Erkan Hirik » Film

You Don’t Mess with the Zohan - Zohan’a Bulaşma

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 21-09-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , ,

Fırsat buldukça film izlemeye devam ediyorum. Geçen gece sıkıldım elimde izlenmeyi bekleyen filmlerden birisini izleyeyim dedim. Gece gece komedi izlemeye pek alışkın değilimdir. Lakin bu kez bu tabumu kırayım dedim ve izlemek için “You Don’t Mess with the Zohan” adlı filmi seçtim. Daha sonra öğrendim ki filmi Türkçeye “Zohan’a Bulaşma” diye çevirmişler.
Film hakkında genel intibam pek olumlu değil ancak film vermek istediği mesajı komedi etrafında iletmesi bakımından fena değil. Peki filmin verdiği mesaj nedir ?
İsrail ve Filistin arasındaki savaşlar, çatışmalar ve bu iki ülkenin halkının sürekli birbiri ile düşman gibi yaşaması anlatılırken bu düşmanlığın gereksiz olduğu ve bu iki halkın aslında başka kuvvetler tarafından birbirine düşman edildiği konu ediliyor. Tabi bunu filmde İsrail ve Filistin topraklarında anlatmıyor. Amerika’da yaşayan İsrail ve Filistin vatandaşlarının mahallelerinden yola çıkarak böyle bir mesaj vermek isteniyor filmde. Böylesine bir konuyu komedi etrafında anlatması gerçekten ilginç.
Filmde edeb dışı bir çok sahne var ki zaten komedi dediğim şey de bu edepsizlik üzerine kurgulanmış. Böyle şeylere ben kahkahalarla gülmüyorum hatta bazen gülümsemiyorum bile. Bu yüzden komedi unsuru olarak cinsel öğrelerin kullanıldığı bu filmde de pek gülmedim. Tabi ki herkesin tepkisi farklı olur, siz nasıl bir tavra bürünürsünüz bilmiyorum.
Filmde Zohan ve Phantom adlı iki olağan üstü güçleri olan kahraman var. Film boyunca bu iki şahıs birbirini öldürmek için uğraşıyor. Lakin Zohan aslında bunu yapmak istemiyor. Çünkü onun tek hayali bir kuaför olmak. Fakat askeri kuvvetler Zohan’ın olağanüstü kuvvetlerini kullanarak Phantom’u ele geçirmek istiyorlar. Zohan Phantom’un peşine düşüyor ve gönülsüz olan Zohan bir süre sonra ölmüş gibi ortadan kayboluyor ve hayaline kavuşuyor…Hayalindeki mesleği icra ederken bahsettiğim cinsel objeyi daha da fazla kullanıyor.. Adam Sandler yani Zohan ve John Turturro yani Phantom…
Her zamanki gibi filmin ayrıntısına girmeyeceğim ancak ABD ile dalga geçilen filmleri seviyor ve üstüne cinsel objelere gülüyorsanız seversiniz. Maksadı güzel kendisi kötü bir film…

Avanak Kuzenler

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 31-08-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , , , , , ,

Malum bugünlerde filmlere meraklıyım. Bu yüzden güvendiğim kişilerin verdiği tavsiyeleri ihmal etmiyorum. Tavsiyeleri izleyerek hem de onların beğeni ölçütlerini görmüş oluyorum. Geçenlerde bir arkadaşım bana bir film çıkacağından ve filmin oyuncularının Recep İvedik’teki bir çok kişiyi kapsadığını söyledi. Elbette Şahan Gökbakar hariç. Zaten filmin yapımcısı Recep İvedik filminin yapımcısı ile aynı.. …Filmin adı Avanak Kuzenler. Konusu adında gizli aslında. Üç tane birbirinden hiç ayrılmayan ve hepsinin kendine has avanaklıkları olan kuzenin başlarından geçenin hikayesi olacakmış. Fragmanını izledim filmin, oyuncuların bir çoğu tanıdık yüzler. Yağmur Atacan, Hakan Bilgin, Alp Kırşan, Paşhan Yılmazel, Recep İvedik’te “Sibel” rolünü oynayan Fatma Topbaş, Tuluğ Çizgen, Erdal Tosun, Özlem Savaş…
Velhasılı kelam filmin tamamını 26 Eylül 2008’de izleyebileceğiz ve o zaman karar vereceğiz nasıl bir film olduğuna. Ve arkadaşımın tavsiyelerini de anlamış olacağız
Filmin konusu aşağıdaki sitede bulabilirsiniz.
Film için yapılmış site için buraya tıklayınız.

Forrest Gump ve Hayat

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 28-08-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , , ,

Geçen akşam bir film izleme isteği hissettim. İzleyeceğim aslında o kadar çok film vardı ki hangisini seçsem karar veremedim. Sonra elimin altına en yakın olanı izlemeye karar verdim. O da Forrest Gump oldu. Filmi Kaan’dan edinmiştim. Film zevklerimizin onunla aynı olması da [Melih’e not ->“çatla, biz Edebiyatçıyız” :) ] filmi izlememe katkıda bulundu elbette.

Neyse biz filmimize geçelim. Forrest Gump 1994 yılında yapılmış bir film. Wiki’den aldığım bilgiye göre “ABD’de 329,694,499 $, uluslararası olarak 347,692,187 $ hasılat ile toplam kazancı 677,386,686 $’a” ulaşmış filmin. Gerçekten de devasa bir rakam. Filmin konusuna geçmeden önce elbette Tom Hanks’den bahsedeyim. Filmde oynadığı rolü başka kim oynarsa oynasın onun kadar iyi oynayamazdı sanırım. Bakışlarında saflık, hareketlerindeki samimiyet filmin başarısına başarı katmış.

Yönetmen Zemeckis ise benim başarılı dememe gerek bırakmayacak derecede bir yönetim sergilemiş. Filmin konusunun olduğu kadar kameraların açıları da film boyunca bana ilginç gelen bir diğer yanıydı filmin. Özellikle filmin başında ve sonundaki tüyün uçuşması ile Forrest Gump’un ve birçoğumuzun hayatının arasındaki tesadüfîliklere yapılan vurgu müthiş…

Forrest Gump’ı canlandıran Hanks kadar diğer oyuncuların tamamı da hatasız, kusursuz bir oyunculuk sergilemişler. Özellikle Teğmen rolündeki Gary Sinise ve “dünyanın en güzel adı”nı taşıyan Jenny yani Robin Wright Penn

75 gibi sınırdaki bir IQ seviyesine sahip bir insanın bir çok meslekteki durumu ve arka planında Amerika’nın kısa bir tarihçesi ve saflığın, temiz yürekliliğin insanı nerelerden nerelere getirebileceğini görebileceğiniz filmde bir çok yerde hüzünlendiğiniz anda gülmeye başlayacağınıza eminim.

Filmdeki diyaloglar ve monologlar o kadar güzel ki hayran kalmamak elde değil. İşte onlardan size birkaç örnek;

Annesi ölüm döşeğinde olan Gump ve Annesi;

-neden ölüyorsun anne..?
-bak sıram geldi.
-…
- ah hayır, sakın korkma bir tanem..ölümde hayatın bir parçası…


Askeriyeye giren Gump ve komutanı;

drill sergeant: gump! what’s your sole purpose in this army?

forrest: to do whatever you tell me, drill sergeant!

drill sergeant: goddamnit, gump! you’re a goddamned genius! that’s the most outstanding answer i’ve ever heard. you must have a goddamned i.q. of a hundred and sixty! you are goddamned gifted, private gump!

Film boyunca bir çok kez duyacağınız cümle;
stupid is as stupid does

Annesinden bir intial;
mama always said :” put the past behind you before you can move on”

Jenny’e evlenme teklif ederken;
forrest: “will you marry me? i’d make a good husband, jenny.”
jenny: “you would, forrest.”
forrest: “but you won’t marry me.”
jenny: “you don’t want to marry me.”
forrest: “why don’t you love me, jenny? i’m not a smart man, but i know what love is.”

Bu diyalog ve monologları ekşi’den aldım. Oradaki yorumlara baktığınızda bile insanları nasıl etkilediğini, beğenmeyenin olmadığını görebileceksiniz.

Bankta anlatılan bu hikayeyi unutmayacaksınız.
İzlemeden ölmeyin…

Film İzliyorum-2

Kategorisi (Sanat) Yazan Erkan Tarih 23-07-2008

Anahtar Kelimeler : , , , , , ,

Requiem For A DreamBiliyorum ki bu filmi de bir çoğunuz izledi. Ben her zamanki gibi geriden geliyorum. Bugün kendime film izlemek için zaman ayırdım ve uzun süredir zihnimdeki izleyeceğim filmler listesinin tepelerinde bulunan filmlerden birisi olan “Requiem For A Dream” [Bir Rüyaya Ağıt] filmini izlemeye karar verdim.

Film 2000 yılında yapılmış. Yani tam 8 yıllık. Internet Movie Database (IMDB) Top 250 listesinde kendisine 62.sırada yer edinen film benim izlediğim nicelik olarak az nitelik olarak kaliteli olan filmler arasında da topliste girmeyi başardı.
Şunu öncelikle söylemeliyim ki filmi çoğunlukla psikolojik bir seyirde ilerlemekte. Eğer aksiyon dolu filmleri seviyorsanız,
bunu sevmeyebilirsiniz. Lakin ben psikolojik ve felsefe dolu filmlere hayran olduğum için bu filmi de çok beğendim.
Filmin konusu Hubert Selby‘nin romanından uyarlanarak beyaz perdeye aktarılmış. Yapanların babalarına rahmet :)

İzleyen kesim, özellikle de gençler “uyuşturucu” gibi bataklıklara düşmeden evvel uyarılacaksa bundan daha güzel bir film olamaz diye düşünüyorum.
Filmi izlediğinizde “konusu nedir” diye soranlara pek cevap veremeyebilirsiniz. Lakin konu genel olarak “uyuşturucu illeti” diyebilirim.
Şu yazıda da belirtildiği gibi film birbirine bağlanmış iki olguyu içermektedir. Tutku ve Bağımlılık.
Daha önceki film yazılarımda da yaptığım gibi size ayrıntılı olarak konuyu anlatmayacağım. Yoksa siz izlediğinizde pek manası kalmaz.
Filmdeki dört karakterin (anne ve oğlu, oğlunun kız arkadaşı ve siyahi arkadaşları) aynı illetin bağımlısı olması ve onu elde etmeye çalışırken düştükleri durumlar ve bu durum altında yok olup giden hayaller…
Filmin sonundaki bebeğin anne karnında durduğu gibi duran karakterler “insanların sığınacakları birer liman ihtiyaçları” nı çağrıştırırken, güvenli tek yerin anne karnı, anne kucağı olduğu mesajını veriyorlar.
Değinmeden geçilemeyecek bir şey ise filmin tabii ki müzikleri. Harikaydılar.
Bu filmi mutlaka izleyin ve izletin.

Filmin Müziğini Dinlemek İçin Play’a basınız.

 
icon for podpress  Requiem For A Dream: Play Now | Play in Popup