Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Şub 11th
Parkların küçük çocuklara eğlence alanı olmaktan başka ne gibi bir faydası vardır bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Etrafımdaki parklara baktığımda çocuklar için olan oyuncakların yokluğunu fark eder oldum. Yoksa parklar artık çocuklar için değil mi? Nerede kaydıraklar, salıncaklar, atlı karıncalar…Hoş böyle diyorum ama çocuklar da değişti. Belki değiştirildi. Bir çocuğa “park” dediğin zaman oraya onu götürmeden rahat edemediğin günler yok artık. Parklar çünkü artık tehlikeli, parklar artık çakal yuvası.

Küçükken oyun için de olsa parka gittiğimde korkardım. Hiçbir suçum olmasa da bekçi amca gelecek ve bizi elindeki süpürgesiyle azarlayarak kovalayacaktı. Nitekim öyle de olurdu. Sadece oyun için gidenler dahi orada bulundukları için suçluydular. “Bekçi geliyor kaçın” sesleri ve sağa sola koşuşturuşumuz hala aklımda. Peki ne oldu da bekçilerin korkuttuğu bu parklardan bekçilerin korktuğu parklara geldik. Evet evet bekçilerin korktuğu parklar…Bizim evin hemen yanındaki parkı gözlüyorum bazen ve görüyorum ki 18-25 yaşlarında “çakal” olarak tabir edebileceğimiz gençler parkı istila etmiş. Bazen bira, bazen ot içiyorlar. Sonra bekçiyi kovuyorlar. Duvarlara yazılar yazıp bağırıp çağırıyorlar. Korkutan bekçiler korkan bekçiler oluyor böylece. İşte o parklardan oyuncakları alırsanız, gelen çocukları da kaçırırsanız masumiyet gider, şiddet gelir, pislik gelir. Yine kızdım ama üzülerek !
Not: Bu yazıyı yazmama sebep olan olay bahsettiğim parktaki bankların kırılıp sağa sola atılmasıdır. Şeref mahrumları n’olacak.
Ne demişler ?