Archive for Nisan, 2008

Anayasanın 18. Maddesi

Sınıfıma bir anayasa kitabı getirdim. Öğrencilere vererek incelettim. Değiştirilemeyecek maddelerini de okudum. Öğrencilerime anlayacağı bir dille 18.maddeyi açıkladım.”Kimse zorla bir işte çalıştırılamaz., istemediği bir işi yapmaya zorlanamaz.”

Aradan birkaç gün geçmişti. O gün sınav yapacaktım. Tahtada kocaman harflerle iki kelime gördüm. “Anayasanın 18. maddesi”

Öğrencilerime bunu niçin yazdıklarını sordum, sınav istemediklerini söylediler. Ben de sınavı erteledim.

Yine aradan bir zaman geçti. Diğer sınıflar geziye gidecekti.

Öğrencilerim,

-Öğretmenim diğer sınıflar geziye gidiyor biz de gitmeyecek miyiz , diye sordular. Ben de,

-Hayır, biz gitmiyoruz.

-Neden?

Beklediğim an gelmişti. Hiç sesimi çıkarmadan yerimden kalkıp tahtaya şu iki kelimeyi yazdım. “Anayasanın 18.maddesi”

Mesajım yerine ulaşmıştı.

Devamını Okumak için »

Nihayet İnsanlık Öldü

Nihayet insanlık öldü. Haber aldığımıza göre,uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık,dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre,’yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde,’insanlık öldü mü?’ ya da ‘insanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakta yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar,telgraflar yağmıştır;herkes,insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir.

Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsada,yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru lduğunu göstermiştir. Evet,insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler,ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat,insanlık aleminin bu büyük kaybı,birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir;o kadar ki,bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır.

Devamını Okumak için »

Doğumunun 1000.Yılında Kaşgarlı Mahmud

kasgarli mahmudBaykara Dergisi doğumunun 1000.yılı nedeniyle Kaşgarlı Mahmud‘u daha iyi anlayabilmemiz için bir panel düzenlemeye karar vermiş. Bilindiği gibi bu 2008 yılı UNESCO tarafından Kaşgarlı Mahmud yılı olarak ilan edilmişti. Panelde konuşmacı olarak hocam Doç.Dr.Bilgehan Atsız Gökdağ, Prof.Dr.Gürer Gülsevin, Yrd.Doç.Dr.Osman Karatay, Yrd.Doç.Dr. Yavuz Bayram ve Şair Ayşegül Özarslan da bulunacakmış.

Hitit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde yapılacak olan Panel 25 Nisan 2008 Cuma Saat 16.00 da Turgut Özal Konferans Salonunda başlayacakmış. Herkes davetliymiş.

Yakın bir yerlerde olsaydı gitmek isterdim.

Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları

Üç yıldır Nisan ayının son Cuma günü yapılan “Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları” çalıştayının dördüncüsü 25 Nisan 2008 günü toplanacak. Çalıştay, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Fındıklı’daki oditoryumunda yapılacak ve başlığı da “Şiirden Nesre Eski Türk Edebiyatında Türler” olacak.

“Sebk-i Hindi” ve “Eski Türk Edebiyatına Modern Yaklaşımlar” konulu İlk iki çalıştaytayda sunulan bildiriler, Turkuaz Yayınları’nca basılmıştı. İkinci toplantının devamı niteliğindeki üçüncü çalıştayın bildiri kitabı da bu yılki çalıştaya yetiştirilecektir.

Çalıştay dizisi, Yıldız Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Hatice Aynur ile Ali Emre Özyıldırım, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Müjgan Çakır ile Hanife Konçu ve University of Washington Department of Near Eastern Languages and Civilizations’tan Selim S. Kuru tarafından düzenlenmektedir ve düzenleyiciler konuya ilgi duyan herkesi aralarında görmekten mutluluk duyacaklardır.

IV. Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları Çalıştayı
Şiirden Nesre Eski Türk Edebiyatında Türler
25 Nisan 2008
İstanbul

Devamını Okumak için »

Garfield Oldum

garfieldSon zamanlar eski düzenimde yazamıyorum. Sebebini tam olarak bilmiyorum ama çeşitli öngörülerim de yok değil. Öylesine yorgun hissediyorum ki kendimi bugünlerde geceleri yatasım, sabahları da kalkasım gelmiyor. Her yere bahar geldi ama Ankara’da bahara henüz kavuşamadık. Adı var ama kendisi yok. Hava sürekli kapalı ve yağmurlu ( bin şükür ). Bundan şikâyetim yok elbette ama sabahları sanki bu hava benim üzerime basıyor, kalktığımda kendimi dayak yemiş boksör gibi hissediyorum. Sadece öyle olsa yine kendimi Garfield olarak görmeye başladım. Sürekli uyuyan, uyandığında da yemek yiyen bir tip. Ah bir de şu sınavlara çalışma stresi olmasa değmeyin keyfime.

Garfield dedim de küçükken pek severdim zat-ı muhteremi. Hoş şimdi de ara sıra denk geldiğimde keyifle izlemiyor değilim.Evin içinde evin sahibinden daha otoriter bir şekilde dolaşıyor. Hakikatten he ev sahibi de pek hımbılmış. Ulan altı üstü bir kedi höt desene, evini altını üstüne getiriyor falan. Bir de evin köpeği vardı o ev sahibinden de tırsak. Çizgi film dünyası işte, oluyor böyle şeyler. Pek takmamak lazım. Bir ara da Tom ve Jerry , Silvester ve Tweety’ ye değineyim.

Adioz.