Erkan Hirik
Bir Tutam İroni
Bir Tutam İroni
Nis 27th

Facebook‘a bir zamanlar üyeydim. Güzel de gidiyordu eski arkadaÅŸları falan bulup “aaa ne kadar deÄŸiÅŸmiÅŸ”,”ya hu hiç mi deÄŸiÅŸmez” bir insan gibi kiÅŸiye göre söylemlerde bulunduk. Zaman geçtikçe arkadaÅŸ listem kabardı. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite falan derken tüm eÄŸitim yaÅŸamımdan bazı arkadaÅŸlar listeme giriverdi.
Daha sonra baktım ki milletin derdi baÅŸkaymış. Birbirini görmekten çok “hmm onun listesinde kimler var”, “x kiÅŸisi y kiÅŸisinin listesinde ne geziyor” gibi saçma sapan durumlar ortaya çıktı. Ha bir de ilkokul arkadaşımla ne konuÅŸcam ben bunca yıl sonra. Orası da ayrı bir muhabbet zaten. iyice wall olayları falan fw iletiler çöplüğüne dönmeye baÅŸlamıştı. Yok rakı, yok dansöz göndermelere falan bir ÅŸey dememe lüzum yok. Üstüne üstlük o yetmezmiÅŸ gibi “Kahrolsun Pkk diyenler gurubu”,”bilmem kaç kiÅŸi olunca bilmem ne olacak grupları” ,”ankaralı kızlar izmirlilerden güzel”gibi acayip mantık dışı olaylar da geliÅŸmeye baÅŸlayınca, hop dedik. Kendi kendime seslendim “kalk gidelim küheylan” dedim. Kalktım ve gittim. Geri döner miyim? Hayır. Bir Erkan Hirik var orada ama o ben deÄŸilim, feyk o.
Nis 22nd
Blogumda siyasi yazılar yazmaktan hoşlanmıyorum. Aslında ironi ve absürt yazılar için çok ideal bir alan ama işin içinde o kadar pislik var ki inanın midem bulanıyor artık. İnsanlarım kavramları karıştırması falan çok komiğime gidiyor. Neyin ne olduğunu bilmeden konuşuyorlar falan. Aynı şeye birisi koltuk diyor, diğeri yok efendim o koltuk değil kanepe. Diyorum ya kimse neden bahsettiğini bilmiyor aslında. Bakıyorum eğleniyorum onlara. Ne cahil adamlar falan bile diyorum içten içe.
Malumunuz iktidar partisi olarak AKP bir kapatma davası ile karşı karşıya. Açıkçası sonunun ne olacağını pek merak etmiyorum. Ancak alanımla da ilgili olması hesebiyle hocamlarımdan Prof.Dr.Mehmet Kara‘nın yaptığı bir çalışma Zaman Gazetesi’ne konu oldu. AKP ve Dilbilim alakasız gibi duruyor ama bilimsel bir çözümleme söz konusu olunca
iÅŸin siyasetten çok benim alanımla ilgili olduÄŸunu düşündüm ve “yazıyım ben bu haberi blogumda” hissiyatını içimde duydum. Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan iddianamenin tam metni “içerik analizi” yöntemi ile Prof.Dr.Mehmet Kara ve ekibi (Yrd.Doç.Dr.Atakan Kurt ve ArÅŸ.Gör.Melek OKTAY) tarafından incelenmiÅŸ. “İçerik Analiz Yöntemi”nin ne olduÄŸunu ve analizin sonuçlarının ne olduÄŸunu görmek için Zaman Gazetesinin ilgili haberine bakabilirsiniz.
Enteresan.
Nis 22nd
Bugün Earth Day yani Dünya Günü. 22 Nisan 1969 da başlayan bu etkinlik hem çevreyi koruma bilinci yerleştirmek
hem de Dünya’nın doÄŸum gününü kutlama amacı taşıyor. ABD’li Senatör Gaylord Nelson tarafından baÅŸlatılan bu sembolik doÄŸum günü Google gibi büyük firmalar tarafından da desteklenmekte. Bu konuyu yazarken fark ettim ki Recep Hilmi Tufan isimli bir blog benden önce davranmış ve Google’ın konu ile ilgili geçmiÅŸ logolarına da yer vermiÅŸ. Buradan bakabilirsiniz.

Tema vakfı da bu konuyla ilgili 2004 yılında bazı bireysel olarak yapabileğimiz şeyler önermiş;
* Hem yağmur suyunun akışa geçmesini önleyecek hem de yeraltı su kaynaklarımızı besleyecek yeşil bitki örtüsünü koruyabilir, örneğin ağaç dikebiliriz,
* Çimenlik alanlarda ve bahçelerde doğal bitkiler, çimler kullanabilir ve sulama için yalnızca doğal yağıştan yararlanabiliriz,
* Daha az ürün satın alıp, daha az tüketebiliriz,
* Daha besleyici, daha az et içeren bir beslenme biçimini benimseyebiliriz,
Su ve enerji verimli cihaz ve tesisatlar kullanabiliriz,
* Siyasetçileri sulak alanları, aküferleri ve boşaltma havzalarını korumaya yönelik yerel arazi kullanımı yasalarının çıkarılmasına teşvik edebiliriz/zorlayabiliriz,
* Su koruma stratejilerini denetlemek ve uygulamak için yerel su yönetimi kurullarında görev alabiliriz
gibi.
Kutlu Olsun.
Nis 22nd
Bugün yazın geldiğini hissederek ve yaşayarak gördüm. Benim için takvimlerin pek manası yok.Ben gördüğüme inanırım.
Ama bu kez gördüklerimden çok yaşadıklarım beni şettirdi.Yazın geldiğine kanaat getirmem için;
-Geceleri uyurken terlemem lazım,
-O terden dolayı gıcık olmam uyanmam lazım,
-Gündüzlerin acayip uzun olduÄŸuna “lan akÅŸam da olmadı” diyerek kanaat getirmem lazım,
-Çat diye sabah olması lazım,
-Bilgisayar başında atlet ile oturunca bile üşümemem lazım, ![]()
-Dışarı çıkınca hemen içeri giresimin gelmesi lazım,
-Camlar kapalı evde duramamam lazım,
-Çocukların aksama kadar sokakta bağrışması lazım,
-Tshirt giymeye başlamam lazım
-vs, vs
Bugün itibariyle bu ÅŸartların tamamı olgunlaÅŸtı ve “yaz gelmiÅŸ be” dedim.
Bitti.
Nis 19th
başta hürriyet gazetesi olmak üzere türk medyasının internet gazeteciliğine yeni bir açılım getiren yaklaşımı. dünyada örneği var mı bilmiyorum ama olsa olsa bulvar gazetelerinde vardır; biz de ise en yaygınından en dandiğine çoğunda var. gazetecilikte önce haberi haber yapan şartlar oluşur sonra fotoğraf bulunur ya; artık bu süreci terse çevirdiler sağ olsunlar. (gerçi fotoğrafın haber olduğu durumlar da vardır ama onlar istinaidir) önce diyelim ki, üçer beşer kate moss fotosu topluyorlar sonra haber metnini yalapşap oluşturuveriyorlar. sonra nutuklar atılıyor işte gazetecilik refleksleri falan; ertuğrulcuğum sağ olsun yarın bunu büyük bir buluş olarak sunuverir neme lazım.
bu arada seksi fotoğrafları için tıklayınız:
http://www.hurriyetkurumsal.com/images/icrakurulu2.jpg
Ne demiÅŸler ?