Erkan Hirik » Düşünce

Sözün Bittiği Yer

Kategorisi (Düşünce) Yazan Erkan Tarih 09-10-2008

Anahtar Kelimeler : , ,

Sürekli olarak takip ettiğim dergilerdendir Penguen. Zaten oradan bir çok karikatürü ve yazıyı da sitemde sizlerle paylaşırım. Özellikle Alpay Erdem’in Ben köşesi hoşuma gider. Sitenin sloganıyla da alakadar zaten o köşe. İroni var. Bu haftaki Penguen dergisinin kapağı Samet’in şurada değindiği ve hepimizi derinden üzen terör saldırısı üzerine yapılmış. Çok manidar geldi bana. Keza bilmiyor musunuz? Sözün bittiği yerdeyiz!

Vahiy Nedir ?

Kategorisi (Düşünce) Yazan Erkan Tarih 25-09-2008

Ramazanın sonlarına geldiğimiz şu günlerde ruhanî ya da dinî konulara da son kez değineyim dedim ve açtım “word”den bir boş belge yazmaya başladım size şu anda. Bu konuya değinmeme sebep olan yine bir takvim yaprağı… Aslına bakarsanız değişik de bir konu. “Vahiy

Sözlük anlamına baktığımız zaman TDK bize 1-“Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi: “Bir ilham istiyorum bir gün vahye erecek.”- B. K. Çağlar. 2 - Bu biçimde bildirilen buyruk” gibi iki anlam ve bir örnek vermektedir. Arap dili sözlüklerinde ise “gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, işaret etmek, seslenmek ve fısıldamak anlamlarına gelen vahiy, terim olarak, Allah’ın Peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denmektedir.
Peki Hz. Muhammed’e vahyin geliş şekilleri nasıldı ?

  • -Uyanıkken Cebrail tarafından vahyin onun kalbine bırakılması
  • -Cebrail’in insan suretinde getirdiği vahiy ki bu vahyin en kolay şeklidir.
  • -Cebrail’in görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi
  • -Cebrail’in kendi aslî şekliyle getirdiği vahiy
  • -Doğru rüyalar; peygamberin gördüğü rüyalar aynı şekilde hayatta meydana gelirdi.
  • -Vahyi peygamberin doğrudan Allah’tan alması veya perde arkasından Allah’la konuşması şeklinde olan vahiy.

Vahiy bir hal, bir yaşayıştır. Nasıllığını ve niteliğini ancak onu gönderen ve alan bilir. Mahiyetini insanların anlaması zordur. Vahiy geldiğinde peygamber titrer, rengi değişir, alnı titret ve nefesi sıkışırmış. Hz. Muhammed gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyamet Suresi 46-49) sonra vahiy katiplerine yazdırırmış. Her sene Ramazan ayında inen ayetleri ve sureleri Cebrail’e okuyup arz edermiş.

Vahiy gerçekten de insanoğlunun anlayamayacağı bir şey sanırım. En azından ben anlayamıyorum. Vahiy ile ilham arasında bir fark var mıdır? Varsa bunlar nelerdir araştırmak lazım sanırım.

Çocukken Ramazan

Kategorisi (Düşünce) Yazan Erkan Tarih 01-09-2008

Anahtar Kelimeler : , , ,

Her zaman ramazan ayı sene içinde okulda olduğumuz vakitlere gelirdi. Hayatımda ilk kez bir ramazan ayının yaz aylarına denk geldiğine şahit oluyorum. Kışın orucumuzu tutarken annemiz, babamız zamanında yaz ortasında tuttuklarını söylerlerdi de bizim için bir hikâye gibi gelirdi. Şimdi o hikâye ile karşı karşıyayız.

İlk oruçlarımı tam hatırlamıyorum ama hatırladıklarım ortaokul dönemlerime denk gelirdi. Geceden bolca yiyerek gündüz acıkmayacağımı sanırdım. O kadar çok yerdim ki o küçücük mideme nasıl sığdırırdım bilmiyorum. Acıkmaz mıydım? Acıkırdım tabi. Bazı günler öyle olurdu ki keşke unutsam da biraz bir şeyler atsam ağzıma diye düşünürdüm. Lakin hiç unutmazdım. Çocukluk işte…
Okulda olduğum vakitlerde bazılarının yediğini gördükçe dudaklarımı ısırdığımı da hatırlarım o yıllarda…Güzeldi o yıllar. Öğretmenimiz bırakırdı bizi iftar yapmamız için daha sonra derse devam etmemiz kaydıyla. Kimisi benim gibi evinden getirdiği ile yapardı iftarını. Kimisi ise dışarıdan bir şeyler alır gelirdi ve 3 er kişi oturduğumuz sıralara sıkışırdık, yerdik…Vallahi güzeldi. Eskiydi ya o günler, ondan da güzeldi zaten…

İlkokulu da hayal meyal hatırlıyorum. Hava kararmak üzereyken atılan topu ve yankılanarak okunan ezanı…Bazen tuttuğumu da hatırlıyorum orucu fakat nasıl dayanıyordum, kolay mıydı, zor muydu hatırlamıyorum.

Velhasılı kelam ah eski günler ah…Nerede o eski ramazanlar değil mi a dostlar!

Çok Çalışmak

Kategorisi (Düşünce) Yazan Erkan Tarih 20-07-2008

Anahtar Kelimeler : , , ,

Asla şüphe yoktur ki Cumhuriyetin gelecek evlatları, bizden daha çok rahata kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır. (1927, Atatürk’ün T.T.B.IV, s.435) sözünü Kırıkkale Üniversitesi‘nin sayfasında gördüğümde düşünmemiz gerektiğine inandım. Bir kaç gündür de bu söz üzerine düşünüyorum. Söylenecek çok şey olduğu kesin fakat nereden başlanacağı ve nerede bitirileceği mechul bu sözlerin…Ata bu sözleri söylerken elbette bir temennide bulundu fakat bu temeninin yerine getirilmesini sağlayacak başta yönetici kesimi olmak üzere ne yaptılar! Çok değişti yönetenler ama dönen çarkın sistemi hiç değişmedi. Çark hep aynı çark, sadece çeviren farklıydı. Elbette bir nebze de olsa o döneme nazaran daha iyi bir seviyedeyiz. Fakat olunması gereken nokta bu mudur? Tabii ki hayır. Sorgulamamız gerek, herkesin kendince bir cevap bulup taşın altına elini sokması gerek…Çok çalışmak gerek çok.

Ey NTVMSNBC Size Sesleniyorum!

Kategorisi (Düşünce, İronik) Yazan Erkan Tarih 13-07-2008

Anahtar Kelimeler : , , ,

ntvEfendim Türkiye’de medyanın ne halde olduğu üzerine şuraya düşüncelerimi yazsam sanırım okumak için sonunu bekleyemeyeceğiniz bir uzunluğa sahip olurdu. Hani derler ya “bundan kitap olur” diye gerçekten de öyle…İşte hiç onlara değinmeden daha önce şurada yaptığım yorumda da belirttiğim üzere NTV’nin özellikle de NTVMSNBC’nin eski kalitesinde olmadığını giderek de “toplu bozulma/dejenerasyon” modasına ayak uydurduğunu göstermek istiyorum. Bugün de gördüğüm bir haber başlığı ve bu başlık ardı sıra takınılan tavır düşüncelerimi tasdik eder nitelikteydi.

NTV bir kitap hazırlamış ve o kitapta da yanlış bilinen şeylerin, doğru halleri verilmek istenmiş. İyi güzel bir amaç lakin pazarlama yöntemleri “bence” hiç etik değil. Peki neydi bu etik olmayan, buraya tıklayarak da bakacağınız tanıtıma NTVMSNBC editörleri “doğru bildiğiniz her şey yanlış” başlığını atmışlar. E oldu mu şimdi! Tamam güzel bir iş yapmışsınız ama insanlara doğruları göstereyim derken yanlış bir yol seçmiyor musunuz? Neymiş efendim “doğru bildiğimiz her şey yanlışmış”, 2 kere 2 nin 4 ettiği de mi yanlış? İşte işin aldatmacası burada. Tamam bir reklam ve dikkat çekici olması istenmiş olabilir, ama illa ki dikkati yanıltarak mı çekmek gerekir!

İşte buraya yazdıklarımın benzerini uygun bir üslup ile oraya yorum olarak da yazdım ama editörler halen onaylamadılar. Neredeyse 24 saat oldu.

Sahalarda görmek istemediğimiz hareketler bunlar…