Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Kas 27th
Ebru, kitreli su üzerine serpilen boyalarla bezenmiş kâğıt ve bunu hazırlama sanatına denir. İslam bezeme sanatlarının hazırlanış tekniği itibariyle en cazibi ve süreli netice alınanı olan ebruculuğun menşei hakkında kesin bir hükme varmak mümkün değildir. VIII.asırdan itibaren Çin’de XII.asırdan itibaren Japonya’da benzer teknikler kullanılarak yapılması, daha sonraki asırlarda Çağatay Türkçesindeki “ebre” ismiyle Türkistan’da ortaya çıkışı, bu sanatın tarihî gelişimi hakkında az da olsa bir fikir vermektedir.
Türkistan’dan en geç XVI. Asır başlarında İpek Yolu’nu takiben İran’a geçişinde “ebrî” olarak adlandırılan bu sanatın, gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıması, buluta nispek ifade edilen Farsça ismi doğrulamaktadır. Osmanlılarda da revaç bulan aynı isim, Türkçede “ebru” ya dönüşmüştür. Hatalı olmakla beraber, kaşa benzer şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanat Farsçada “kaş” manasına gelen “ebru” kelimesiyle adlandırılmıştır. Kız çocuklarına isim olarak verilen Ebru da bu kaş manasına gelen kelime değil “Âb-rû” olan yüzsuyu olmalıdır. Keza “yüz suyu hürmetine” gibi bir kullanım ile bu kelime kalıplaşmıştır.
Bir defa yapılan ebrunun aynısı bir daha tekrarlanamaz, ancak benzeri yapılabilir. Bundan dolayı her ebru asla kopya edilemeyecek bir sanat özelliğini taşır.
Ebru kağıdı, yazma kitapların ciltlenmesinde ve yan kağıdı olarak, bundan başka kıt’a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, ayrıca koltuk denilen kısımlardan çok kullanılmıştır. Bu sıralananların pek güzel örneklerine müze ve kütüphanelerde rastlanır. Ancak, XIX. Yüzyılda Batıdan ithal edilen matbu ebru kâğıtları, hem bu sanatın zevkini kaçırmış hem de yerli ebrucuların geçimini güçleştirmiştir.
Ne demişler ?