
29 Temmuz 2008
Kötü emsal arkadaşlarımız vardır. Herhangi birini aşağılamak, ona hakaret etmek için aynı bizim Suat deriz mesela. Suat, bizim her özelliğiyle kötü emsal bir bir arkadaşımızdır. Hayat yolunda ne işe yaradığını bir türlü çözemediğimiz Suat, en fazla, herhangi birini aşağılamamızda bize kolaylık sağlar. Aynı bizim Suat. misal, Fikret’in kötü özelliklerinden bahsetmeye gerek yok. Suat diye bir örnek var çünkü. Fikret, Suat’a benziyor. Ne demek istediğimiz anlaşılıyor. Peki biz bu Suat’ı sevmiyor muyuz? Çok seviyoruz. Suat’sız bir hayat düşünemiyoruz. Suat’ın başına bişey gelse ilk biz koşuyoruz yardımına. Doğum gününü hiç unutmuyoruz. Peki Fikret’i seviyor muyuz? Fikret’ten nefret ediyoruz. O yüzden aynı bizim Suat diyoruz. Hadi çık işin içinden çıkabiliyorsan. Suat gibi arkadaşlara sahip olmak, insanın ruhunda onarılması çok güç yaralar açar. Ömür törpüsüdür Suat’lar. Fikret mi! Bırak Allah aşkına yaa, aynı bizim Suat. Ha yanlış anlaşılma olmasın, Suat, asla aynı bizim Fikret değil. Fikret’in Suat olabilmesi için daha bir fırın ekmek yemesi lazım. Bakma Suat delikanlı çocuktur. Ooof, of!
Devamını Oku »

27 Temmuz 2008
Beykoz’da çok sevdiğim bir mekan var. Ne zaman, süpersonik bisikletimle Beykoz’a gitsem, mutlaka orada otururum. Yiyeceğimi orada yer, içeceğimi orada içerim. Dergimi gazetemi orada okur, arkadaşlarla telefon görüşmelerimi genelde orada yaparım. Nedense orada iken, hep arkadaşlarımı arayıp hal hatır sormak isteği ile doluyorum. Mekanın ismini de deli gibi yazasım var ama, reklama girer diye yazamıyorum. Halbusi ne var yani. Ben de Hıncal Uluç olsam kendimce ne olur yani. Neyse, o mekanda, çaya kesinlikle para almıyolar. Ben de bazen sadece çay içmek istediğimde, bir eziliyorum, bir büzülüyorum, anlatamam. Ama başka bir yere de gitmek istemiyorum. Çayı paralı içmeyi teklif ettiğimde, sanki çok büyük bir hakaret etmişim gibi davranıyorlar. Galiba ben orayı en çok da bu yüzden seviyorum. Abi bir tavırları var. Galiba bu yüzden arıyorum arkadaşlarımı orada iken. Biz belki de millet olarak abi seviyoruz ya, bu yüzden. Mesela, ustaların ustası Metin Üstündağ’a dergide, Metin usta demiyoruz, Metin abi diyoruz. Biz abi seviyoruz. Kim bize abilik yaparsa onun yanında oluyoruz. Bazen kendimizden küçüklere bile, gayriihtiyari, abi diyoruz. Bence biz bu yüzden güzel insanlarız. Abi kültürüyle büyümüşüz, abisiz kalmak hiç istemiyoruz. Günün birinde aslan gibi bir abi olmak istiyoruz. Çünkü o an geldiğinde çok mutlu olacağımızı, çok iyi biliyoruz.
Nerede bir, bisiklet kaskıma, şapka diyen bir insanla karşılaşırım, o anda sevinçten gözlerim yaşarır. • Nerede bir restoranda, açık havada, uçmasın diye, peçetesini tabağının altına sıkıştıran bir insan var, bence orada, bizden bir insan var.
Devamını Oku »

25 Temmuz 2008
Yaz geldiği zaman televizyon programları daha da komik ve enteresan hal alıyor.Kanal sahipleri çok izlenmeyeceğini bildiklerinden olsa gerek yapımcıları saldım çayıra mevlam kayıra şeklinde serbest bırakıyorlar. Öyle saçma sapan programlar var ki o saçmalıkları izlemekten alıkoyamıyorum kendimi. Evlenme programlarına daha evvel de değinmiştim ama durumun giderek vahim bir hal aldığını ve bu programların gece saat 12′lerde bile yayınlanmaya başladığını gördüğümü belirtmek isterim. Ya hu bir insan gece gece, komik valla.
Şarkı yarışmaları ise daha bir komik. Gayeleri yeni Ajdarlar çıkarmak sanırım. Roman starlar var bir de. Az önce de anneleri ya da babalarıyla dans ederek yarışan bir takım insanları gördüm. Komik milletiz komik.
Açın istediğinizi izleyin. Rehberde bunlar var.

23 Temmuz 2008
Biliyorum ki bu filmi de bir çoğunuz izledi. Ben her zamanki gibi geriden geliyorum. Bugün kendime film izlemek için zaman ayırdım ve uzun süredir zihnimdeki izleyeceğim filmler listesinin tepelerinde bulunan filmlerden birisi olan “Requiem For A Dream” [Bir Rüyaya Ağıt] filmini izlemeye karar verdim.
Film 2000 yılında yapılmış. Yani tam 8 yıllık. Internet Movie Database (IMDB) Top 250 listesinde kendisine 62.sırada yer edinen film benim izlediğim nicelik olarak az nitelik olarak kaliteli olan filmler arasında da topliste girmeyi başardı.
Şunu öncelikle söylemeliyim ki filmi çoğunlukla psikolojik bir seyirde ilerlemekte. Eğer aksiyon dolu filmleri seviyorsanız,
bunu sevmeyebilirsiniz. Lakin ben psikolojik ve felsefe dolu filmlere hayran olduğum için bu filmi de çok beğendim.
Filmin konusu Hubert Selby‘nin romanından uyarlanarak beyaz perdeye aktarılmış. Yapanların babalarına rahmet
İzleyen kesim, özellikle de gençler “uyuşturucu” gibi bataklıklara düşmeden evvel uyarılacaksa bundan daha güzel bir film olamaz diye düşünüyorum.
Filmi izlediğinizde “konusu nedir” diye soranlara pek cevap veremeyebilirsiniz. Lakin konu genel olarak “uyuşturucu illeti” diyebilirim.
Şu yazıda da belirtildiği gibi film birbirine bağlanmış iki olguyu içermektedir. Tutku ve Bağımlılık.
Daha önceki film yazılarımda da yaptığım gibi size ayrıntılı olarak konuyu anlatmayacağım. Yoksa siz izlediğinizde pek manası kalmaz.
Filmdeki dört karakterin (anne ve oğlu, oğlunun kız arkadaşı ve siyahi arkadaşları) aynı illetin bağımlısı olması ve onu elde etmeye çalışırken düştükleri durumlar ve bu durum altında yok olup giden hayaller…
Filmin sonundaki bebeğin anne karnında durduğu gibi duran karakterler “insanların sığınacakları birer liman ihtiyaçları” nı çağrıştırırken, güvenli tek yerin anne karnı, anne kucağı olduğu mesajını veriyorlar.
Değinmeden geçilemeyecek bir şey ise filmin tabii ki müzikleri. Harikaydılar.
Bu filmi mutlaka izleyin ve izletin.
Filmin Müziğini Dinlemek İçin Play’a basınız.

22 Temmuz 2008
MSN‘de yazışırken bir çok arkadaşınız size göndermiştir bu iconları (!). Fakat bu güzel tavşancıkların nerede yapıldığını, nereden geldiğini biliyor musunuz? Bunları kim yaptı ve neden yaptı? Uzun bir süredir bu iconlarla ilgilenmekteydim çünkü gerçekten güzel çizilmiş ve hareketli hale getirilmişlerdi. Bu küçük iconlardaki ifadeler gerçekten de etkileyici.
Tuzki adı verilen bu iconlardan bir kaçını aşağıda görebilirsiniz.
Bu çalışmalar Wang Momo adlı Pekin Üniversitesi Radyo Televizyon Ensititüsü öğrencisi tarafından yapılmışlar. Shanghaiist adlı siteki alıntıyı buraya tıklayarak görebilirsiniz. Bayan Wang’ın aklına bu karakterleri çizmek günlük tuttuğu sırada gelmiş. Günlük tutarken duygusal durumunu ifade eden çizimlere yer veren Wang bunları animasyon haline getirmiş. İlk Tuzki çok basitmiş, sadece kıvrımlı kolları ve şok halindeki kafası varmış. Daha sonra Wang yaşamındaki
kendi ruhsal ve duygusal durumlarını bu Tuzki karakteri üzerinde gerçekleştirmeye karar vermiş. Şimdiye kadar da toplam 39 tane ifade ortaya çıkmış. 150 milyon üzerindeki Tecent QQ kullanıcısı ve Çin’deki 20 milyon MSN kullanıcısı sayesinde Wang’ın popülerliği de artmaktaymış. Bugünlerde Wang Tuzki poster ve posta kartları dizayn etmekteymiş. Burası da kendisinin kişisel blog (*) sayfası.
Buraya tıklayarak bu ifadelerinin tümünü indirebilirsiniz. Yenileri için ise Wang’ın blogunu ziyaret edin.
Devamını Oku »