Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Tem 29th
Kötü emsal arkadaÅŸlarımız vardır. Herhangi birini aÅŸağılamak, ona hakaret etmek için aynı bizim Suat deriz mesela. Suat, bizim her özelliÄŸiyle kötü emsal bir bir arkadaşımızdır. Hayat yolunda ne iÅŸe yaradığını bir türlü çözemediÄŸimiz Suat, en fazla, herhangi birini aÅŸağılamamızda bize kolaylık saÄŸlar. Aynı bizim Suat. misal, Fikret’in kötü özelliklerinden bahsetmeye gerek yok. Suat diye bir örnek var çünkü. Fikret, Suat’a benziyor. Ne demek istediÄŸimiz anlaşılıyor. Peki biz bu Suat’ı sevmiyor muyuz? Çok seviyoruz. Suat’sız bir hayat düşünemiyoruz. Suat’ın başına biÅŸey gelse ilk biz koÅŸuyoruz yardımına. DoÄŸum gününü hiç unutmuyoruz. Peki Fikret’i seviyor muyuz? Fikret’ten nefret ediyoruz. O yüzden aynı bizim Suat diyoruz. Hadi çık iÅŸin içinden çıkabiliyorsan. Suat gibi arkadaÅŸlara sahip olmak, insanın ruhunda onarılması çok güç yaralar açar. Ömür törpüsüdür Suat’lar. Fikret mi! Bırak Allah aÅŸkına yaa, aynı bizim Suat. Ha yanlış anlaşılma olmasın, Suat, asla aynı bizim Fikret deÄŸil. Fikret’in Suat olabilmesi için daha bir fırın ekmek yemesi lazım. Bakma Suat delikanlı çocuktur. Ooof, of!
Tem 27th
Beykoz’da çok sevdiğim bir mekan var. Ne zaman, süpersonik bisikletimle Beykoz’a gitsem, mutlaka orada otururum. Yiyeceğimi orada yer, içeceğimi orada içerim. Dergimi gazetemi orada okur, arkadaşlarla telefon görüşmelerimi genelde orada yaparım. Nedense orada iken, hep arkadaşlarımı arayıp hal hatır sormak isteği ile doluyorum. Mekanın ismini de deli gibi yazasım var ama, reklama girer diye yazamıyorum. Halbusi ne var yani. Ben de Hıncal Uluç olsam kendimce ne olur yani. Neyse, o mekanda, çaya kesinlikle para almıyolar. Ben de bazen sadece çay içmek istediğimde, bir eziliyorum, bir büzülüyorum, anlatamam. Ama başka bir yere de gitmek istemiyorum. Çayı paralı içmeyi teklif ettiğimde, sanki çok büyük bir hakaret etmişim gibi davranıyorlar. Galiba ben orayı en çok da bu yüzden seviyorum. Abi bir tavırları var. Galiba bu yüzden arıyorum arkadaşlarımı orada iken. Biz belki de millet olarak abi seviyoruz ya, bu yüzden. Mesela, ustaların ustası Metin Üstündağ’a dergide, Metin usta demiyoruz, Metin abi diyoruz. Biz abi seviyoruz. Kim bize abilik yaparsa onun yanında oluyoruz. Bazen kendimizden küçüklere bile, gayriihtiyari, abi diyoruz. Bence biz bu yüzden güzel insanlarız. Abi kültürüyle büyümüşüz, abisiz kalmak hiç istemiyoruz. Günün birinde aslan gibi bir abi olmak istiyoruz. Çünkü o an geldiğinde çok mutlu olacağımızı, çok iyi biliyoruz.
Nerede bir, bisiklet kaskıma, ÅŸapka diyen bir insanla karşılaşırım, o anda sevinçten gözlerim yaÅŸarır. • Nerede bir restoranda, açık havada, uçmasın diye, peçetesini tabağının altına sıkıştıran bir insan var, bence orada, bizden bir insan var. Devamını Okumak için »
Tem 25th
Yaz geldiÄŸi zaman televizyon programları daha da komik ve enteresan hal alıyor.Kanal sahipleri çok izlenmeyeceÄŸini bildiklerinden olsa gerek yapımcıları saldım çayıra mevlam kayıra ÅŸeklinde serbest bırakıyorlar. Öyle saçma sapan programlar var ki o saçmalıkları izlemekten alıkoyamıyorum kendimi. Evlenme programlarına daha evvel de deÄŸinmiÅŸtim ama durumun giderek vahim bir hal aldığını ve bu programların gece saat 12′lerde bile yayınlanmaya baÅŸladığını gördüğümü belirtmek isterim. Ya hu bir insan gece gece, komik valla.
Şarkı yarışmaları ise daha bir komik. Gayeleri yeni Ajdarlar çıkarmak sanırım. Roman starlar var bir de. Az önce de anneleri ya da babalarıyla dans ederek yarışan bir takım insanları gördüm. Komik milletiz komik.
Açın istediğinizi izleyin. Rehberde bunlar var.
Tem 23rd
Biliyorum ki bu filmi de bir çoÄŸunuz izledi. Ben her zamanki gibi geriden geliyorum. Bugün kendime film izlemek için zaman ayırdım ve uzun süredir zihnimdeki izleyeceÄŸim filmler listesinin tepelerinde bulunan filmlerden birisi olan “Requiem For A Dream” [Bir Rüyaya Ağıt] filmini izlemeye karar verdim.
Film 2000 yılında yapılmış. Yani tam 8 yıllık. Internet Movie Database (IMDB) Top 250 listesinde kendisine 62.sırada yer edinen film benim izlediğim nicelik olarak az nitelik olarak kaliteli olan filmler arasında da topliste girmeyi başardı.
Şunu öncelikle söylemeliyim ki filmi çoğunlukla psikolojik bir seyirde ilerlemekte. Eğer aksiyon dolu filmleri seviyorsanız,
bunu sevmeyebilirsiniz. Lakin ben psikolojik ve felsefe dolu filmlere hayran olduğum için bu filmi de çok beğendim.
Filmin konusu Hubert Selby‘nin romanından uyarlanarak beyaz perdeye aktarılmış. Yapanların babalarına rahmet
İzleyen kesim, özellikle de gençler “uyuÅŸturucu” gibi bataklıklara düşmeden evvel uyarılacaksa bundan daha güzel bir film olamaz diye düşünüyorum.
Filmi izlediÄŸinizde “konusu nedir” diye soranlara pek cevap veremeyebilirsiniz. Lakin konu genel olarak “uyuÅŸturucu illeti” diyebilirim.
Şu yazıda da belirtildiği gibi film birbirine bağlanmış iki olguyu içermektedir. Tutku ve Bağımlılık.
Daha önceki film yazılarımda da yaptığım gibi size ayrıntılı olarak konuyu anlatmayacağım. Yoksa siz izlediğinizde pek manası kalmaz.
Filmdeki dört karakterin (anne ve oÄŸlu, oÄŸlunun kız arkadaşı ve siyahi arkadaÅŸları) aynı illetin bağımlısı olması ve onu elde etmeye çalışırken düştükleri durumlar ve bu durum altında yok olup giden hayaller…
Filmin sonundaki bebeÄŸin anne karnında durduÄŸu gibi duran karakterler “insanların sığınacakları birer liman ihtiyaçları” nı çaÄŸrıştırırken, güvenli tek yerin anne karnı, anne kucağı olduÄŸu mesajını veriyorlar.
Değinmeden geçilemeyecek bir şey ise filmin tabii ki müzikleri. Harikaydılar.
Bu filmi mutlaka izleyin ve izletin.
Filmin MüziÄŸini Dinlemek İçin Play’a basınız.
Ne demiÅŸler ?