Aylık Arşiv Şubat, 2008.


Nefesimi Kesecek Anlar

İronik

Efendim bir mimleme olayıdır gidiyor. Zaten gerçek hayatta da mimli birisinin bir mime daha sahip olması mimin şeddelenmesi manası geldi. Bu da itikadımca pek görülmemiş bir durum olarak zuhur etti. Blograzzi cemaatinin etkisiyle sanırım yakuter‘den kaan efendiye oradan da bana sıçrayan bu mimleme olayını ben mimleyecek adam bulamayışımdan ötürü kendimde bırakıyorum. Varsın ötekiler düşünsün.

“işte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak”

  • Prof.Dr. ünvanını kazandıktan sonra sosyal alandaki düşüncelerini kamu oyuna sunmak
  • Takır takır İngilizce konuşurken, İtalyanları anlamak, Fransızlara fransız kalmamak, Rusçayı bilmek.
  • Hem milletvekili hem öğretim üyesi hem de Beşiktaş JK başkanı olmak.
  • Denizi gören bir dağın tepesinden paraşütle denize doğru uçmak, yaklaşınca da paraşütten ayrılmak.
  • Helikopter ile İstanbul üstünde gezmek.
  • Uzun atlamada en kısa atlayışı yaparak rekor kırmak.
  • Evlenip çocuk sahibi olmak ve onunla top oynamak.

“yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim”

  • Oturup saatlerce kitap okumak.
  • Her gün düzenli olarak spor yapmak.
  • Bir gün bile olsa erken yatmak, erken kalkmak.
  • St.Petersburg’a gitmek.

“bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa”

Ya 17.yy’da doğmak ya da 1970 lerde yaşamış olmak isterdim. Ya tarihi görmek ya da bir zamanlar sokaklarda cirit atan şimdi ise yalnız yeşilçam filmlerinde gördüğümüz Chevrolet’lere sahip olmak, İspanyol paça pantolon giymek isterdim.




Yorum Yok

Tuğra Nedir?

İronik

Tuğra, Oğuz Han’dan itibaren hükümdarın yazılı alameti olarak kullanılmaya başlamış bir Türk icadıdır.
Kaynaklarda bununla alakalı bir takım bilgiler geçmekte:
Divan-ı Lügati’t-Türk:
Tuğrağ: Tuğra, tura. Hakanın mührü, buyrultusudur. Oğuzca, Türkler bilmez. Ben de aslını bilmiyorum.
Lehçe-i Osmani: Nişan-ı padişahi, Tuğra-ı Garra aslı Türki’dir. Tuğra, turga, tuğrul, Farsçada toğri ve tuğrı, iki kanadı açık toğan ve bir tür yırtıcı büyük doğan. Nişan-ı Hakani kabul edilmiştir. Oğuzlar hakanının nişanı ondan yazı ile taklid olunmuştur".

Devamını Oku »




Yorum Yok

Birisi Shakespeare mi dedi ? 66.Sonnet

Sanat

"Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e,
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama."

 

Çev: Can Yücel




Yorum Yok

Freedom! ya da Özgürlük!

Video

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=M9uO8YAF_lg]

 

Freedom isn’t impossible !




Yorum Yok

Toprak Esanslı Yağmur Kokusu

Gönülden, Sanat

toprak yağmur erkan hirikBöyle olunca küçükken sevindirik oldum derdim. İçimde bir şeyler kımıldıyordu sanki.Hayır aşk değildi bu. Kokusunu, sağa sola serpilişini “özlem”iştim. Hani filmlerde olur ya; mahallenin yakışıklı delikanlısı ya da güzel kızı yoldan geçerken herkes camlara doluşur işte tam da öyleydi. O delikanlı gibi haşmetliydi, o kız kadar işveliydi.

Çektim çekebildiğim kadar içime, baktım ona doyasıya. İzledim onunla vuslata erişen “şey”lerin hallerine. Ağaç, toprak, yol, kaldırım…Solgun yaprak bile özlemişti onu. Her şey ve herkes pür dikkat olmuş onu izliyordu. Ne ben saklayabiliyordum, ne de başkaları saklayabiliyordu ona olan hayranlığını. Rüzgâr estikçe cilvesine cilve, haşmetine haşmet katıyordu. Sokak köpekleri…İnat mı ediyorlar bilmiyorum, geziyorlar ortalıkta. Bulunduğumuz yer farklı ama bakışlarımız ortak, dualar müşterek…”Gitme hep yağ yağmur” dercesine bakıyorduk. Yaz boyu dudaklarımızın kuru oluşu gibi suyun yokluğu belli ki herkesi bir noktaya getirmişti. Özlemiştik kokusunu, sesini. Göz kırpmak, onun bir anını kaçırmak demekti. Öylesine özlemiştim ki bunu göze alamıyordum. Sanki bir ben değil herkes öyle gibiydi.

Devamını Oku »




Yorum Yok
« Önceki Yazılar
Sonraki Yazılar »