Hastalığımın üçüncü günü.

Halen aynıyım, bir değişiklik yok. Herkes hasta mevsim geçişinden olsa gerek. Her gün aynı umutla uyanıyorum ama yok, üzgünüm. Düşünmek istemiyorum düşünüyorum. Sabah yolculuk var. Yolculuk kelimesi de bir garip geliyor basit düşününce. –cI eki aslında meslek yapar ama burada farklı bir işlevi var. Eklere taktım ya bu aralar ister istemez böyle düşünüyorum, yapacak bir şey yok. Yurdal Tokcan dinliyorum bugün. Tavsiyedir. Biraz olsun sizi şöyle sinirden, stresten alıverir. Bir zamanlar dost dediklerin nerede Erkan? İnsanoğlu böyle işte, sen biliyorsun. Hangimiz çiğ süt emmedik ki? Kediler de çiğ süt emer. Nankör insanoğlu, nankör. Refik Halid Karay okuyorum tekrar. Gurbet Hikâyeleri ve Yeraltında Dünya Var. Lisans döneminde dördüncü sınıfta okumuştum hikayelerini. Şimdi tekrar okuyorum. Bazı hikayeler güzel, bazıları eh, bazıları kötü. Basit bir dili var kitabın Ender Karay biraz şimdiki Türkçeye uyarlamış. İnkılap Yayınlarından. Gözünüze ilişirse alın okuyun. Hocam A.Nezihi Turan tavsiye etmişti bize. Şimdi de tavsiye edilenlerden birisi olarak ben tavsiye ediyorum. Ne garip. Kitapların hayatı böyle sürüp gidiyor işte. Birisi birilerine söylüyor, o birileri alıyor okuyor, beğenenler birilerine söylüyor vs… Söz uçar yazı kalır derler ya. Bugün ona takıldım biraz. Söz uçmaz, niye uçsun? Dede Korkut uçmamış bakın. Bir zaman sonra yazıya aktarılmış. Demek ki önemli görülmüş döneminde ve insanlar akıllarında tutmuş. Şöyle demek lazım bence “gereksiz sözler” uçar. Yazıların da hepsi kalmaz ayrıca. Onların da önemli olanları kalır. İşte öyle bir şey, hastayım zaten.