Haftasonu olmasının verdiği rahatlık ile Cuma gecesi yatağıma oldukça geç gittim. Hoş çoğu zaman geç yatıyorum ama bu sefer içimde garip bir huşu vardı. Yastığa baş koyduktan sonra okumam gereken şeyleri hatırladım ve daha gün doğmadan doğacak gündeki yapacaklarımdan üşendim.
Sabah rutinlerinden sonra oturdum okumam gereken şeyleri okudum. Akşam bizim takımın maçı vardı ama hiç bakasım gelmiyordu. Nasıl olsa biliyordum ya 0-2 ya da 1-2 bitecekti. Keza yanılmadım da. Zaten bu sezon futbolla pek aram yok. Özellikle Türkiye ligini hiç izleyesim bile gelmiyor.
Tadı tuzu yokki kardeşim. Tadı tuzu olduğunu savunanlar da takımların puanlarının birbirine yakın gitmesini örnek gösteriyorlar. Bence bu bir ölçü değil. Hele bunu bugün ingiltere ligindeki Bolton-Arsenal maçını izledikten sonra daha da iyi anladım. Bizimkiler futbol oynuyorlarsa onların oynadığına ne demek gerekir bilmiyorum. Yani bizim haftasonu yaptığımız halı saha maçları bile bizimkilerden zevklidir diyebilirim. Bolton kendi sahasında oynuyordu ve 1-0 öne geçti. Klasik ingiltere koşulları vardı. Yağmur yağıyordu falan ama zemin mükemmeldi. Yenik olan Arsenal bir de 10 kişi kalmasın mı! Durun bu kadarla bitmeyecek daha sonra Bolton 2-0 yaptı durumu. Ondan sonra öylesine bir teknik direktörlük örneği ve öylesine bir oyun vardı ki gözlerime inanamadım. Deplasmanda 10 kişi ve 2-0 yenik olan Arsenal maçı 3-2 kazandı. Böyle bir olaydan sonra ben Türkiye liginde maç izler miyim ? Sanmıyorum. Siz de bana takılın ;)

Yaşasın Arsen Wenger
Yaşasın Premier league.