Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Ara 6th
Birkaç gün önce gelen mimden sonra bugün itibariyle yeni bir mimin gelmiş olduğu Zuzu tarafından yapılan uyarı ile tarafımca fark edildi. Fark edemeyişim yoğunluktan kaynaklı, bu açıdan özür diliyorum ve hemen istenilenleri yapıyorum. Ayrıca mimlenmek biraz değer atfedilmesiyle ilgili olsa gerek. Değer verdiğiniz için teşekkür ederim Zuzu.
Sorular:
1- Sizce son dönemde Türk bloglarındaki durgunluk fark edilir düzeyde mi?
2- Cevabınız evet ise, sizce bu durumun nedenleri neler?
3- Bu durgunluğu gidermek ve üretilen içeriğin kalitesini yükseltmek için Türk blog yazarları olarak neler yapmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz?
4- Eklemek istedikleriniz.
5- MiM’i en az 3 arkadaşınıza paslamanızı rica ediyorum.
Cevaplarım:
1- Bu soruyu açıkçası ön yargılı buluyorum. Çünkü soruda durgunluk kabul edilmiş ve ona göre sorulmuş bir hava var. Tabi durgunluktan ne kastediliyor bilmiyorum ama bence her zamanki seyri ile devam ediyor her şey. En azından benim takip ettiğim günlüklerde böyle bir şey hissetmedim ben. Herkes kendi iç dünyasını, yeteneklerini, bilgisini bir şekilde paylaşıyor.
2- Cevabım hayır olduğu için sanırım buna yazmamam gerekir ama söylemek istediğim birkaç şey var. Eğer ki bir durgunluk varsa ve ben fark edemiyorsam derim ki bunun sebebi hazan mevsimidir. Sonbahar ve kış aylarında insanlar ister istemez biraz üşengeç olurlar. İş verimi açısından düşük duygu yoğunluğu açınsan yüksek bir dönemdir. İş veriminin düşük olması da o yoğunluğun yansıtılmamasına neden oluyor olabilir.
3- Durgunluğu gidermek için değil de kaliteyi yükseltmek için bir şeyler söyleyebilirim. TBY Ankara buluşmalarında da değinilen konulardan ilki “blog” kelimesi üzerine. Bu kelime artık iyice oturmadan bu işin başını çeken bizler derhal bu kelime yerine mutabakata varmış olduğumuz bir kelime bulmalıyız diyorum. Bunun için de şurada yapmış olduğumuz girişime katkıda bulunmanızı ve o girişimin sonuçlanmasını istiyorum. Herkesin blogunda kullandığı Türkçenin özenli olması da bir diğer isteğimdir. Bunların dışında özgünlük çok önemli diye düşünüyorum. Herkes kendi en iyi bildiği şeyleri paylaşmalıdır. Blog dediğimiz bu sistemin yazarları bir araya gelerek dernekleşmelidir. Zira böyle olduğu taktirde yapılan işler daha ciddiyet kazanacaktır.
4- Girdiğiniz, okuduğunuz yazılara lütfen yorum yazın. Çünkü yorum almak insana yazma şevki verir.
5- Kaan Fakılı, Hüseyin Mert ve Samet…Söz sizde.
Ara 4th
Bir mim dalgası büyümüş büyümüş bana kadar gelmiş. Gelen bu mimi karşılıksız bırakmak olmaz değil mi?
Gerçekten enteresandır insanların bilgisayar kullandıkları ortamlar. Kimisi gayet tertipli, düzenli bir ortam yaratmışken kendisine, kimisi arada bir düzenlemeyi yeğler. Bazılar da vardır ki saldım çayıra Mevlam kayıra hesabı vurdum duymazdır. Fotoğrafı karanlıkta çektim. Fotoğrafa tıklarsanız büyük halini görebilirsiniz. Şimdi size biraz ne nedir anlatayım. Üstteki raftan başlayım. Rafın solundakiler boş dvd ve cdler. Zamanla kullanılmayı bekliyorlar. Sağdaki greyder kutusu ise ayakkabı kutusu olmaktan CD-DVD kutusu olmuş bir araç. Gayet işlevsel, tavsiye ederim. İçinde oyunlar, programlar vs. var. Rafın altındaki de gördüğünüz üzere ses sistemimiz. 5+1 olmakla birlikte gümrükten 50 ytlye almış olduğumu da belirteyim. Fotoğrafın sağındaki o sarmaşık gibi olan şeyler, şarj aletleri, kulaklıklar, kimlikler, flamalar falan. Ekranda gördüğünüz günlüğümüz
Diğer şeylerde yazıcı-tarayıcı, harici hdd, modem kasa, usb bellekler, cep telefonu, cüzdan falan…
İşte bu ortamda ben sizlere yazıyorum. Dağılmış yine masam, toplamalıyım değil mi ?
Hüseyin’den gelen bu mimi göğsümde yumuşatarak plase yapıyorum ve Kaan, Samet ile Suskun’a ayrı ayrı atıyorum. Umarım bu arkadaşlar da bencil olmaz paslı oynarlar.
Ne demişler ?