
4 Haziran 2008
Deneyin; harflerini okuyabildiğiniz deli bir dilin sözlüğünü edinin Norveçce, İsveçce, Latince, Macarca. Şaşırtıcı kelimeleri öğrenin. Dondurma, çilek, uyku, su, eşşek belki işinize yarar.Yok yaramazsa bir şekilde hava atarsınız, beyin cimnastiği de olur.
Müziğin duyuşunu öğrenip, içinde duyduğunu yazıp seslendirebilecek yetkinliğe gelebilirseniz, her şeyi resim, renk, koku, dokunuş, ısı olarak değil ses olarak da hatırlarsınız. Bir neyzen’in resmine bakıp, aklınla saatlerce onu dinlemekten bahsediyorum.
Devamını Oku »

9 Nisan 2008
Son zamanlar eski düzenimde yazamıyorum. Sebebini tam olarak bilmiyorum ama çeşitli öngörülerim de yok değil. Öylesine yorgun hissediyorum ki kendimi bugünlerde geceleri yatasım, sabahları da kalkasım gelmiyor. Her yere bahar geldi ama Ankara’da bahara henüz kavuşamadık. Adı var ama kendisi yok. Hava sürekli kapalı ve yağmurlu ( bin şükür ). Bundan şikâyetim yok elbette ama sabahları sanki bu hava benim üzerime basıyor, kalktığımda kendimi dayak yemiş boksör gibi hissediyorum. Sadece öyle olsa yine kendimi Garfield olarak görmeye başladım. Sürekli uyuyan, uyandığında da yemek yiyen bir tip. Ah bir de şu sınavlara çalışma stresi olmasa değmeyin keyfime.
Garfield dedim de küçükken pek severdim zat-ı muhteremi. Hoş şimdi de ara sıra denk geldiğimde keyifle izlemiyor değilim.Evin içinde evin sahibinden daha otoriter bir şekilde dolaşıyor. Hakikatten he ev sahibi de pek hımbılmış. Ulan altı üstü bir kedi höt desene, evini altını üstüne getiriyor falan. Bir de evin köpeği vardı o ev sahibinden de tırsak. Çizgi film dünyası işte, oluyor böyle şeyler. Pek takmamak lazım. Bir ara da Tom ve Jerry , Silvester ve Tweety’ ye değineyim.
Adioz.