Şu anda bilisim hukuku etiketindesiniz.


II.Ankara [?] Yazarları Buluşması

Sanat

Ankara’da birileri buluştu ama kimler buluştu? Kimdi bu buluşanlar, neden buluştular? diye aramızda espri bile yapmıştık. Benim için toplantının en verimli ve değerli olduğunu düşündüğüm yanı, bir şeyler yapmış olmanın verdiği hazzı yaşatmasıyla “blog” kelimesiyle ilgili düşüncelerin paylaşılmasıydı. O yüzden bu konuyla girmek istedim.

Evet 14 Haziran 2008 tarihinde Ankara’da [blog] yazarları buluştu.

Buluşmaya Kaan Fakılı ve Ömer Şanlıer ile birlikte gittim. Gittiğimizde geleceğini söyleyen 23 kişiden 7-8′i vardı. E hepimizin yüzünde doğal bir kaygı ifadesi de yok değildi. Neredeydi bu insanlar, neden gelmediler? diye düşünürken, halbuki “ilk toplantıya nazaran daha çok kişinin gelmesi gerekirdi” diye çoğumuz içimizden sorguluyorduk galiba. Konsey toplantısı şeklinde hazırlanmış masanın etrafında sıcak bir karşılamanın ardında yavaş yavaş oturduk. Sağımda Kaan ve Ömer solumda boşluk vardı. Masanın başı organizatör olan Barış Ünver ile ağabey konumunda olan Erhan Yakut‘a ayrılmıştı.

Kısa süren diyaloglar sonunda yavaş yavaş hepimiz motorları ısıtmaya başlamış ve şu anda karşısında oturmakta olduğunuz makinenin dünyasına dalmaya başlamıştık. Aman tanrım o da ne. Birileri daha geliyor. Sayımız gittikçe arttı ve yeterli sayıya ulaştık. 16 kişiydik. Yalnız bir şeyden şikâyetçiyim. Ne zaman konuşmaya başlasam birileri geldi, sözüm dikkatlere seslenemedi. Sağlık olsun diyelim. Keşke daha çok konuşsaydım daha çok kişi gelseydi gibi saçma sapan şeyler söyleyeceğimi sanmayın. Kimlerin buluştuğunu belirten yazımızı da astırmıştık, rahatsız edilmek istemiyorduk, o derece mağrur ve kendinden emindik. Barış Ünver açık kaynak kodlu bir konu listesi hazırlamıştı. İsteyen konu ekleyebiliyordu falan.

Toplam üç saatimiz ve konuşacak çok şeyimiz vardı. Genel olarak [blog] ödülleri hakkında epey konuştuk. Erhan Yakut ağabeyimiz bize bilişim hukuku hakkında ders mahiyetinde bir şeyler öğretti. Gelecek buluşmada sınav yapacakmış ve baştan sonra sorumluymuşuz :( Sadece işlediğimiz yerlerden neden değiliz dediğimde çok kızdı bana hocamız.

Blogcuforum, blograzzi de konuştuğumuz konular arasındaydı. Ancak bir şeyler üretme, bir ideal peşinde gitme adına yazının başında da söylediğim gibi en önemli şey “blog” kelimesi yerine başka bir kelime bulmaya çalışmamızdı. Orada bulunan herkesin de bu konuya destek vermesi beni çok bahtiyar kıldı. Konu üzerine konuşurken birden siyaset meydanı meltemi esti ve geçti. Gerçekten idealistmişiz azizlerim. Bu kelime üretme sürecine kıvılcım atan düşüncelerini çok sistemli bir şekilde açıklamasıyla dikkatimi çeken “Erdem Çorapçıoğlu” oldu. Blog yazarları olarak bizlerin örnek olması gerektiğini söyledi, o yüzden biz “blog” kelimesi yerine Türkçe bir karşılık bulmamız gerektiğini söyledi hatta sözlerinin altında imam ve cemaat ilişkisi bile vardı… Siz de buna katkıda bulunmak isterseniz buraya tıklayınız.

Çorbayı ise hepimiz tuzlayarak karıştırmaya başladık.

Velhasılı kelam güzel bir buluşma oldu, en lezzetlisi çorbamızdı. Çorbayı aramızdaki bayanların yapmasını beklerdik lakin beklentilerimiz boşa çıktı. Neyse ben zıvanadan çıkmadan sözlerime son vereyim. Bana bu kalbin kadar temiz sayfayı bana ayırdığın için sana teşekkür ederim wordpress…Matt amca selamlar, kulaklarını çınlattık kusura bakma.

Saygılar, sevgiler…

Ha bu arada ekmek arası yerken yakalandık. Çaktırmayın şşşt.

8 Yorum