Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Eyl 10th
Mahyacılık sanatı diğer Müslüman ülkelerde olmayan, Türklere mahsus örf, adet ve kültürdür. Mahya; Ramazanda büyük camilerin karşılıklı iki minaresi arasında , ip gerilerek asılan ve geceleri yakılarak meydana getirilen ışıklı şekil veya yazılardır. Bu iş sadece Ramazan ayına mahsus olduğu için, Farsça aylık manasına gelen “mahiye” kelimesinden türemiştir. ( Far. Mah : Tr. Ay )
Mahyada en çok kullanılan yazılar şunlardır: “İnna fetahna leke fethan mübina (arası geniş minarelerde), Ya Gani, Ya Mabut, Ya Kâfi, Ya Şâfi, Ya Kerim, Maşallah, Tebarekallah, Bismillah, Leyle-i Kadir, Ya Kerim, son gecelerde el-firak” vs. daha pek çokları vardır. Bunların çoğunda hareke yoktur. Doğrudan yazılır. Bazen nadir olarak hareke, şeddeler, noktalar ve hemze konur. Yazı çeşidi daha ziyade sülüstür. Nesih ve rik’a yoktur. Talik çok nadirdir. Mahyacılarda meşhur hattatların eserlerini takit ederek mahya yapmak merakları da vardır. Birbirleriyle model yarışması yapanlar ve hatta rekabete girişenler de çoktur.
Mahya; yerli ve yabancı araştırmacıların konusu, romancıların ilham kaynağı, gezginlerin unutulmaz anıları olmuştur. Bir yabancı seyyah demiş ki: “ Dünya yüzünde sevilmeye ve sayılmaya layık Türklerin hiçbir medenî eserleri olmasa bile, yalnız şu gökten yıldızları toplayıp minareler arasında yazı yazmayı akıl etmeleri, bunda muvaffak olmaları, onların medeniyette ne kadar ilerde olduklarının bir ifadesidir.”
Ne demişler ?