Posts tagged aristoteles

İroni Nedir

Nesnelerin birbirine karşıt adlarla adlandırılmasına dayanan ve Aristoteles’in karşıtlama ile eş tuttuğu retorik sanatına ironi denir.
Kökeni sokratesçi ironiye dayanan bir retorik sanatı olarak ironi, okuyucuda gülünç ya da eleştirici bir etki yaratmayı ve iki öğe arasındaki karşıtlığın tam olarak anlaşılmasını amaçlar. XVIII.yy yazarları, XIX. yy yergi yazarları, Antole France, Renan, Alain ironiden yararlandılar ve bu sanat onlarda genellikle titiz bir kuşkuculuğun ifadesiydi. Daha genel olarak ironi, her yapıtın oluşumunda yer alan karşıtlıktır. Örneğin, Sophokles’in Oidipus’ta örneğini verdiği trajik bir ironiden ve Friedrich von Schlegel’e göre öznel olmakla birlikte nesnelliğe bağlı bir yapıtın ikiliğini göstermek üzere, romantik ironiden söz edilebilir. New Criticism akımı da her türlü dilsel yaratmanın taşıdığı gerili ve iki yanlığı belirtmek için bu kavramın kullanımını genelleştirmiştir.

Türk Dil Kurumu ise 2005 basımı sözlükte madde başı olarak yer verdiği “İroni” kelimesine;
1.Gülmece.
2.Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme. “ anlamlarını vermiştir. Fransızca “ironie” kelimesinden geldiği de sözlükte bildirilmiştir. Wikipedia ise aynı sözcüğün eski yunanca” eironeía” sözcüğünden geldiğini belirtmiştir.

İronide söylenen şeyin ya tam tersi ya da tersi olmasa da uzak anlamlısı kastedilir. Ciddi söylem gibi görünen ifadelerde aslında çelişen noktalara vurgu yapılır. .Mizahdan farkı olarak ironi daha eleştirel bir tavra sahiptir.

Ayrıntılı bilgi için Hece Dergisi 124 ve 125. sayıyı edinebilir ve bu sayılardan Türk Edebiyatındaki ironi görünümünü inceleyebilirsiniz.

Metafizik Nedir?

Metafizik, felsefenin belirli bir bölümüdür. Bu bölümde, «Varlık nedir?», «Bir dış dünya var mıdır?», «Vücut ile ruh arasındaki ilişkiler nelerdir?», «Tanrı var mıdır?», «Ruh ölümlü müdür, ölümsüz müdür?» gibi sorulara cevap aranır. Ayrıca bilgimizin nereden geldiği; neleri bilmemiz mümkün olduğu gibi problemler de ele alınır. Filozoflar, tarih boyunca, metafizik kelimesini çeşitli biçimlerde kullanmışlardır; metafizikten yana olmuşlar ya da metafiziği eleştirmişler ve yermişlerdir. «Metafizik» kelimesi ilk olarak İsa’dan önce birinci yüzyılda, Rodoslu Andronikos tarafından ortaya atılmıştır. Andronikos, büyük yunan filozofu Aristoteles‘in (İ.Ö. 384-322) eserlerini bir araya getirdiği zaman, fizikle ilgili bölümden sonraya gelen esere «metafizik» yani «fizikten – sonra – gelen» ya da «fizik – ötesi» adını vermiştir. Daha sonraları Aristoteles’in bu eserinde incelediği konular, metafiziğin konulan olarak kabul edilmiştir. Metafizik konular deyince, duyularımızı ve algılarımızı (idraklerimizi) aşan konular kastedilmiştir. Aristoteles, bu kitabında incelenen konulara «ilk felsefe» diyordu. İlk felsefe yani metafizik, varlığı varlık olarak inceliyor; genel olarak varlığın şartlarını, kaç çeşit «neden» (illet) olduğunu, bütün varlıkların kaynağını yani tanrıyı açıklıyordu. Ortaçağın sonuna kadar, klasik felsefenin temel konusunu metafizik teşkil etmişti. Bilimlerin ilerlemesiyle, felsefe içinde, metafiziğe karşı eleştirici bir tavır ortaya çıktı. Duyularımızı ve algılarımızı aşan konuları inceleyen metafiziğin, sağlam bilgiler veremeyeceği ileri sürüldü. Bilgilerimizin kaynağının ve değerinin araştırılması gerektiği ileri sürüldü. Böylece modern çağlarda, felsefenin ağırlık noktası, metafizikten, bilginin kaynağını,  imkânlarını  ve  değerini  araştıran  «bilgi  teorisi» ne kaydı. Bundan ötürü, modern çağlar felsefesi, eleştirici bir tutumu benimseyerek, felsefe (philosophia) kelimesinin ilk anlamına yeniden döndü.