Posts tagged ironi

Cacık – Barış Manço

Sözüm meclisten dışarı dostlar
Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani dilim dilim doğrasalar beni
Marmara Ege Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum

Derdim öylesine büyük ki dostlar
Kırka yarıp yine kırka bölseler
Ve kırk bostana gübre diye serpseler
Kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum

Ne oldu bana böyle durup dururken
Oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi
Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler
Bir de çengelli iğne nazar bozar derler

Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler
Karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor
Öğünmek gibi olmasın ama dostlar
Kendimi hıyar gibi hissediyorum

Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum
Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu
Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum
Böyle cacığa rakı mı dayanır

Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek

Barış Manço

En Kötü Oyun

Bir zamanlar Hüseyin Mert göndermişti bu fotoğrafı…Hayat, şimdiye kadarki en kötü oyun.

Özlenen Öslem

Çok gıcık oluyorum. Hatta sinir oluyorum. Bazen de içimden sayıyorum en kalaylısından. Ne yani s ile yazınca daha mı şirin olunuyor? S ile Z yi birbirinden ayıran bu şirinlik maskesini kim uydurmuş. Özledim yerine ösledim yazmak…Yazması kolay desem yok kardeşim yok. Z ile S Q klavyede altlı üstlü. Bu kadar mı ezik ruha sahibiz yani. Ösledim nece sorması ayıp? Türkçe mi, İngilizce mi, Tarzanca mı? Bana göre Salakça…Evet, evet z yerine s yazanlar kendilerini şirin sanan salaklardır. Google’da bir arama yapayım dedim “ösledim” diye, vay anam vay. Ortalık yanmış bitmiş kül olmuş. Sadece özlemek kelimesinde de yok bu. Mesela geçenlerde bir yerlerde gördüm. Özge yerine Ösge yazmış. Nesin yavrum sen? Dizilerde boğaza nazır yalılarda yaşayan zengin ailenin kelimeleri ağzında yuvarlayarak konuşan ne idüğü belirsiz züppe kızlarının söylemi değil mi bu S? Hani şu Berkecanlarla takılıp da Melisa’nın kankası olan kızlar? İşin bir diğer vahim boyutu daha var ki bunu yapan erkekler de var. Erkekimsiler…Size ne oluyor hadi onları anlar gibi yaptık da size ne oluyor bre delikanlılar. Kanınız artık deli deli akmıyor da ığıl ığıl mı akıyor yoksa.. Saldım çayıra gençlik. Başka harflere de başka zaman değineyim.
Hava çok sıcak sinirleniyorum. Camı açıyorum perde bile kıpırdamıyor üstelik bu Altan Tanrıkulu konuşurken ağzının sağında solunda tükürük biriktiriyor. Hatta bazen kamera yakın çekince dikkat edin baloncuk yapıyor ağzıyla. Çok çirkin görüntü. Bir de çok bilmiş konuşuyor ama hep tırt…
Bitti.

İroni Nedir

Nesnelerin birbirine karşıt adlarla adlandırılmasına dayanan ve Aristoteles’in karşıtlama ile eş tuttuğu retorik sanatına ironi denir.
Kökeni sokratesçi ironiye dayanan bir retorik sanatı olarak ironi, okuyucuda gülünç ya da eleştirici bir etki yaratmayı ve iki öğe arasındaki karşıtlığın tam olarak anlaşılmasını amaçlar. XVIII.yy yazarları, XIX. yy yergi yazarları, Antole France, Renan, Alain ironiden yararlandılar ve bu sanat onlarda genellikle titiz bir kuşkuculuğun ifadesiydi. Daha genel olarak ironi, her yapıtın oluşumunda yer alan karşıtlıktır. Örneğin, Sophokles’in Oidipus’ta örneğini verdiği trajik bir ironiden ve Friedrich von Schlegel’e göre öznel olmakla birlikte nesnelliğe bağlı bir yapıtın ikiliğini göstermek üzere, romantik ironiden söz edilebilir. New Criticism akımı da her türlü dilsel yaratmanın taşıdığı gerili ve iki yanlığı belirtmek için bu kavramın kullanımını genelleştirmiştir.

Türk Dil Kurumu ise 2005 basımı sözlükte madde başı olarak yer verdiği “İroni” kelimesine;
1.Gülmece.
2.Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme. “ anlamlarını vermiştir. Fransızca “ironie” kelimesinden geldiği de sözlükte bildirilmiştir. Wikipedia ise aynı sözcüğün eski yunanca” eironeía” sözcüğünden geldiğini belirtmiştir.

İronide söylenen şeyin ya tam tersi ya da tersi olmasa da uzak anlamlısı kastedilir. Ciddi söylem gibi görünen ifadelerde aslında çelişen noktalara vurgu yapılır. .Mizahdan farkı olarak ironi daha eleştirel bir tavra sahiptir.

Ayrıntılı bilgi için Hece Dergisi 124 ve 125. sayıyı edinebilir ve bu sayılardan Türk Edebiyatındaki ironi görünümünü inceleyebilirsiniz.

İşsiz Bir Bayram Daha…

Kalbini kırarsa hayat derin bir nefes al geçer diyen F.D’nin şarkısını dinleyerek yazıyorum şu anki hislerimi. Hayatta çok zor durumlar var Allah onları yaşayanlara sabır versin, yaşamayanlara da yaşatmasın. Korusun. Belki de geçirdiğim en sıkıcı bayramlardan birisiydi bu. Sürekli aklımda geleceğimle ilgili planlarım ve kaygılarım vardı. Yapmam gereken, yapılmaya bekleyen onca şey arasında bayram yapılmıyormuş. Gelenlere sahte gülücükler dağıtmaktan başka bir şey yapmadım, yapamadım maalesef. Halbuki gelenlerin sayısının azalması belki de bir önceki yazımdaki samimiyetsizliğin tersine işlediğini gösteriyordu. E tabi biz bilemeyiz, sadece tahmin yürütürüz. Kaç kişiye okulumla ilgili durumu anlatmak durumunda kaldım bilmiyorum. Hep aynı cevabı vermekten ben sıkıldım. Bilmem kaç kere işsiz olduğumu imalarla anlattım. Öğrenciyim, öğrenci…

Bazı arkadaşlarımdan kırılanlar olmuş galiba özellikle de Burak. Ya hu Burak mesaj atmadılar diye böyle hemen bozulunmaz ki , halbuki ben attım aveaya küs kardeşim. Ha bir de Burak öyle herkese attığın mesajı bana da dürtüklersen ben de herkes gibi olduğumu düşünürüm. Hani ben herkes değildim :)

Bayram, hiç de bayram gibi değildi. Hasan da umreye gitti. Herkes bana soruyor ne zaman gelecek diye. Dışarıdan bakınca diyanet sorumlusu falan gibi mi duruyorum bilmiyorum. Sakal falan bıraktık biraz ondan mı acaba ?

Bu bayramda da işsiztik, bir dahakine inşallah böyle olmayız. –yız –yız..