Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Eki 8th
Hastalığımın üçüncü günü.
Halen aynıyım, bir değişiklik yok. Herkes hasta mevsim geçişinden olsa gerek. Her gün aynı umutla uyanıyorum ama yok, üzgünüm. Düşünmek istemiyorum düşünüyorum. Sabah yolculuk var. Yolculuk kelimesi de bir garip geliyor basit düşününce. –cI eki aslında meslek yapar ama burada farklı bir işlevi var. Eklere taktım ya bu aralar ister istemez böyle düşünüyorum, yapacak bir şey yok. Yurdal Tokcan dinliyorum bugün. Tavsiyedir. Biraz olsun sizi şöyle sinirden, stresten alıverir. Bir zamanlar dost dediklerin nerede Erkan? İnsanoğlu böyle işte, sen biliyorsun. Hangimiz çiğ süt emmedik ki? Kediler de çiğ süt emer. Nankör insanoğlu, nankör. Refik Halid Karay okuyorum tekrar. Gurbet Hikâyeleri ve Yeraltında Dünya Var. Lisans döneminde dördüncü sınıfta okumuştum hikayelerini. Şimdi tekrar okuyorum. Bazı hikayeler güzel, bazıları eh, bazıları kötü. Basit bir dili var kitabın Ender Karay biraz şimdiki Türkçeye uyarlamış. İnkılap Yayınlarından. Gözünüze ilişirse alın okuyun. Hocam A.Nezihi Turan tavsiye etmişti bize. Şimdi de tavsiye edilenlerden birisi olarak ben tavsiye ediyorum. Ne garip. Kitapların hayatı böyle sürüp gidiyor işte. Birisi birilerine söylüyor, o birileri alıyor okuyor, beğenenler birilerine söylüyor vs… Söz uçar yazı kalır derler ya. Bugün ona takıldım biraz. Söz uçmaz, niye uçsun? Dede Korkut uçmamış bakın. Bir zaman sonra yazıya aktarılmış. Demek ki önemli görülmüş döneminde ve insanlar akıllarında tutmuş. Şöyle demek lazım bence “gereksiz sözler” uçar. Yazıların da hepsi kalmaz ayrıca. Onların da önemli olanları kalır. İşte öyle bir şey, hastayım zaten.
…
Eki 7th
Eki 6th
aşk geldi, damarlardaki kanım gibi oldu
varlık boşalıp, her tarafım dost eliyle doldu
zapteyledi bütün ensai vücudumu.
kaldı kâvi bir namı bana, baki
şu koskoca alemde yalnız bir kulum
aşk olmasa hiçbir işe gelmezdi gün ışığı
aşk geldi, damarlardaki kanım gibi oldu
varlık boşalıp, her tarafım dost eliyle doldu
zapteyledi bütün ensai vücudumu.
kaldı kâvi bir namı bana, baki
Devamını Okumak için »
Eki 4th
Macintoshları ve ucundan ısırılmış elma amblemi ile tanıdığımız Apple 9 Ocak 2007’de duyurduğu multimedya telefona “Iphone (iphone) [okunuşu (ayfon)]” deniyor. Zira Apple birçok ürünün başına “I” takarak ürünler piyasaya sürmekte (bkz. Ipod, Itunes, Imac vs.).

Iphone adında anlaşılacağı üzere bir telefon. Peki bu telefonu bu denli revaçta kılan nedir?
Bu revaçta oluşunun en büyük sebebi ABD’den kaynaklanmaktadır. ABD diğer ülkelere ve kıtalara nazaran Apple ürünlerini daha çok tüketen bir yapıya sahip. Bizler nasıl PC ve Windows ve az da olsa Linux kullanıcısı isek ABD’de bir çok kişi Mac kullanıcısı ve beraberinde MacOS kullanıcısıdır. Geniş bir kullanıcı yelpazesine hitap eden Apple firmasının cep telefonu (mobile phone) piyasasına girmesi bu sebeple geniş bir kitlede heyecan uyandırdı. Bu heyecan haliyle dünyaya sıçradı. Elbette yalnızca bununla açıklamak yeterli olmaz. Ürünün bir çok özelliği barındırması ki bunlar daha evvel hiçbir cep telefonunda yoktu, merak uyandırdı diyebiliriz.
Öncelikle kendi kullandığım Iphone’un 3G olmayan ve 8GB‘lik modeli olduğunu söylerek “Iphone”un teknik özelliklerinden bahsedelim. Ürünün ağırlık ve boyutu;
• Yükseklik: 115mm (4.5 inc)
• Genişlik: 61mm (2.4 inc)
• Derinlik: 11.6 mm (0.46 inch)
• Ağırlık: 135 grams (4.8 ounces)
Belleği;
8 GB veya 16 GB sabit hafıza. (4 GB‘lik 2007 Eylül ayından itibaren üretilmemektedir.)
Ürünün gerçekten kaliteli bir ekranı var. Yalnızca dokunmatik olmakla yetinilmeyen ekrana parmağınızla hükmedebiliyorsunuz. Mesela resimlerin köşelerine iki parmak ucunuzla dokunup genişletme olanağınız var. Yani tek parmak kullanmak zorunda değilsiniz. Dokunuşları da algılaması gayet iyi. Bazı dokunmatik ekranlı ürünlerde dokumaktan ziyade vurmak zorunda kalıyordunuz. Ancak Iphone bu açıdan gayet başarılı diyebilirim. Tabi ki bazı uygulamalarda parmağınızla dokunmanız gereken alan çok küçük olabiliyor, bu da parmağı büyük kişiler için sıkıntı olabilir ![]()
• 3.5 inç Multi-touch (Çoklu-Dokunmatik) Ekran
• 160 dpi’da 480-320 piksel Çözünürlük
Apple Iphone’da Unix tabanlı MacOSX kullanmayı tercih etmiş. Ürünün bir işletim sistemine sahip olması çeşitli uygulamalar ( sözlük, oyun, program vs.) yüklemenize olanak tanıyor. İşletim sistemi gayet başarılı bir şekilde çalışmakta. Ancak kimi zaman kilitlenmelerle karşılaşabiliyorsunuz ki böyle durumda bataryanın da sökülemez olması çok sıkıntı çekmenize sebep oluyor ve kilidin açılması için şarjının bitmesini beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Başıma bir kez geldi o da yüklediğim bu uygulamalardan ötürüydü…
Bağlantı olarak baktığımızda;
• Wi-Fi (802.11b/g)
• EDGE
• Bluetooth 2.0+EDR
gibi seçenekler üründe mevcut. Wi-Fi bağlantısı gerçekten çok başarılı. Evde ve bir alışveriş merkezinde kullanma şansım oldu, hiçbir sıkıntı yaşamadım. Üründe DNS olmadığı için youtube gibi yasaklı sitelere girebiliyorsunuz. Ayrıca youtube videolarını ekrana tam sığdırarak çok net bir şekilde izlemeniz mümkün. EDGE özelliğini maalesef deneyemedim. Ancak Bluetooth ile veri aktarımı yapamıyorsunuz. O sadece kulaklık için.
Üründe 2 megapixel kamera mevcut. Çektiği fotoğraflar kendi ekranında çok güzel görünüyor ama PC’ye aktarınca aynı güzellikten bahsetmek pek mümkün değil.
AAC, Korunan AAC, MP3, MP3 VBR, Audible (1, 2, ve 3), Apple Lossless, AIFF, ve WAV gibi ses formatlarını Iphone ile kullanmanız olanaklı elbette yan uygulamalar ile bu seçeneğinizi artırabilirsiniz. Devamını Okumak için »
Eki 3rd
Kalbini kırarsa hayat derin bir nefes al geçer diyen F.D’nin şarkısını dinleyerek yazıyorum şu anki hislerimi. Hayatta çok zor durumlar var Allah onları yaşayanlara sabır versin, yaşamayanlara da yaşatmasın. Korusun. Belki de geçirdiğim en sıkıcı bayramlardan birisiydi bu. Sürekli aklımda geleceğimle ilgili planlarım ve kaygılarım vardı. Yapmam gereken, yapılmaya bekleyen onca şey arasında bayram yapılmıyormuş. Gelenlere sahte gülücükler dağıtmaktan başka bir şey yapmadım, yapamadım maalesef. Halbuki gelenlerin sayısının azalması belki de bir önceki yazımdaki samimiyetsizliğin tersine işlediğini gösteriyordu. E tabi biz bilemeyiz, sadece tahmin yürütürüz. Kaç kişiye okulumla ilgili durumu anlatmak durumunda kaldım bilmiyorum. Hep aynı cevabı vermekten ben sıkıldım. Bilmem kaç kere işsiz olduğumu imalarla anlattım. Öğrenciyim, öğrenci…
Bazı arkadaşlarımdan kırılanlar olmuş galiba özellikle de Burak. Ya hu Burak mesaj atmadılar diye böyle hemen bozulunmaz ki , halbuki ben attım aveaya küs kardeşim. Ha bir de Burak öyle herkese attığın mesajı bana da dürtüklersen ben de herkes gibi olduğumu düşünürüm. Hani ben herkes değildim
Bayram, hiç de bayram gibi değildi. Hasan da umreye gitti. Herkes bana soruyor ne zaman gelecek diye. Dışarıdan bakınca diyanet sorumlusu falan gibi mi duruyorum bilmiyorum. Sakal falan bıraktık biraz ondan mı acaba ?
Bu bayramda da işsiztik, bir dahakine inşallah böyle olmayız. –yız –yız..
Ne demişler ?