
21 Ekim 2008
Bir padişah korkunç bir hastalığa yakalanmıştı. Bir grup hekim, “Bu hastalığın ilacı, şöyle niteliklere sahip insanın ödüdür” dediler.
Padişahın emri ile görevliler bu nitelikleri bünyesinde taşıyan insanı aramaya çıktılar. Araştırma günlerce sürdü, sonunda bir köylü çocuğu bulundu. Padişah anne ve babasının çağırttı. Sayılmayacak kadar çok altın, mal ve mülk bağışladı ve onları razı etti. Sonra kadıdan çocuğun öldürülmesi için izin istedi. Kadı “Padişahın kurtulması için halktan birinin öldürülmesi caizdir” diye fetva verdi. Cellât geldi. Kılıcını çekti, hazırlandı, işareti beklemeye başladı.
Çocuk bu sırada bakışlarını göğe dikti, gülümsedi ve kendi kendine mırıldandı. Herkes şaşırdı. Padişah “Tuhaf!” dedi. “Gülünecek zaman mı?” Neden güldüğünü sordular. Annem babam” dedi çocuk, “Dünyanın geçici malı için beni ölüme teslim etti, kadı kanımın dökülmesi için fetva verdi, padişah kendi sağlığını ölümümde görüyor. Allah’tan başka sığınağım kalmadı, bu yüzden göğe baktım ve esirgeyiciliğine sığındım, acıyacağını ve adaletle davranacağını bildiğim için sevindim.”
-Senden kime kaçayım?
-Adaletini istiyor, esirgeyiciliğini gözlüyorum.
-Senden yine sana sığınıyorum.
Padişahın gözleri nemlendi, “Ölümüm, böylesi bir masumun kanının dökülmesinden iyidir” dedi. Kucakladı, gözlerinden öptü. Servet sayılabilecek lütufta bulundu ve çocuğu serbest bıraktı. Bu hikayeyi anlatanlar, birkaç gün sonra padişahın iyileştiğini söylerler.

14 Temmuz 2008

Kişilerin diğer insanlarla sağlıklı bir iletişim kurabilmesi, düşüncelerini muhataplarının anlayacağı şekilde ve özlü olarak dile getirmesi, karşısındakileri etkileyebilmesi dili iyi kullanmasına bağlıdır. Bu da temelde iyi bir dil eğitimiyle olur. Dil eğitimi ise ailede başlar, okulla devam eder. Dil eğitiminin doğum ile başladığını da söylemek mümkündür. Zira, çocuk doğumundan sonra belli bir yaşa gelene kadar konuşamaz, ama konuşulanları dinler. Dinleyerek öğrendiği şeyler belli bir seviyeye geldiği zaman ise konuşmaya başlar. Ailelerin çocuğun bu eğitim sürecinde, öncelikle kelimelerin doğru bir şekilde söylenmesi ve doğru yerde kullanılmasına dikkat edilmesi gerekir. Çünkü küçük yaşlarda gerçekleşen bir yanlış telaffuz ya da kullanımın daha sonra düzeltilmesi daha zor olur.
Bunun yanında çocuğun dili kullanma seviyesinin arttırılması için mutlaka yaşına uygun kitapların okunması sağlanmalıdır. Zira ailelerin çocukla iletişim kurarken kullanacağı kelime sayısı sınır olup, bu sınırlılık onun başka çevrelerle iyi bir ilişki kurmasına, okuduklarını anlayıp kavramasına yeterli olmayabilir. Buna ek olarak çocukların dünyada olup biten olaylardan haberdar olması, inasnlığın ortak kullanımına sunulan bilgi ve teknoloji ürünlerinden sıkıntı çekmeden yararlanabilmesi, kendini başka dil konuşan insanlara ifade edebilmesi için de özellikle günümüzde başka dillerin de öğrenilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, bir kişininbaşka dilleri konuşup, konuşulanı anlayabilmesi için önce kendi dilini iyi kullanması gerektiği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır.