Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Eyl 7th
Facebookta bulunduğum kısa süre içerisinde Kırıkkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı grubuna katıldım. Güzel bir tartışma yaşadık orada. Hep eskilerin yaptığı gibi eski-yeni çatışması. Belki de bir nevî doğu-batı çatışmasıydı. Bu çatışmayı bu coğrafya çocuklarının yapması, bu iki arada kalmış insanların yapması, Tanpınar‘ın deyimiyle “eşikte olan” bizlerin yapması bana göre çok anlamlıydı. 
Kaliteli bir tartışma yaptık kanısındayım. Bu tartışmayı sizlerle paylaşmamdaki maksat “tartışma” dediğimiz şeyin “terbiye” hududu içinde nasıl yapılacağının göstermektir. Zira televizyonlar izlediğimiz tartışma programları yakında bir dövüş sporu olarak kabul görebilir.
Tartışma aşağıdaki gibidir. Söz konusu tartışma Fethi Kasap, Kaan Fakılı, İsa Karaaslan ve benim aramda geçmiştir. Konu “aruz“dan yola çıksada elbette başka şeylere de değinmiştir. Buyrun edebî zevke;
Fethi Kasap:
şiir aruzdur, aruzun da en iyi kullanıldığı şiir divan şiiridir. Baki bu hususta en nadide misalleri teşkil etmiştir ifadesi nitekim manidar olacaktır. akif de aruzu kullanmıştır ama 17. asır klasik edebiyat şairlerimiz kadar mütehassıs değildir. bununla birlikte kendi asrında akif, ikamesi mümkün olamayacak kadar müstesna eserlerin altına imzasını atmıştır. Devamını Okumak için »
Tem 20th
Asla şüphe yoktur ki Cumhuriyetin gelecek evlatları, bizden daha çok rahata kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır. (1927, Atatürk’ün T.T.B.IV, s.435) sözünü Kırıkkale Üniversitesi‘nin sayfasında gördüğümde düşünmemiz gerektiğine inandım. Bir kaç gündür de bu söz üzerine düşünüyorum. Söylenecek çok şey olduğu kesin fakat nereden başlanacağı ve nerede bitirileceği mechul bu sözlerin…Ata bu sözleri söylerken elbette bir temennide bulundu fakat bu temeninin yerine getirilmesini sağlayacak başta yönetici kesimi olmak üzere ne yaptılar! Çok değişti yönetenler ama dönen çarkın sistemi hiç değişmedi. Çark hep aynı çark, sadece çeviren farklıydı. Elbette bir nebze de olsa o döneme nazaran daha iyi bir seviyedeyiz. Fakat olunması gereken nokta bu mudur? Tabii ki hayır. Sorgulamamız gerek, herkesin kendince bir cevap bulup taşın altına elini sokması gerek…Çok çalışmak gerek çok.
Ne demişler ?