Posts tagged Yalnızlık

Yalnızlığım

Yalnızlık, dört duvar arasında sessizliğimle paylaştığım en derin yanım. Paylaştığım her vakit, zaman diliminin ne olduğunu unuttuğum delirme anlarım, saatlerim, günlerim, aylarım, yıllarım.
Yalnızlık hiç paylaşılır mı? Ben yalnızlığımı sessizliğimde paylaştım. İkisi vazgeçilmezim oldu. Hayatta neler beni yalnızlığıma bırakıp gitmedi ki? Onları da paylaştım ben her yönüyle hiç gocunmadan. Acıttı canımı ama olsun acımı da paylaştım.
Hayat bir yolculuktu. Yola çıkarken kalabalıklar arasındaydım ama ben yine yalnızdım. Otobüs terminallerinde, tren garlarında, hasretin ve kavuşmanın en derin yanlarında, bakışları uzaklara dalan kimsesiz bir yolcunun üşümüş parmak uçlarındaki sızıydı benim yalnızlığım. Bunca gürültü arasında gelip buldu beni sessizliğim. Çıt çıkmıyordu, yine yalnızlığım yabancı değil bana.
Hep uçurumun tam kenarında ölmekle kalmak arasındaki duyguları yaşadım. Şehirlerin ışıklı caddelerinde sokak çocuklarının sattığı mendildi yalnızlığım. Saçı sakalı karışmış evsiz, sahipsiz bir münzevinin aç nefesiydi benim yalnızlığım. Köprüden serin sulara atlamak isteyen bir aşığın çaresiz cinnet anlarıydı. Yaşam bu belki de ölmek ya da kalmak, arasında yaşamak.
Yalnızlık hayatın her yanında. Bir hamalın nasırlı avuçlarında, yetim bir çocuğun sol yanında, bir aşığın söyleyemediği duygularında, bülbülün güle sevdasında ve insanın her daim hayatla olan kavgasında yalnızlığı.
Hayatı hep sevdim. Ne olursa olsun sevmek yalnızlığı da, sessizliği de. Her şeyi olduğu gibi sevmek hayata karşı, karşılıksız olsa da…

Devamını Okumak için »

Yalnızlık

“Önce kelime vardı, diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de yalnızlık vardı. Ve kelmeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık…Kelimenin bittiği yerde başladı; kelime söylenmeden önce başladı. Kelimeler, yalnızlığını unutturdu ve yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu”

Oğuz Atay  – Tutunamayanlar

Zaman Bekletmeye Gelmez

Pinhani Zaman BeklemezPinhan: gizli, saklı

Daha evvel Pinhanî hayranlığımı ve onların gizli kalışlarını ortaya çıkarışımı yazmıştım. Masallar inanmak içindi ve inandık. Her ne kadar Pinhanî olsalar da hiç pinhân kalamadılar içimde ve yine dışa vurdular.
İlk albümleri gerçekten çok keyifliydi, tüm parçalar insanın içindeki duygu selinin bir parçasını harekete geçirmeyi başarıyordu.
Aradan bayağı zaman geçti ama Pinhanî hiç kendinden bıktırmadı. Sürekli dinletmeyi başardı kendisini. Tabi ki bunda beni açıkçası korkutan ve sadece Pinhanî için izlememe sebep olan Kavak Yelleri dizisinin de etkisi yok değildi. Peki, neden korkmuştum? Elbette popüler olmalarının getirebileceği muhtemel dejenerasyondan.
Çok şükür ki dün gece yarısı itibariyle albümlerinin tamamını 3 kez dinleme fırsatı buldum ve korkularımın boşa olduğunu gördüm.
“Pinhanî- Zaman Beklemez” adlı albümünü çıkarmıştı ve ben bu albümü dinlemeliydim. Dinledim. Sözlerini her zamanki gibi inceledim. Albümde toplam 11 tane parça var.

Zaman Beklemez

kalk , geç karşıma , aç gönlünü , dön gel yavaşça
ben sensiz yanan bir ateştim , söndüm zamanla
bir düşman gibi gel üstüme , özletme kendini
sen bir dost gibi , kardeş gibi özlenen sevgili

sabrı öğütler zaman , oysa odur durmayan
ben beklerim de zaman beklemez ki beni

iyisi mi sen kalk , geç karşıma , aç gönlünü , dön gel yavaşça
ben sensiz yanan bir ateştim , söndüm zamanla
….
.
Devamını Okumak için »