Uzun süredir yapmak istediğimiz fakat sürekli bazı bahaneler bularak kendimizi gitmeye alıkoyduğumuz tiyatroya nihayet gittik. Çok evvel birkaç arkadaşımla buluştuğum vakit bir laf arasında geçmişti tiyatroya gitmek isteyip de gidemeyişimiz. Böylesi laf arasında geçen bir proje geçen gece devlet tiyatrolarının internet sitesine girmemle hayat bulmaya çalıştı. Arkadaşıma söyledim, sınavlar başlamadım gidelim mi diye? O da sağ olsun, güzel olur sen oyunu seç gideriz dedi. Birkaç oyunun konusuna baktım (Hüzzam, Eşik, Tavandaki Kuş, Genç Osman, Kasimir ve Karoline vs.). Baktığım oyunların konuları gerçekten de insanı kendisine çağırıyordu. Seçim yapmakta zorlandığım sırada “Köşebaşı” ile karşılaştım. Yazarı Ahmet Kutsi Tecer olmasıyla birlikte yönetmeni de Leyla Tecer idi. Bu sebeple bu oyuna gitmeye karar verdim. Ayrıca oyunun müziklerinin Can Atilla tarafından yapılmış olması da bir başka nedendi tercihimde. Arkadaşlarımdan bir kaçına haber verdiğimde hepsi de kabul etti. Biletlerimizi de hemen internet üzerinden ayırttık. Devletimiz sağolsun tiyatro biletleri gerçekten de çok makul düzeyde. Her kesimden insan çok kolayca gidebilir bu fiyatlarla. Yaşasın devletimiz değil mi ?
Küçük Tiyatro sahnesinde oynanan oyundan biraz bahsedeyim. Oyunu protokolün hemen arkasından izlemiş olmamızın da verdiği avantaj ile her türlü ayrıntıya nail olduk diyebilirim. Tiyatronun konusu eski bir İstanbul mahallesinde geçiyor. Eski bir İstanbul mahallesinde geçmesiyle birlikte tarih olarak da 1930-40 yılları arasından bir 24 saati anlatıyor. Münir Canar’ın sahneye çıkmasıyla başlayan oyunda yirmi dört saat içinde gelişen olaylar aracılığı ile; değişen toplumsal değerler, yaşamdaki acı, tatlı duygular arasında gerçekçi bir anlatımla sahneleniyor. Oyunda kimi zaman gülüyorsunuz, kimi zaman ise ağlamaklı oluyorsunuz. Değişen toplumsal değerlerin sızlatıcı yönü ile günlük yaşamın komik yanları bu oyunda bir araya getirilmiş. Ölen Macit Bey’in kendisine olan borçlarına seyirciyi güldürerek anlatan bakkal, onun şapşal çırağı oyunun komik tarafını alırken, bakkalın karşısındaki kahvehane sahibinin gönlü bol, hafif hovarda hali ve o müthiş ses tonu ile mahalleye gelen yabancının içleri titreten sözleri de oyunun içleri acıtan halini gösteriyor. Kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir oyun diye düşünüyorum. Keza ellerimiz kızarıncaya kadar alkışladık. İyi ki bu oyunu seçmişim.

Oyuncular;

Münir Canar, Banu Güngör İnal, Celal Murat Usanmaz, Gözde Baytaş, Yunus Çakıroğlu, Turgay Kılıç, Murat Beşik, Gerçek Özkök Akdemir, Sanlı Baykent, Can Öztopçu, Didem Uzel, Okan Şenozan, Mümtaz Aydoğan Mengi, Tolga Çiftçi, Gürkan Görbil, Murat Öz, Savaş Tamer, Deniz Alver Çamlıdağ, Zerrin Çağlar, Refika Özbayer, Orhan Akbıyık, Bülent Türkmen, Yavuz Anaç, Yaseri Şahbudak, Halil Kızılöz, İlyas Zeki Karaca, Orkide Çivicioğlu, Özcan Pala, Günaydın Yaltırak, Mert Şencan, Berivan Özyiğit