.aspx?categoryid=10771&amp;productid=musicyerli675">Taxim Beyoğlu 2</a></strong> ).Yazı bizim ( Türk milletinin) araba sevdamız üzerine. Böyle bir giriş yaptım ama ne kadar yazarım ne yazarım, vallahi ben de bilmiyorum şu anda.</p>
<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/fayton1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-494" style="border: 0pt none; margin: 10px;" title="Fayton" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/fayton1.jpg" alt="" width="303" height="281" /></a><br />
Bir yere gitmek için insanoğlunun iki tercihi vardır. Birisi gideceği yere taban kuvveti ile gitmek, ikincisi de gideceği yere bir araç kullanarak gitmek. Fakat hep düşünüyorum, <em>biz bir yere giderken bu seçeneklerden hangisini seçiyoruz</em> diye. Görüyorum ki mesafe fark etmeksizin genelde bir araç kullanmak ilk tercih oluyor. Bu tercih edenler içine ben de dahilim. Zaten bu bir suçlama yazısı falan da değil. Sadece kendimce bir tespit yani. Belki doğru belki yanlış. Kimi zaman doğru kimi zaman yanlış. Durum böyle olunca büyük şehirlerde (nüfus olarak) <a href="http://www.erkanhirik.com.tr/etiket/trafik/"><strong>trafik</strong></a> vazgeçilmez bir dert haline geliyor. Bunun için belediyeler kendilerince bir şey yapmaya çalışsalar da ben bu çabaların hep boşa gittiğini düşünüyorum. Ankaralı birisi olarak mesela, yapılan bolca altgeçitin sadece seçim yatırımı olduğunu ve <strong>trafiğe bir çözüm olmadığını</strong> üzülerek düşünüyorum. Bu durum <a href="http://www.erkanhirik.com.tr/etiket/istanbul/"><strong>İstanbul</strong></a> için de geçerli aslında. Yapılan <strong>metrobüs, metro, tramvay</strong> gibi taşıma sistemleri bahsi geçen trafik sorununa sadece bir ağrı kesici. Çözüm değil. Tabi bu sistemlerin Ankara ayağı da bundan farksız değil. bir şeyler yapılmaya çalışılıyor ama düşünülmeden, plansızca ve maalesef cahilce. Belki klasik bir söylem olacak ama “<strong>önce mantaliteyi değiştirmek</strong>” lazım galiba. Bu değişime ihtiyaç duyanlardan birisi de benim sanırım. Gideceğim birçok yere araba ile gitmeyi tercih ediyorum. Tercih edişimin de kendimce birkaç sebebi var. Mesela;<br />
<strong>1-Çabuk ve rahat gitmek<br />
2-Araba kullanmayı sevmek<br />
3-Daha az maliyet<br />
4-<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Genetik">Genetik</a> (özellikle erkeklerde)</strong><br />
Eminim ki trafiğe çıkan birçok kişinin de buna benzer gerekçeleri belki de bahaneleri vardır. Piyasaya bir sınırlama olmaksızın ticari kaygı ile sunulan <strong>0KM araçlar</strong> da işin bir başka boyutu.<span id="more-493"></span> Yani bu trafik Türkiye’de bir sevda ile başlayan, ticaret ile sonlanan, düşünülmeksizin çare üretilmeye çalışılan bir yara. Daha çok kanayacak eminim. Belki aranızdan bazılarının dikkatini çekmiştir şu saydığım <strong>dört maddenin dördüncüsü</strong>. Yani <strong>insan/insanlar nasıl olur da genetik olarak arabayı tercih eder?</strong><br />
Tarihe baktığımızda <strong>Türk milleti</strong> için “<strong>at</strong>” önemli bir savaş aracı olduğu gibi ulaşım için de önemli bir yere sahiptir. Kimi millet <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sava%C5%9F_fili">fil</a>,</strong> kimisi <strong>deve</strong>, kimisi <strong>eşek</strong> tercih etmiş ama Türk milleti aslî olarak hep atı tercih etmiştir. Hani bir söz vardır ya &#8220;<strong>Türkler at üstünde doğar, at üstünde büyür ve at üstünde ölür</strong>&#8221; diye. İşte o misal. Günümüz otomobiline baktığımızda onu at yerine koyan birçok insanla karşılaşıyoruz. Dikkat edin siz de bunu fark edeceksiniz. Bir dolmuşçunun arabanın direksiyonuna vurarak “<strong>yürü be oğlum</strong>” dediğine bizzat şahit oldum zaten. Tabi ki tek gösterge bu ve benzeri örnekler değil. Mesela eskiden atın süslenmesi ile şimdi arabaların içinin ve dışının süslenmesi bana çok da farklı gelmiyor. <strong><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/etiket/Fayton/">Fayton</a>lar</strong> da attan arabaya geçişin bir safhası olsa gerek.Yalnızca çağa ayak uydurmuş durumdayız.<br />
Velhasılı kelam hepimizde birer <strong>at kültürü</strong>nden gelen “<strong>araba sevdası</strong>” var. <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Recaizade_Mahmut_Ekrem">Recaizâde Mahmut Ekre</a><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Recaizade_Mahmut_Ekrem">m</a> </strong>“<a href="http://www.edebyahu.com/odev/985/araba-sevdasi-recaizade-mahmut-ekrem"><strong>Araba Sevdası</strong></a>”nı yazarken acaba hiç bu açıdan baktı mı, merak ettim doğrusu. <strong>Bihruz Bey</strong> ile gösterilen yanlış batılılaşma belki de günümüzde de böylesi sıkıntılara yol açıyor ne dersiniz? İşte bizler bu araba sevdamızdan ne zaman biraz fedakarlık yapıp toplu taşıma araçlarını tercih ederiz, işte o zaman metro, altgeçit, tramvay gibi yapılan çalışmalar anlam kazanır.</p>
<p>Çok abartmadım değil mi ?</p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Faraba-sevdasi-ve-biz%2F&B'+rc+'=Araba+Sevdas%C4%B1+ve+Biz&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/araba-sevdasi-ve-biz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Güzeldir</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/hayat-guzeldir/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/hayat-guzeldir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 23:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Ayten Alpman]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Show]]></category>
		<category><![CDATA[How I Met Your Mother]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi Dükkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Nicel]]></category>
		<category><![CDATA[Nitel]]></category>
		<category><![CDATA[Pro Evolution Soccer]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Çevik]]></category>
		<category><![CDATA[uefa]]></category>
		<category><![CDATA[Vizontele]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[Bir mail geldi bugün bana ve düşündürdü beni hayat güzel diye. Gerçekten de hayat her şeye rağmen güzel. Belki her gün onca sıkıntı altında boğuluyoruz falan ama. Vallahi de güzel. Güzel, güzel kefilim ben. Keskin sirke küpüne zarar derler ya, cidden bu doğru. Çok dert etmeyin kendinize yoksa küpünüz olan bedeninize zarar verirsiniz. Ben çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-442" style="border: 0pt none; margin: 10px;" title="Hayat Güzeldir" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/1.jpg" alt="" width="315" height="318" /></a>Bir mail geldi bugün bana ve düşündürdü beni hayat güzel diye. Gerçekten de hayat her şeye rağmen güzel. Belki her gün onca sıkıntı altında boğuluyoruz falan ama. Vallahi de güzel. Güzel, güzel kefilim ben. <strong>Keskin sirke küpüne zarar</strong> derler ya, cidden bu doğru. Çok dert etmeyin kendinize yoksa küpünüz olan bedeninize zarar verirsiniz. Ben çok dert ettim ve küpüme zarar verdim/veriyorum. O mailden sonra olumlu birisi olmaya çalışmaya karar verdim. Kolay kolay sinirlenmemeye çalışacağım. Bence siz de deneyin bir kaybınız olmayacak eminim.<br />
Kısa bir tavsiyeden sonra kısaca da bugünümü anlatayım. Bugün güzel bir gündü. İyi hissettim gün boyu kendimi. Onun verdiği güç ile bayağı bir çalışma yaptım. <strong>Nicel</strong> olarak belki azdı ama <strong>nitel</strong> olarak oldukça iyiydi. Böyle olunca içimde bir huzur hissediyorum zaten. Bu huzur git Erkan kendini ödüllendir dedi bana. Evet huzur ile konuşabiliyorum ben. Ödüllendirmek için ise markete gitmem yeterli oldu. Cips falan aldım. Zararlı bir şey biliyorum ama lezzetli azizim. Zarar ile ödül vermiş oldum kendime. İnsanoğlu böyle garip işte. Sonra geldim eve açtım TV’yi <strong>Komedi Dükkanı</strong>’nı izledim. <a href="http://www.tolgacevik.com"><strong>Tolga Çevik</strong></a> bana taaa<strong> Vizontele</strong>’den beri komik bir adam gibi geliyordu ki öyleymiş de zaten. Güzel bir program denk gelirseniz izleyin. Özellikle saatini beklemeyin ama o denli iyi değil çünkü. Ondan sonra internete girdim, saçlarımı çok kısa kestirmeye karar verdim ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pro_Evolution_Soccer_2009"><strong>Pro Evolution Soccer 2009</strong></a> oynadım.  Birazdan da <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0460649/">How I Met Your Mother</a> </strong>adlı diziyi izleyeceğim. Memo da İstanbul’a gitmiş. İstanbul dedim de aklıma<strong> UEFA finali</strong> geldi. Sametle belki maça gideriz. Ama para lazım, para için ise iş. Yine işsizliğe getirebildim konuyu nihayet. Çalışkan biriyim ve işsizim. Duyrulur. Ha bu arada <strong>Beyaz Show</strong>’u izlerken bizimkilerle iddiaya girdik. Ben dedim ki <strong>Ayten Alpman</strong> en az 75 yaşındadır. Onlar da yok canım makyajdan yüzü öyle kırışmış, olsa olsa 55-65 arasıdır. Sonra geldim netten baktım ki ben kazandım. Ayten Alpman 1930 doğumluymuş. Allah uzun ömürler versin.</p>
<p>Unutmadan, bana gelen mail resimlerden ibaretti. Maildeki resimlerin birisi yukarıda bir kaçı aşağıda.<span id="more-441"></span></p>
<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-457" title="2" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/2.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/4.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-459" title="4" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/4.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-460" title="5" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/5.jpg" alt="" /></a><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/6.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-461" title="6" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/6.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/7.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-462" title="7" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/7.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/10.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-463" title="10" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/10.jpg" alt="" /></a></p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fhayat-guzeldir%2F&B'+rc+'=Hayat+G%C3%BCzeldir&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/hayat-guzeldir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözün Bittiği Yer</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/sozun-bittigi-yer/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/sozun-bittigi-yer/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 23:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Penguen]]></category>
		<category><![CDATA[Sözün Bittiği Yer]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Sürekli olarak takip ettiğim dergilerdendir Penguen. Zaten oradan bir çok karikatürü ve yazıyı da sitemde sizlerle paylaşırım. Özellikle Alpay Erdem&#8217;in Ben köşesi hoşuma gider. Sitenin sloganıyla da alakadar zaten o köşe. İroni var. Bu haftaki Penguen dergisinin kapağı Samet&#8217;in şurada değindiği ve hepimizi derinden üzen terör saldırısı üzerine yapılmış. Çok manidar geldi bana. Keza bilmiyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sürekli olarak takip ettiğim dergilerdendir <a href="http://www.penguen.com"><strong>Penguen</strong></a>. Zaten oradan bir çok karikatürü ve yazıyı da sitemde sizlerle paylaşırım. Özellikle Alpay Erdem&#8217;in Ben köşesi hoşuma gider. Sitenin sloganıyla da alakadar zaten o köşe. İroni var. Bu haftaki Penguen dergisinin kapağı Samet&#8217;in <a href="http://www.cafekonomi.com/2008/10/06/anlayamamak-aktutun-karakol-saldirisi/"><strong>şurada</strong></a> değindiği ve hepimizi derinden üzen terör saldırısı üzerine yapılmış. Çok manidar geldi bana. Keza bilmiyor musunuz? Sözün bittiği yerdeyiz!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.penguen.com/content/Kapak/kapak316.jpg"><img class="aligncenter" src="http://www.penguen.com/content/Kapak/kapak316.jpg" alt="" width="310" height="391" /></a></p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fsozun-bittigi-yer%2F&B'+rc+'=S%C3%B6z%C3%BCn+Bitti%C4%9Fi+Yer&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/sozun-bittigi-yer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vahiy Nedir ?</title>
		<link>http://www.erkanhirik.com.tr/vahiy-nedir/</link>
		<comments>http://www.erkanhirik.com.tr/vahiy-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 00:46:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Hirik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkanhirik.com.tr/?p=386</guid>
		<description><![CDATA[Ramazanın sonlarına geldiğimiz şu günlerde ruhanî ya da dinî konulara da son kez değineyim dedim ve açtım “word”den bir boş belge yazmaya başladım size şu anda. Bu konuya değinmeme sebep olan yine bir takvim yaprağı… Aslına bakarsanız değişik de bir konu. “Vahiy”
Sözlük anlamına baktığımız zaman TDK bize 1-“Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erkanhirik.com.tr/etiket/ramazan/"><strong>Ramazan</strong></a>ın sonlarına geldiğimiz şu günlerde ruhanî ya da dinî konulara da son kez değineyim dedim ve açtım “word”den bir boş belge yazmaya başladım size şu anda. Bu konuya değinmeme sebep olan yine bir takvim yaprağı… Aslına bakarsanız değişik de bir konu. “<strong>Vahiy</strong>”<a href="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/ikra1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-387" style="border: 0pt none; margin: 10px;" title="Oku-Ikra" src="http://www.erkanhirik.com.tr/wp-content/resim/ikra1.jpg" alt="" width="278" height="328" /></a></p>
<p>Sözlük anlamına baktığımız zaman <a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&amp;Kelime=vahiy"><strong>TDK</strong></a> bize <em>1-“Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi: &#8220;Bir ilham istiyorum bir gün vahye erecek.&#8221;- B. K. Çağlar. 2 &#8211; Bu biçimde bildirilen buyruk&#8221; </em>gibi iki anlam ve bir örnek vermektedir. Arap dili sözlüklerinde ise “gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, işaret etmek, seslenmek ve fısıldamak anlamlarına gelen vahiy, terim olarak, Allah’ın Peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denmektedir.<br />
<em>Peki Hz. Muhammed’e vahyin geliş şekilleri nasıldı ?</em></p>
<ul>
<li>-Uyanıkken Cebrail tarafından vahyin onun kalbine bırakılması</li>
<li>-Cebrail’in insan suretinde getirdiği vahiy ki bu vahyin en kolay şeklidir.</li>
<li>-Cebrail’in görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi</li>
<li>-Cebrail’in kendi aslî şekliyle getirdiği vahiy</li>
<li>-Doğru rüyalar; peygamberin gördüğü rüyalar aynı şekilde hayatta meydana gelirdi.</li>
<li>-Vahyi peygamberin doğrudan Allah’tan alması veya perde arkasından Allah’la konuşması şeklinde olan vahiy.</li>
</ul>
<p>Vahiy bir hal, bir yaşayıştır. Nasıllığını ve niteliğini ancak onu gönderen ve alan bilir. Mahiyetini insanların anlaması zordur. Vahiy geldiğinde peygamber titrer, rengi değişir, alnı titret ve nefesi sıkışırmış. Hz. Muhammed gelen vahyi aynen hafızasına alır (<em>Kıyamet Suresi 46-49</em>) sonra vahiy katiplerine yazdırırmış. Her sene Ramazan ayında inen ayetleri ve sureleri Cebrail’e okuyup arz edermiş.</p>
<p>Vahiy gerçekten de insanoğlunun anlayamayacağı bir şey sanırım. En azından ben anlayamıyorum. Vahiy ile ilham arasında bir fark var mıdır? Varsa bunlar nelerdir araştırmak lazım sanırım.</p>
<!-- BunuEkle Butonu -->
<script language="JavaScript">
var rc = (!rc) ? 1 : rc+1;
document.write('<s' + 'cript src="http://bunuekle.com/bunuekle-wp.asp?A'+rc+'=http%3A%2F%2Fwww.erkanhirik.com.tr%2Fvahiy-nedir%2F&B'+rc+'=Vahiy+Nedir+%3F&s'+rc+'=1&r'+rc+'=2&rc='+rc+'">')
document.write('</' + 's' + 'cript>');
</script>
<script language="JavaScript">document.write(eval("code"+rc));</script>
<!-- BunuEkle Butonu -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkanhirik.com.tr/vahiy-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
