
20 Temmuz 2008
Asla şüphe yoktur ki Cumhuriyetin gelecek evlatları, bizden daha çok rahata kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır. (1927, Atatürk’ün T.T.B.IV, s.435) sözünü Kırıkkale Üniversitesi‘nin sayfasında gördüğümde düşünmemiz gerektiğine inandım. Bir kaç gündür de bu söz üzerine düşünüyorum. Söylenecek çok şey olduğu kesin fakat nereden başlanacağı ve nerede bitirileceği mechul bu sözlerin…Ata bu sözleri söylerken elbette bir temennide bulundu fakat bu temeninin yerine getirilmesini sağlayacak başta yönetici kesimi olmak üzere ne yaptılar! Çok değişti yönetenler ama dönen çarkın sistemi hiç değişmedi. Çark hep aynı çark, sadece çeviren farklıydı. Elbette bir nebze de olsa o döneme nazaran daha iyi bir seviyedeyiz. Fakat olunması gereken nokta bu mudur? Tabii ki hayır. Sorgulamamız gerek, herkesin kendince bir cevap bulup taşın altına elini sokması gerek…Çok çalışmak gerek çok.

16 Temmuz 2008
Spam mesajlara kısaca istenmeyen mesajlar denir. Bir eposta kullanıcısının rızası olmadan , değişik amaçlara sahip (siyasi, reklam vb.) epostaların , eposta kullanıcısına gelmesi ve giderek bu eposta trafiğinin artmasına da Spam denebilir. Bu tip e-postalar “junk”, “önemsiz”, “spam” gibi kısımlara gelebildiği gibi direkt olarak “Gelen Kutusu”,”Inbox” gibi kısımlara da gelebilir.

Spam Mesajları göndermenin etkin 2 ve dolaylı 1 yöntemi vardır.
1-Spam atan kişilerin kendi SMTP sunucularını, PPP, ADSL ve benzeri bağlantı şekilleri ile kullanıp, gerçek olmayan Host İsmi ve IP ile göndermeleridir. Yani fake diyebileceğimiz sahte isimler ile eposta gönderilmesidir. Günümüzde bayan isimlerinden gelen “canım naber” gibi içerik taşıyan ya da “şu kadar kontör kazanmak için şu siteye üye oldum ve kazandım sen de dene” gibi epostalar bunlara dahildir.
2- Spam atan kişilerin internet üzerinde RELAY‘a açık (Bu SMTP sunucusunu herkes kullanır ve bu eposta sunucusu üzerinden eposta atar.) SMTP sunucularını bulup, sistem yöneticilerinin haberi olmadan eposta atmalarıdır.
3- Dolaylı yöntem ise, kişilerin virus yazmaları ve bu viruslerin sistemlere bulaşıp, kişilerin istekleri dışında sistemlerini tarayarak, ilgili ilgisiz herkese eposta atmalarıdır. Bu ise “forward” çılgınlığı sonucunda ya da WLM (Windows Live Messenger) gibi programlara bulaşarak mail listenizi ele geçiren virüsler sonucunda meydana gelir. Bu konuya da şurada değinmiştim.
E-postanıza gelen her ileti masum olmayabilir. Bu sebeple bu tarz iletilere bakarken imtina ile yaklaşınız. “WLM (MSN)” gibi programlarda beni kim engellemiş, kim çevrimiçiymiş gibi çocukça işlerle uğraşmayın ve hatta herhangi bir arkadaşınızdan gelen “benim resimlerim için tıkla“, “şuraya tıkla kontör kazan” vb. iletilere inanmayın ve bilin ki onlar birer tuzak. Sazan olmayın.
Gmail kullanın rahat edin. :]

14 Temmuz 2008

Kişilerin diğer insanlarla sağlıklı bir iletişim kurabilmesi, düşüncelerini muhataplarının anlayacağı şekilde ve özlü olarak dile getirmesi, karşısındakileri etkileyebilmesi dili iyi kullanmasına bağlıdır. Bu da temelde iyi bir dil eğitimiyle olur. Dil eğitimi ise ailede başlar, okulla devam eder. Dil eğitiminin doğum ile başladığını da söylemek mümkündür. Zira, çocuk doğumundan sonra belli bir yaşa gelene kadar konuşamaz, ama konuşulanları dinler. Dinleyerek öğrendiği şeyler belli bir seviyeye geldiği zaman ise konuşmaya başlar. Ailelerin çocuğun bu eğitim sürecinde, öncelikle kelimelerin doğru bir şekilde söylenmesi ve doğru yerde kullanılmasına dikkat edilmesi gerekir. Çünkü küçük yaşlarda gerçekleşen bir yanlış telaffuz ya da kullanımın daha sonra düzeltilmesi daha zor olur.
Bunun yanında çocuğun dili kullanma seviyesinin arttırılması için mutlaka yaşına uygun kitapların okunması sağlanmalıdır. Zira ailelerin çocukla iletişim kurarken kullanacağı kelime sayısı sınır olup, bu sınırlılık onun başka çevrelerle iyi bir ilişki kurmasına, okuduklarını anlayıp kavramasına yeterli olmayabilir. Buna ek olarak çocukların dünyada olup biten olaylardan haberdar olması, inasnlığın ortak kullanımına sunulan bilgi ve teknoloji ürünlerinden sıkıntı çekmeden yararlanabilmesi, kendini başka dil konuşan insanlara ifade edebilmesi için de özellikle günümüzde başka dillerin de öğrenilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, bir kişininbaşka dilleri konuşup, konuşulanı anlayabilmesi için önce kendi dilini iyi kullanması gerektiği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır.

13 Temmuz 2008
Efendim Türkiye’de medyanın ne halde olduğu üzerine şuraya düşüncelerimi yazsam sanırım okumak için sonunu bekleyemeyeceğiniz bir uzunluğa sahip olurdu. Hani derler ya “bundan kitap olur” diye gerçekten de öyle…İşte hiç onlara değinmeden daha önce şurada yaptığım yorumda da belirttiğim üzere NTV’nin özellikle de NTVMSNBC’nin eski kalitesinde olmadığını giderek de “toplu bozulma/dejenerasyon” modasına ayak uydurduğunu göstermek istiyorum. Bugün de gördüğüm bir haber başlığı ve bu başlık ardı sıra takınılan tavır düşüncelerimi tasdik eder nitelikteydi.
NTV bir kitap hazırlamış ve o kitapta da yanlış bilinen şeylerin, doğru halleri verilmek istenmiş. İyi güzel bir amaç lakin pazarlama yöntemleri “bence” hiç etik değil. Peki neydi bu etik olmayan, buraya tıklayarak da bakacağınız tanıtıma NTVMSNBC editörleri “doğru bildiğiniz her şey yanlış” başlığını atmışlar. E oldu mu şimdi! Tamam güzel bir iş yapmışsınız ama insanlara doğruları göstereyim derken yanlış bir yol seçmiyor musunuz? Neymiş efendim “doğru bildiğimiz her şey yanlışmış”, 2 kere 2 nin 4 ettiği de mi yanlış? İşte işin aldatmacası burada. Tamam bir reklam ve dikkat çekici olması istenmiş olabilir, ama illa ki dikkati yanıltarak mı çekmek gerekir!
İşte buraya yazdıklarımın benzerini uygun bir üslup ile oraya yorum olarak da yazdım ama editörler halen onaylamadılar. Neredeyse 24 saat oldu.
Sahalarda görmek istemediğimiz hareketler bunlar…

12 Temmuz 2008
Tokalaşma; karşılama, karşılaşma, uğurlama, vedalaşma, anma ve barışma gibi durumlarda saygı, sevgi ve kabul anlamına gelen el sıkışma adetidir. “Müsafaha” da denilen tokalaşma, sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü ifade etmenin yollarından biridir. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.s) “Tokalaşın ki aranızdaki kin ve nefret gitsin” (Muvatta, Hüsnu’l-Hulk,4) buyurur.
Sosyal hayatta büyük önem taşıyan tokalaşmada çeşitli incelikler vardır. Bazıları şöyle sıralanabilir:
1-El uzatma hakkı sosyal hayatta ev sahibine ve büyüğe, resmi durumlarda kıdem, rütbe ve unvan olarak önde gelene aittir.
2-Tokalaşma daima canlı, samimi olmalıdır. Hissedilmeyecek kadar yumuşak veya acı verecek kadar sert olmamalıdır.
3-Uzatılan eli kabul etmemek saygısızlıktır. Bu sebeple muhatabın eli havada bırakılmamalıdır.
4-Tokalaşma çok kısa veya çok uzun olmamalı, pazarlık eder gibi eller sallanmamalıdır.
5-Muhatap ayakta ise ayağa kalkılmalı ve tebessüm ederek musafaha yapılmalıdır.
6-Birden çok kişile tokalaşma yapılacağında sosyal hayatta sağdan, protokolde üst rütbelilerden başlanır.
7-özel ortamlarda tokalaşma birlikte kucaklaşmak samimiyetin ve muhabbetin göstergesidir.
Tokalaşma beşeri ilişkilerde olduğu kadar dinen de önemli görülür. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s) “İki müslüman karşılaşınca tokalaşırlarsa, ayrılmadan önce Allah onları bağışlar” (Tirmizi, İsti’zan ve Adab,31) buyurmuştur.
Diyanet Takvimi, 7 Temmuz 2008 Pazartesi, Yaprak Arkası.