Yepyeni bir huy daha edindim. Adres sorup dinlemiyorum. Ne biliyim, o tarifi hiç dinleyesim gelmiyo. Nasıl olsa bi şekilde bulurum diye düşünüyorum. He baba, ke baba diye de baş sallıyorum, sanki süpersonik dinlemiş de muhteşemsonik anlamışçasına. Evet muhteşemsonik.
Çayın, bir anlık konturpiyde kalıp da, basiretimiz bir anda bağlanıp da, bardağa, önce suyunu, sonra çayını töhtüğümüz o andaki, o çok ince mutsuzluk hissinin, çok sahici bir gerçekliği var. İnceden midesi de bulanıyo insanın, birdenbire, hiç beklemezken, sımsıcak bembeyaz suyu gördüğü o anda. * Duş başlığının, tazyikli akarken su, bir anda boşda kalıp da, kendini deli danalar gibi sağa sola dönerken bulduğu o andaki, o duş başlığının, kurtarın lan beni, başım döndü burda, içim dışıma çıktı der gibi olan o hali yok mu, işte bu beni çok hüzünlendiriyor.
Bir de, bantı elimizle koparamadığımız, kopmuyo, uzadıkça uzuyo deyus, koparamadığımız o anda, dişlerimizle banta çentik atmaya karar veriyoruz ya, çentikten doğru kolaycana koparırız diye, dişlerimizle çentik attığımızda banta, o banttan kopan o minicik çentiğin, evet çentik, o iki dişimizden birine, alt veya üst, yapışıp kaldığını hissettiğimiz, fakat o hayın parçayı, bir türlü o dişlerimizin üzerinde bulamadığımız, daha sonrasında ise, aaman ya, ölüm yok ya ucunda, gayrı aramıyorum, en fazla yutarım gider dediğimiz o andaki, o boşvermişlik duygusunun, çok ama çok sahici bir gerçekliği var. Bi de bant yine kopmuyo ya çentikten sonra, o çok fena oluyo işte. O anda insanın sinirleri boşalıyo, ağlayası geliyo. Devamını Oku »