Posts tagged gazi üniversitesi

Hirik Nedir, Ne Demektir? – Bir Soyadın Anatomisi

Soyadımın yalnızca bizim sülalemize münhasır olmasından dolayı çocukluğumdan beri bir çok olay yaşadım. İlginç, dikkat çekici, akılda kalıcı olduğu kadar unutulabilen ve merak uyandırıcı bir soyadı. Üstelik dalga geçmeye de gayet müsait. Çocukken özellikle “erik erikhahaha nidalarını az duymadım. Ama umursamamayı bildim. Nereye kadar ama değil mi?
Nevşehir-Ankara, Ankara-Nevşehir arası gide gele otobüsçülere bir çok kez soyadımı yazdırmak zorunda kaldım. Her seferinde farklı bir soyadını oraya yazmayı başardılar. Doğruyu tutturma oranları % 2 falan olmuştur. Tabi ki bu durum sadece otobüsçülere ait bir şey değil. Nereye gitsem soyadımı kodlamak zorunda kalıyorum. Çok varyantları çıktı bu soyadın…Firik, Girik, Hitik, Hitit vs…Bu işin “vs”kısmı daha enteresan emin olun…
Erkan “Irk” yazıyordu en son otobüs biletimde. Irk ne arkadaş, hiç mi duymuyor kulağın. Yeter artık ama kimlik çıkarmaktan ve kodlamaktan bıktım. Anlayın beni. Kendisini aşarak “Geyik” anlayan bile var. Vallahi.
Hiç iyi yanı yok mu bu soyadın. Var elbette. Uzun bir listede adımı ararken Yılmazlar, Özdemirler arasında kaybolmuyorum. Hemen buluyorum kendimi ya da bizden olanı. Bizden olan da unutulmuyor soyadımız dikkatini çekmişse kişinin. Hemen hemen her okuduğum okulda hocalarım bana sorardı “Ali Coşkun Hirik” senin neyin olur? “Hakan Hirik”i tanır mısın? İz bırakmak için de fena bir yol değil yani…
Velhasılı kelam çok bilimsel olmasa da biraz araştırdım soyadımın anlamını. Çünkü her sorana açıklamakta zorlanıyordum.
Bu konuda 5 rivayet var. Öğrenme zamanımın kronolojisine göre verecek olursam şu şekilde açıklamalar getirebilirim.
1-Rahmetli anneannem “Hirik” kelimesinin Kelkit ve yöresinde zayıf, çelimsiz olanlara hitaben kullanıldığını söylerdi. Halk etimolojisi gibi bir şey elbette bu.
2-Lisede bir Tarih hocam vardı. Bana Tarih dersini sevdiren, yorumlamayı öğreten hocalardan birisi. İsmail Bozkurt. Her ne kadar sert ve notu kıt bir hoca da olsa sevmiştim kendisini. Halen de özlerim derslerini. İşte bu hocanın yaptığı açıklamaya göre Şanlıurfa civarında iki tür koyunun çiftleşmesinden yeni melez bir tür koyun elde edilmiş. Buna da “Hırik” denirmiş. Hoca hangi kaynaklara dayanarak bu açıklamayı yaptı ben de bilmiyorum. Devamını Okumak için »

Ne Yaptım, Ne Ettim?

Bir süredir yazmadığımın farkında olduğumu söyleyerek başlayayım sözlerime. Hele dün gece bu saatlerde Hüseyin ve Kaan ile muhabbet ederken iyice farkına vardık ki bu aralar kimse günlüklerine bir şey karalamıyor/karalayamıyor. (Kaan’da burada yazmış zaten.)Hüseyin’in tabiriyle recessiona (durgunlık) girdik resmen. Neden diye kendi kendime sorduğumda bir sürü cevap ve bahane alabiliyorum. Bunun en büyük sebebi gece saatlerinde bilgisayar başında bulunmam. Bilgisayar başına insan gece gece oturunca yazacağı varsa da o yazacak gücü bulamıyor. İkinci sebebi de mezun olduğum Gazi Üniversitesi’nin finallerinin beni çok yormuş olması. Öyle yordu ki bu sınavlar beni elimi eteğimi çekip her şeyden ahirete doğru yol alasım geldi. Yapmam gereken onca şey var ki bir ben daha olsa belki tam olarak yetişebilirim hepsine. Ufak ufak şeyler belki ama o kadar çoklar ki…

Neyse efendim Gazi Üniversitesi bitti ve “Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni” ünvanını aldım. Hayırlı olsun dediğinizi duyar gibiyim. Sağ olun sağ olun. İşsiz bir edebiyat öğretmeniyim artık. Öğretmenlerinin işsiz kaldığı kaç ülke daha var acaba gerçekten çok merak ediyorum. Şuradaki işsizlik tablosunu görünce bir başkadır benim memleketim dedim. Bir bakın bence siz de dersiniz.

Bugün olağan geleneksel 8. Ankaralı Günlük Yazarları Toplantısı vardı. Oradaydım. Ankaralılar oradaydı ama konu sanki sadece İstanbul’du. Çok sıkıldım hatta öylesine sıkıldım ki “bir daha gelmesem mi acaba” diye bile düşündüm. Hüseyin, Kaan ve ben kaynattık zaten arkalarda. Bir de öylesine yorgundum ki her söylemek istediğimi Kaan’a söyledim. Tam ben söylerken içimi mi okuyor ne Hüseyin seslendirdi. Aklın yolu mu bir? Hiss-i kable’l vuku mu? Bir de hep aynı kişiler konuşmasın kardeşim. Farklı sesler de duymak istiyoruz. Gelip gık demeden giden arkadaşlar oluyor. Konuşmak isteseler de konuşamıyorlar. Bir başıboşluktur, bir yönetimsizliktir gidiyor. Kaç buluşma oldu hala ortada somut bir şeylerin olmaması da belki bu yüzden. Toplanıyoruz, toplanıyoruz, ee sonra? Yine herkes kendi kendine günlüklerini yazmaya devam ediyor. Bir topluluk ruhu göremiyorum açıkçası. Bir kafe köşesinde toplanıp yemek yiyip, gülüp eğlenmek midir sadece maksat? Kızdım mı ne!

Şimdilik gücüm bu kadar…